Almanya’nın ayakkabı kutusu İsviçre’de mi?

Almanya Gündemi

Türkiye 17 Aralık sabahı yepyeni bir gündemle uyandı. Hem öyle sıradan bir iki haftada geçiştirilecek bir gündem değildi bu kez. Hükümet ve Gülen Cemaati çatışmalarının son perdesi olan rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının start olarak, tarihin yapraklarına kalın harflerle yazıldı. Bakan çocuklarından tutunda, işadamlarına kadar birçok kişi gözaltına alındı. Ayakkabı kutularında milyonlarca para bulundu. Ayakkabı kutuları sosyal medyada yolsuzluğun sembolü olarak kabul gördü, protestolara ilham kaynağı oldu. Operasyonlar nihayetinde Başbakan Erdoğan ve oğluna kadar uzandı. Başbakan’ın ses kayıtları ile süreç final yaptı. Üstüne üstelik Başbakan, telefon görüşmelerinin yer aldığı ses kayıtlarını üstü kapalı şekilde kabul etti. Bu süreçte hükümet ve çevresinin ne kadar büyük mevlalarla iş yaptığını ve yaptırttığını görme fırsatına eriştik. Bir taraftan bu operasyonlar devam ederken, bir taraftan ise hükümet bir takım kanunlarda değişikliğe gitti. Herşey öylece gözümüzün önünde oldu.
Türkiye’de bunlar olurken Almanya’da da yolsuzluk haberleri gündemdeydi. Yolsuzluk gündeminin konusu ise ‘Vergi kaçakçılığı’. Almanya’nın en başarılı ekibi olarak görülen Bayern Münih Futbol Kulübü Başkanı Uli Hoeness’in vergi kaçakçılığından yargılandığı dava görülmeye başlandı. Hoeness’ın vergi kaçırdığını itiraf etmesi davanın neticelenmesinde zaman kazandıracak. Almanya’da bir süreden bu yana devam eden ve CD’lerin ortaya çıkmasıyla birlikte alevlenen ‘Vergi kaçakçılığı’ gündemi, Hoeness’in davası ile birlikte tekrar zirvedeki yerini alırken, vergi kaçıranların ortak beyanı bunun bir hata olduğu yönündeydi.
Hoeness’in mahkemesinin çabuk sonuçlanmasının nedeni Alman vergi yasalarına dayanıyor. Yasaya göre eğer kişi kendini maliyeye ihbar ederse, önemli bir oranda ceza indirimi alıyor. CD’lerin ortaya çıkmasıyla beraber, hatırı sayılır mevlada kazazade(!) kendini ihbar etti. İşte Hoeness’te geçen yıl Ocak ayında ceza indiriminden yararlanmak amacıyla kendini ihbar edenler arasında idi. Üstelik İsviçre bankalarına 33 milyon Euro yatırarak, faiz gelirlerini bildirmediğini beyan etmişti. Hoeness mehkemede daha yumuşak bir tavır segileyerek, ‘Aslında 3,5 milyon lira değil, 18,5 milyon Euro kaçırdım’ itirafında bulundu.
Nitekim vergi kaçıranlar listesinde bir tek Hoeness’un ismi deklere edilmedi. Birçok ünlü ismin yanında, feminist düşünceleri ile tanınan Alice Schwarzer’ın adı da liste de geçen isimler arasında. Schwarzer’da İsviçre’deki banka hesabından dolayı ihbarda bulunarak ceza indiriminden faydalandı. Schwarzer kendisinin kayıt dışı hesabı olanlar arasında olmadığını belirterek, vergi dairesiyle anlaşarak 200 bin Euro ödediğini beyan etti. Spiegel dergisinden duyurulan habere karşı Schwarzer ateş püskürmüş, suçlamaları kabul etmeyerek, banka hesabını kapattığını ve bunun bir hata olduğunu belirtmişti. Feminist düşünceleri ile tanınan Schwarzer’nın böyle bir konu ile gündeme gelmesi ise şaşkınlık yaratmıştı. Spiegel, Schwarzer’nın serveti hakkında uzun bir makale kaleme almıştı.
Vergi kaçakçılığı suçlamasının bir başka muhatabı da, Berlin Eyaleti Kültür Müsteşarı Andre Schmitz idi. Schmitz,  hakkındaki iddialar nedeniyle görevinden istifa etmiş, bunun bir hata olduğunu kaydetmişti. Ardından CDU’nun saymanı Helmut Linssen’de aynı suçlamalardan dolayı istifa etmişti.
Vergi oranlarının yüksek olduğu Almanya’da çok sayıda zengin, daha az vergi ödemek amacıyla paralarını ‘vergi cennetleri’ olarak adlandırılan, İsviçre, Lichtenstein gibi ülkelere yatırıyor. Özellikle İsviçre’de 1930’lu yıllarda çıkarılan banka yasası ile banka hesabı bilgilerinin üçüncü bir şahsın eline geçmesi engelleniyor. Bu da İsviçre’yi birçok ‘zengin’ insanın çekim merkezi haline getiriyor. Yıllardır böyle devam eden düzen, kısmen de olsa bir CD vasıtasıyla gündeme geldi. Almanya’da bulunan 2 bini aşkın insanın İsviçre’de banka hesabı olduğu bilgisinin yer aldığı CD’ler, bundan bir kaç yıl önce kimliği belirsiz kişiler tarafından milyon eurolar karşılığında Almanya’ya satılmıştı.
Almanya tarafından 3. kişilerden alınan CD’ler yardımıyla 2010 yılından bu yana kendini ihbar yoluyla 160 milyon Euro civarında para girişi olduğu belirtildi. Bu rakamlarda esneklik payı olduğunu da düşünürsek miktar daha da artıyor. Ayrıca vergi kaçakçılığına yönelik bir başvuruyu inceleyen Rheinland Pfalz Eyaleti Yüksek Mahkemesi, vergi kaçakçılığı ile savaş yolunda, yasadışı yollardan elde edilmiş veri satın alımının meşru olduğuna hükmetti. Bu da CD’lere rağbeti artırıyor. Vergi kaçırma ile ilgili en etkin savaş ise muhatap ülkelerle olası anlaşmalar. Fakat bu ülkelerle anlaşmaya nasıl oturulacağı işin en zor yanı. Bu nedenle Almanya şimdilik en kolay yol olan CD alımı yöntemini benimsiyor. Paralarını tabiri caizse ayakkabı kutularına koyan zenginler de birden bire hayatlarının en büyük hatalarını yaptıklarını farkediyor!

Yazarın diğer yazıları