Ampulü patlatmasın diye Kandil’e ‘püf’ diyecekmiş

Veysi SARISÖZEN

Seçime sayılı günler kaldı. Ve çok önceden tahmin ettiğimiz gibi, Saray rejimi tehlikeli bir “seçim oyununa” artık hazır. Karar Gazetesi’nde yazan bir eski “komando”dan sonra, Cumhuriyet’in internet sitesinde de bu “seçim oyunu” için ortam hazırlayan haberler yayınlanmaya başladı.

Önce haberden bazı kısımları okuyalım:

“Kuzey Irak’ta 22 kilometre derinliğe inen TSK, PKK’nin Türkiye’ye geçişlerinde ve cephe gerisi lojistik üsler diye adlandırdığı sınır hattının derinliklerindeki Hakurk, Bermize, Kalereş ve Sidekan bölgelerini içine alan ve bölgenin fiziki koşullarının en zorlu olduğu Bradost bölgesinde kontrolü tamamen ele geçirdi.”

Bu haber, aynı bölgede onlarca askerin öldüğü haberlerinin ANF’de yayınlanmasından sonra servis edildi. Okuyalım:

“Örgütün 14 üst düzey yöneticisinin bölgeyi terk ettiği belirtildi. Bölgedeki kaynaklar, Afrin sürecinde Türkiye’ye sızmaya hazırlanan 2 bine yakın teröristin Türkiye’ye geçemeden Kandil’e döndüğünü kaydetti”

İyi de askerleri kim vuruyor?

Haberin amacı aşağıdaki “sahte zafer” oyununu perdelemek. Şöyle:

“Bradost bölgesindeki faaliyetlerin tamamlanmasıyla Barazgir’de yığınakların artırılacağı ve Kandil için hazırlıkların koordinasyon merkezinin bu bölgeden gerçekleşeceği öğrenildi.”

Habere bakılırsa “zafer kesin”, çünkü dünyada yalnızlaşan Türk devletinin “yeni ittifakları” da bu “sahte zafer” için kolları sıvamış: Bakalım:

“İran Genelkurmay Başkanlığı’nın, Kandil’in İran sınır hattı içinde yer alan köyleri önümüzdeki salı gününe kadar boşaltacağı öğrenildi. Bölgede askeri yığınak için hazırlık yapan İran da Operasyon sürecinde Türkiye’ye destek sağlayacak.”

Bu haberin de amacı, Enver’in Allahüekber Dağlarında orduyu harcayan seferine benzeyen bir Kandil seferinden “kuşku” duyan aklı başında insanları ikna etmek. “İran da bizimle…”

Ordunun, 2.Ordu Komutanı gibi Saray zabitleri tarafından seçim kampanyasında kanlı bir oyuna bulaştırılmasına itiraz eden subaylar var ve bunlar tutuklanıyor. Bu subaylar Kandil dağlarına helikopterlerle yapılacak indirme harekatının onlarca helikopterin imhasına ve binlerce askerin öldürülmesine yol açacağını biliyorlar.

“Millet Bahçeleri”ni bile “seçim sonrası” için vaat eden Erdoğan’ın, Türk milletine “Kandil seferini” seçimden önce “vaat etmesindeki” amaç apaçık meydanda.

Ampulü patlamasın diye Kandil’e “püf” diyecek. Sonrasında “Kandil zaferi” hikaye, ama “seçim zaferi” kesin olacak.

Uluslararası somut durum böyle bir Kandil’i yok etme harekatına elverişli değil. Gerçi küresel devletler Kürt halkının sırtından “kirli diplomasi pazarlıkları” yaparlar. PKK’yi “zayıflatacak” adımlara, Türkiye’den taviz kopartmak için destek de verirler. Veriyorlar da. Efrîn ortada duruyor.

Ancak PKK’yi tümüyle imha etmek söz konusu olunca, küresel devletlerin ve bölgesel devletlerin çıkar çelişkileri buna izin vermez. ABD’nin böyle bir amaçla yapılacak harekatta “Rusya-İran-Türkiye” ittifakının tüm Kürdistan parçalarında egemen olmasını kabul etmesi mümkün değildir. O nedenle ABD Erdoğan’ın “seçim amaçlı” Kandil seferine göz yumsa da, bunun “gerçek” bir zafere yol açması, ABD’nin çıkarlarına uygun olmaz.

O nedenle, Erdoğan Kandil’e “mutlak bir zafer” için değil, “seçim zaferi” için saldırı hazırlığında.

Şimdi sorun şu: Erdoğan’ın “sahte askeri zafer” ve “gerçek seçim zaferi” için Kandil’e yapacağı saldırının asıl amacını halka anlatmak hayati önem taşıyor. Çünkü seçimden önce böyle bir harekata özellikle “Millet İttifakı” hemen şu anda kesin bir dille karşı çıkmazsa, seçime bir hafta kala başlayacak bu oyunun kurbanı olur.

