Amerikalılar neden kamouyu önünde konuşuyor!

Türkiye ve ABD arasında çok uzun bir süredir Suriye’nin geleceği konusunda yoğun bir müzakere trafiği yaşanıyor. Son bir kaç ay içerisinde her iki ülkeden heyetler karşılıklı birbirlerini ziyaret etti ve neredeyse her hafta Erdoğan ve Trump en az bir kez telefonla görüşüyorlar.

Fakat buna rağmen ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo kendini Amerikan haber kanalı Newsmax’a herkesi şaşırtan bir açıklıkta, “Türklerin Kürtleri katletmesini önlemenin ve Suriye’deki dini azınlıkların korunmasının ABD’nin Suriye’deki misyonunun bir parçası olduğunu!” söylemek zorunda hisseti.

Mike Pompeo’nun ne söylediği kadar kime söylediği de çok önemli; Pompeo’nun bu konudaki duyarlılığını Türk yetkililerine bildirmesi için onlarca yol varken bunu kamuoyu önünde ve bu açıklıkta ifade etmesi çok dikkat çekicisiydi…

Türk Dışişleri ve diğer yetkililer hemen kameralar önüne geçerek, “Türk devleti Kürtlere değil oradaki terörist YPG’ye karşıdır ve Kürt halkı YPG zulmünden kurtarmak istemektedir!” gibi artık kimsenin inanmadığı saçma sapan şeyler söylediler.

Pompeo’nun açıklamalarından hemen sonra Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffery Ankara’ya geldiler. Türk medyası daha Bolton ve Jeffery gelmeden hakaretlere başladı.

Sağdan soldan yazan çizen bütün düzen kalemleri gelen Amerikan heyetine haddini bildirmekten bahsetti; kamuoyuna servis edilen resimler bile özel savaş çalışmasıydı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın bir köşede John Bolton’a bir şeyler telkin ediyormuşçasına bir fotoğraf kamuoyuna servis edildi. Ayrıca Erdoğan gelen ekiple görüşmeyi de kabul etmemişti! Böylece Bolton’a gerekli ders de verilmiş oluyordu!

Hatta Washington’dan sürekli kulis bilgileri geçen Haber Türk yazarı Serdar Turgut, “Türkiye Bolton’a öylesine haddini bildirdi ki; Amerika’ya döndükten sonra Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un Başkan Trump tarafından görevden alınacağı”nı Türk okuyucularına müjdeledi.

Yandaş medya ve hükümet çevreleri “Reis’in şahsi ikna gücü ve Trump’la aralarındaki dostluğun Amerika ile varolan mevcut sorunların çözümünde asıl belirleyici faktör olduğunu!” yazmaya başladılar.

Onlara göre; Bolton ve Pompeo’yu ciddiye almaya gerek yoktu, ne de olsa Trump ve Reis arkadaş olmuşlardı ve varsa bir problem Reis devreye girer Trump’ı ikna ederdi. Adamlar sanki çocuk kadırıyorlar veya daha da kötüsü muhtemellen kendi aralarında bu düzeyde konuşuyorlar ve dünyayı böyle algılıyorlar. Sürekli devlet ciddiyetinden bahseden bu şahıslar kendileri bir türlü ciddi olmayı beceremiyorlar.

Fakat Trump attığı Tweetle onlara bu işlerin çok ciddi olduğunu; Türk Devletini yönetenlerin eğer ciddi olmazlarsa başlarına gelecek şeye katlanmak zorunda kalacaklarını hiç de diplomatik olmayan bir dille bildirmiş oldu. “Eğer Türkiye Kürtleri vurursa Türkiye’yi ekonomik olarak mahvederiz!”

Böylece Pompeo ile başlayan Bolton ile devam eden Türkiye’yi uyarma süreci Trump ile tamamlanmış oldu; bunun üzerine artık söylenecek söz kalmamıştır. Burada kritik olan soru şudur; Amerika bu konudaki kararlılığını birçok kanaldan Türkiye’ye bildirme olanağına sahipken neden en üst düzeyde kamuoyu önünde ifade etme yoluna gitti?

Çünkü Türkiye açık bir Kürt soykırımına hazırlanıyordu ve Amerikalılar da bundan haberdardı, kerelerce bunun kabul edilmez bir şey olduğu konusunda Türkiye’yi el altından uyardılar; fakat Türkiye’yi bir türlü ikna edemediler. Bunun üzerine kamuoyu üzeriden konuşarak kendilerini bağlama yoluna gittiler.

Türkiye’ye “Bak kardeşim biz senin bu tarz saçmalıklarının sorumluluğunu alamayız, böyle bir şey bizi kendi kamuoyumuzda zor duruma düşürür; seni açık açık kamuoyu önünde uyarıyoruz; buradan artık dönüş yok! Eğer kendi başına bir şey yaparsan NATO üyeliği falan dinlemez seni cezalandırmak zorunda kalırız!” dediler

Şimdi artık top Türkiye’nin ayağında ve Türkiye bu gazla galiba kendi kalesine bir gol daha atacak!

Yazarın diğer yazıları