Almanya’da MİT faaliyetleri…

Geçtiğimiz günlerde Ağrı’nın Diyadin Belediyesi’nde kapının önüne kurulan polis arama noktasında makam şoförüne yönelik uygulamaya tepki gösteren belediye eşbaşkanları bizzat polis tarafından darp edildi, üstelik ters kelepçelenerek.

Darp öncesi polislerden birinin HDP Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir’e, “Ben burada devletim” dediği de yansıdı.

Yine şaşırmadık…

Devlet hanesinde Kürtlerin tanımı “terörist”.

Kürtlere yakın duran herkes bu çerçevede tanımlanıyor. Gerçi bu tanımlama için artık Kürt olmaya gerek yok. AKP’li değilsen “teröristsin”.

Almanya’nın tutumu aynı çerçevede olmasa da, çok farklı değil. Özde Kürtleri kriminalize eden bir yaklaşım söz konusu. Türkiye’yi incitmekten ise oldukça imtina ediliyor. Bu tutumu Kürt kurumlarını yasaklarken, Kürtleri yargılarken gözlemleyebiliyoruz.

Geçtiğimiz hafta Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı 2018 yılı raporunu açıkladı. Raporda Kürtleri kriminalize eden yaklaşımın devamını görmek mümkün.

Hatta 24 Haziran seçimleri öncesinde HDP’ye destek amacıyla yapılan gösterilerin, kutlamaların büyük bölümünün “PKK yanlıları” tarafından organize edildiği iddia ediliyor, ki bu sadece örneklerin bir bölümü.

(Önceki gün açıklanan Nordrhein Westfalen (NRW) Eyaleti Anayasa Koruma Teşkilatı’nın 2018 yılı raporunda ise birçok tekrarın yanı sıra Barzaniler (PDK) tarafında 25 Eylül 2017’de Güney Kürdistan’da yapılan ‘bağımsızlık referandumu’ bile PKK’ye mal edilmiş.)

Bu yıl açıklanan raporda önemli bir diğer ayrıntı da MİT için ayrı bir başlık oluşturulması.

Anayasa Koruma Teşkilatı (BfV) raporunda, “Almanya’daki Türkiye kökenli topluma ve Alman toplumunda siyasi irade ve karar alma sürecine nüfuz etme çabalarının” MİT’in faaliyetleri kapsamında olduğu belirtiliyor.

Almanya’nın, MİT’in Türkiye dışındaki öncelikli hedefi olarak kalmaya devam ettiği, Türkiye’deki siyasi gelişmelerden ve ülkenin yaşadığı ekonomik zorluklardan bağımsız olarak Türk istihbaratının faaliyetlerinin yoğunluğunun aynı yüksek seviyede kalacağı uyarısında bulunuluyor.

MİT’in Almanya’da, resmi kurumlar da dahil, birçok organizasyon aracılığı ile nasıl örgütlendiğini birçok kez işledik. Almanya’nın MİT eksenli davalarda soruşturmaları nasıl boşa çıkardığını da. Burada tekrara girmeyelim.

MİT’in özellikle Kürtlere yönelik faaliyetlerini de genişçe işledik. Bu faaliyetlere her geçen gün yenileri ekleniyor.

Geçenlerde AKP’nin özellikle dış politikalarını belirleme noktasında etkili olan

SETA kurumu tarafından hazırlanmış “Avrupa’da PKK yapılanması“ başlıklı bir kitapçık ile karşılaştım, ki aynı kurum tarafından geçtiğimiz yıllarda aynı başlıklarla paneller düzenlenmişti. Kitapçıkta Almanya’ya önemli bir yer ayrılmış ve temelde Kürt kurumlarının tamamı PKK’nin kurumları olarak veriliyor. Alevi kurumlar, Kürtlerle ortak çalışan kurumlar da bu sınıflamaya dahil edilmiş. Sunumda Alevileri bölmeye çalışan, bir arada değil de mesafeli durması gerektiği telkinini inceden salık veren bir yaklaşım sezmek mümkün. Devletin yaklaşımı birebir bu raporlara yansıtılıyor. Bu raporlarla insanlar, kurumlar kriminalize ediliyor.

SETA’nın bu verilerinin MİT’i beslediği aşikar, MİT’in ise bu kurumları…

Almanya bir taraftan raporlar hazırlayarak MİT’in faaliyetlerini gözler önüne seriyor, diğer taraftan faaliyetlerini rahatsız edici buluyor, fakat rahatsız olduğu duruma yönelik adımlarda tali bir yol izliyor. Bu politikalarını nasıl ve ne kadar sürdürecekleri ise merak konusu…

Yazarın diğer yazıları