Almanya’nın yardım eli…

Türkiye’de seçimlerin ardından ekonominin tepetaklak olacağı bütün analistlerin malumuydu. Nitekim seçimlerin ardından bu kötü gidişat giderek daha da netleşti. Erdoğan’ın 100 günlük icraat projesi, Albayrak’ın ekonomide yeni yol haritası ekonomiyi dengelemek yerine daha da dibe çekmeye devam ediyor.

Kriz Rahip Brunson olayına bağlanarak, aslında esas meselenin üstü örtülmeye çalışıyor. 
Şimdi revaçta olan rahatlatma söylemleri ise döviz kurunu daha da hareketlendiriyor. Zira Erdoğan “Dolar molar bizim yollarımızı kesmez. Hiç endişe etmeyin” çağrıları yaparak vatandaşın yastık altına göz dikiyor, Albayrak’ın “Herkes net bir şekilde görmektedir ki artık dolar güvenilirliğini yitirmiştir” gibi açıklamaları, yükselen kuru bir o kadar destekliyor.

Cefasını halkın çekeceği kriz giderek derinleşiyor ve bu daha iyi günlerimiz. Elbette seçimden hemen önce başlayan, sonrasında birden parlayan bir süreçten bahsetmiyoruz. Krizin temelleri AKP’nin 16 yıllık iktidarı süresince uyguladığı iç ve dış politikaların getirisidir.

***

Türkiye’nin gerek siyasi, gerekse ekonomik alanda dar gün dostu Almanya bu kriz süresince misyonunu tekrardan yerine getiriyor. 
Merkel’in, ekonomik olarak istikrarsız bir Türkiye’nin kimsenin çıkarına olmadığını belirten açıklamasına karşılık, Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, ABD’nin Çin ve Türkiye’ye ek gümrük vergisi uygulamasını eleştirdi, “Bu ticaret savaşı ekonomik büyümeyi hem yavaşlatıyor hem tahrip ediyor hem de yeni belirsizlikler ortaya çıkarıyor” diyerek restleşmeleri kınadı.

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak ise Altmaier’e sözlerinden ötürü teşekkür etti. 
Şimdi kriz yumuşatmalarında havuz medyasındaki tartışmalarda öne çıkan en büyük argüman ise dolayısıyla Almanya’nın desteği. 
Elbette bugün Türkiye’deki ekonomik krizden en çok etkilenecek ülkeler arasında Almanya yer alıyor.

Zira gerek karşılıklı yatırımlar, gerekse aktarılan borçlar, dolayısıyla alacaklar, şimdiden Alman piyasasını diken üzerine çekmiş durumda. Almanya uzun vadede Türkiye yatırımlarını giderek büyütme hedefinde.
Ekonomik krizin ardından açıklanan verilere göre Alman bankalarının Türkiye’den 21 milyar Euro civarında alacakları bulunuyor.

Alman basınında rahatlanma argümanı ise, örneğin Fransız finans kurumlarının alacaklarının Almanya’nın iki katı, İspanya finans kurumlarının ise Almanya’ya göre 4 kat daha fazla alacağı bulunması. Avrupa bankalarının toplamda Türkiye’den 150 milyar Euro dolayında alacakları bulunuyor.
Sonuç olarak kriz münasebetiyle Avrupa’nın Türkiye’yi finanse ettiği de rakamlarla ayyuka çıkmış durumda.

Her ne kadar kredilerin sigortalanmış olduğu belirtilse de, gerek alacak meselesi, gerekse hisse senetlerindeki düşüşler kaygı yaratmış durumda. Çünkü ekonomik bir kriz mevcut alacakları değil, gelecekteki yatırımları da etkileyecek boyutta.

***

Erdoğan 28-29 Eylül tarihleri arasında Almanya’ya bir ziyaret gerçekleştirecek. Ekonomik ve siyasi krizin derinleştiği bu süreçte, bu ziyaret her ülke açısından oldukça stratejik. 
Ekim ayında Türkiye’ye gideceğini söyleyen Ekonomi Bakanı Altmaier Türkiye ile ekonomik ilişkileri ilerletmek istediklerini açık ve net olarak ifade etti.

Altmaier, bu ziyaretinde Türkiye’de bulunan yedi binden fazla şirketi temsil edeceğini belirtti. Altmaier Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasından yana olduğunu da laf arasında sözlerine ekledi.

Zira Türkiye ile mülteci anlaşmasının da tehlikeye girmesi istenmiyor. 
Erdoğan’ın Almanya ziyareti de bu bakımdan yeni anlaşmalar ve teminatlar olacağının sinyallerini taşıyor. Türkiye’yi bu krizde beslemek isteyen Almanya, Türkiye’nin demokratikleşmesi, insan hakları gibi zaruri gereksinimler için ise, sadece temennilerini dile getiriyor.

Yazarın diğer yazıları