Almanya’nın ‘güvenli bölge’ hizmeti…

Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer beraberinde bir heyet ile Ankara’ya giderek Soylu ile görüştü. Mülteci krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçmek amacıyla hem Ankara, hem de Atina’da görüşmeler yapıldı. Fakat Almanya açısından asıl önemli durak Ankara. Orada yapılan görüşmelerde tema mülteci sorunundan çok daha fazlası.

***

Almanya’da mülteciler ve ülke içinde yarattığı sorunlar uzun bir süredir tartışılan konuların başında geliyor. Almanya’da hali hazırda çoğunluğu Suriye’den olmak üzere 1.2 milyon civarında mülteci yaşıyor. O nedenle Almanya artık yeni bir mülteci akınını kabul etmek istemiyor. Zira çözüm stratejileri bir türlü hayata geçirilemediği için, sorun da giderek derinleşiyor.

Ülkede aşırı sağ örgütlenmelerin en güçlü argümanı da mülteciler. Bu zeminden faydalanarak kendilerine meşru bir zemin hazırlıyorlar, ki şimdi aşırı sağ örgütlemeleri için bu zemin çok daha güçlü.

Avrupa için mültecilere yönelik kendi sınırları dışında oluşturulan her türlü çözüm desteklenebilir nitelikte. Nitekim bu Erdoğan’ın Avrupa’ya mesaj vermek istediği zaman “kapıları açma” tehditlerini dikkate değer kılıyor.

Her defasında abartılarak belirtilen mülteci sayısı ve giderler, Avrupa’yı bu yönde biraz daha sıkıştırmak hedefli. Oysa Alman Entegrasyon ve Mülteci Araştırmaları yayınladığı bir istatistikte Türkiye’de söylendiği gibi 3.6 milyon Suriyeli mülteci bulunmadığını, 2 milyon 700 bin ile 3 milyon arasında bir rakamın “gerçekçi” olduğunu belirtti.

Son olarak Erdoğan güvenli bölge planını hayata geçirmek için yine Avrupa’ya mülteciler üzerinden mesaj gönderdi: “Oldu oldu. Olmadı, biz de kapıları açmak zorunda kalırız. Bu yükü sadece biz mi çekeceğiz?”

Bu sözlerin devamında Erdoğan güvenli bölge için hedeflediği rakamları da telaffuz etti: “Hedefimiz Suriyeli kardeşlerimizden en az 1 milyonunu 450 kilometrelik sınır hattı boyunca oluşturacağımız güvenli bölgede iskan etmektir. Gerekirse dostlarımızdan alacağımız desteklerle yeni şehirler inşa ederek bu bölgeyi Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getirmektir.”

Erdoğan meclis açılış konuşmasında da bu mesajlarını tekrar etti, ki özellikle uluslararası alacağı destekle projelerini başlatacaklarının altını çizdi.

Almanya daha öncesinden verilen bir soru önergesine yanıtta ‘güvenli bölge’ planları ile ilgili herhangi bir malumata sahip olmadıklarını söylemişti. Oysa Seehofer’nın mülteci sorununu çözmek maksadıyla yaptığı Ankara ziyareti ve muhtemel anlaşmalar, bu cevabın geçiştirmek maksatlı verildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Erdoğan’ın “mültecileri güvenli bölgeye yerleştirme” planı yeni bir savaş planıdır. Nasıl, nereye, kimleri yerleştireceği de bu plan dahilinde işleyecek. Güvenli bölgeden kasıt orada kendi hegemonyasını kurmaktır. Uluslararası yardım dediği de bu planı harekete geçirmek için mülteci kartlarını oynayarak kotardığı destek. Kürtleri yok sayarak, işgal ettiği topraklarda tekrardan ve tekrardan demografik yapıyı kendi lehine değiştirmek istiyor.

Seehofer’nın ziyareti de bu planlardan bağımsız ele alınamaz. Almanya’nın bu adımla yaptığı Erdoğan’ın kurmak istediği ‘güvenli bölge’ye hizmet etmektir. Seehofer’nın, “Biz Türkiye’ye her konuda destek olmaya hazırız“ açıklamasını da böyle okumak gerekiyor.

Yazarın diğer yazıları