Alttan gelen dalganın sembolü: Leyla Güven

Bir zamanlar ABD’de tutuklanan, idamı istenen ve daha sonra serbest bırakılan ve yine bir zamanların ABD Komünist Partisi Başkan yardımcılığına aday olan Angele Davis, Leyla Güven için kaleme aldığı mektubunda Leyla’nın ilham kaynağı olduğunu yazdı.

Davis 75 yaşında 30’undan sonra 70’lerde ABD’de politik tutukluların haklarını savunan hareketin sembolüydü.

Leyla Güven, 55’inci yaşında, başta Öcalan olmak üzere Türkiye hapishanelerindeki tutukulara uygulanan tecridin kaldırılması için verilen mücadelenin sembolü haline geldi.

Leyla Güven’in kızı ve avukatları, son olarak sağlık durumunun ağırlaştığı bildirdiler.

Leyla Güven’i tarif eden politik bir tutuklu, Leyla’nın ezilenlerin kültürünü temsil eden, orta sınıf uzlaşmacılığına da başkaldıran, yeni bir direnişin emaresi olduğunu belirtti.

Kuzey Kürdistan, 80’li yılların başında, Esad Oktay Yıldıran’ın Diyarbekir’de, yaşamayı yasakladığı eş bir süreçten geçiyor.

O zamanlar Kemal Pir:

“Düşman bize her türlü işkenceyi yapmakta ve en kutsal değerlere saldırmakta kendini özgür görüyor, ama biz devrimciler de direnmekte özgürüz ve düşmanı bir saat daha uğraştırmak için bile olsa adımı da kabul etmeyeceğim” demişti.

Esat Oktay Yıldıran’ın ölmeden önce son duyduğu cümlenin: “Laz Kemal’in selamı var!” olduğunu öğreniyoruz.

Aradan onyıllar geçti.

Erdoğan’ın Esad Oktay Yıldıran’ın hükmedemediği, Diyarbekir Cezevi’nin müzeleştirme planı, onun Esad’ın benzeri bir politikacı olduğu eleştirilerinden kurtaramadı.

Erdoğan’lı Türkiye’de insan gibi yaşanılmayacağını bilenler, Leyla Güven’den güç alacaklar.

Uzun bir dönemdir Kürdistan’da biriken direniş, yeni bir açılımla, sesini dünyaya duyuracaktı.

Bu, Leyla Güven’in çağrısıyla başladı.

Leyla Güven Diyarbekir’de düzenlenen HDP mitinginde okunan mektubunda, şunları yazmış:

“Uğruna ölecek bir yaşam gerçeğini soluduğumu ve bu uğurda seve seve ölümü kucaklayacak bir noktada olduğumu belirtiyorum. Sizleri bu direniş günlerinde duvarların öte yanından başaracağımıza olan inancımla bir kez daha selamlıyor, devrimci yüreklerinizden yoldaş sıcaklığı ile sarıyorum.”

Bu satırlar, direniş tarihlerinin toplamının Diyarbekir’de, hilesiz ve dobra kaleme alınışının, saygı duyulacak son örneklerinden biri.

Son haberlere göre, hapishanelerde 200’ü aşkın politik tutsak süresiz açlık grevinde.

Strasbourg’da 14 kişi greve katıldı. İngiltere’den İnsan Hakları Avukatı aktivist, Margaret Owen, Leyla Güven ile dayanışmak için protestolara katıldı.

Leyla güven, bir tesadüf (?) eseri, 80’li yılların direnişine ev sahipliği yapan, Diyarbekir Cezaevinde, yeni bir başkaldırının adımını attı.

80’li yıllarda Diyarbekir’de yaşama müdahale vardı.

O dönemde Diyarbekir’deki ölüm oruçları, yeni bir mücadelenin başlamasına yol açmıştı.

O zamanlar ölüm orucuna katılanlar sadece erkeklerden oluşmuştu.

Onyıllar sonra, Kürdistanlı bir kadın/anne direnişin şifresi olarak, sınırlar ötesi, enternasyonalist dayanışmaya yol açan Direnişin Kült Şahsiyeti oldu.

Amerika’nın “aranan on tehlikesi suçlusu“ ve ABD’de 70’lı yılların insan hakları savunucusu, Angele Davis’in Leyla Güven’i ilham kaynağı görmesinin sırı, Güven’in, direnişini adresi olan o alttan gelen dalga oluyor!

Yazarın diğer yazıları