Stalingrad’da mahvolan ordusunun moralini yükseltmek için Hitler’in Elbrus zirvesine gamalı haçlı bayrağı dikmesi gibi, TV’lerde sözde “Kandil’de dalgalanan” Türk bayrağı görüntüleri “Millet İttifakını” o anda paramparça eder. “Kandil fatihi Mareşal Erdoğan”ı “devirmek” isteyen muhalefet “vatan haini” damgasını yer ve o anda da “Yenikapı’da ruh çağırma” seanslarına katılarak teslim olur.

O nedenle şimdi, medyaya servis edilen haberlere karşı tutum alınmalıdır. “Erdoğan kendi ampulünün patlamaması için, Kandil dağında değil, elindeki kandile ‘püf’ diyecek, biz bu oyuna gelmeyiz, orduyu seçim kampanyasına alet etmesine karşıyız, kaybedeceğini anladığı için seçimi Savaş Hali ilan ederek iptal etmeye hazırlanıyor.” Muhalefetin tek yapacağı bu açıklamadır.

Şimdi susarlarsa, Kılıçdaroğlu ve İnce o anda 2.Ordu Komutanı’nın “emireri” haline gelir; Akşener, çakma bir Florans Naytingel kılığında orduya hemşire yazılır, Karamollaoğlu ise, asker cenazelerini yıkamak üzere teneşir başına geçer.

Benden söylemesi. YSK’nın önüne beşbin Avukat değil, beş milyon yurttaşı dikmekten söz eden İnce, asıl seçim “hilesinin” sahte Kandil seferi ve sahte “savaş zaferi” oyunu olduğunu hemen şimdi anlamalı… Eğer o beş milyonun “Reis bizi de Kandil’e götür” diye bağırmasını istemiyorsa…

Ampulü patlatmasın diye Kandil’e ‘püf’ diyecekmiş

Seçime sayılı günler kaldı. Ve çok önceden tahmin ettiğimiz gibi, Saray rejimi tehlikeli bir “seçim oyununa” artık hazır. Karar Gazetesi’nde yazan bir eski “komando”dan sonra, Cumhuriyet’in internet sitesinde de bu “seçim oyunu” için ortam hazırlayan haberler yayınlanmaya başladı.

Önce haberden bazı kısımları okuyalım:

“Kuzey Irak’ta 22 kilometre derinliğe inen TSK, PKK’nin Türkiye’ye geçişlerinde ve cephe gerisi lojistik üsler diye adlandırdığı sınır hattının derinliklerindeki Hakurk, Bermize, Kalereş ve Sidekan bölgelerini içine alan ve bölgenin fiziki koşullarının en zorlu olduğu Bradost bölgesinde kontrolü tamamen ele geçirdi.”

Bu haber, aynı bölgede onlarca askerin öldüğü haberlerinin ANF’de yayınlanmasından sonra servis edildi. Okuyalım:

“Örgütün 14 üst düzey yöneticisinin bölgeyi terk ettiği belirtildi. Bölgedeki kaynaklar, Afrin sürecinde Türkiye’ye sızmaya hazırlanan 2 bine yakın teröristin Türkiye’ye geçemeden Kandil’e döndüğünü kaydetti”

İyi de askerleri kim vuruyor?

Haberin amacı aşağıdaki “sahte zafer” oyununu perdelemek. Şöyle:

“Bradost bölgesindeki faaliyetlerin tamamlanmasıyla Barazgir’de yığınakların artırılacağı ve Kandil için hazırlıkların koordinasyon merkezinin bu bölgeden gerçekleşeceği öğrenildi.”

Habere bakılırsa “zafer kesin”, çünkü dünyada yalnızlaşan Türk devletinin “yeni ittifakları” da bu “sahte zafer” için kolları sıvamış: Bakalım:

“İran Genelkurmay Başkanlığı’nın, Kandil’in İran sınır hattı içinde yer alan köyleri önümüzdeki salı gününe kadar boşaltacağı öğrenildi. Bölgede askeri yığınak için hazırlık yapan İran da Operasyon sürecinde Türkiye’ye destek sağlayacak.”

Bu haberin de amacı, Enver’in Allahüekber Dağlarında orduyu harcayan seferine benzeyen bir Kandil seferinden “kuşku” duyan aklı başında insanları ikna etmek. “İran da bizimle…”

Ordunun, 2.Ordu Komutanı gibi Saray zabitleri tarafından seçim kampanyasında kanlı bir oyuna bulaştırılmasına itiraz eden subaylar var ve bunlar tutuklanıyor. Bu subaylar Kandil dağlarına helikopterlerle yapılacak indirme harekatının onlarca helikopterin imhasına ve binlerce askerin öldürülmesine yol açacağını biliyorlar.

“Millet Bahçeleri”ni bile “seçim sonrası” için vaat eden Erdoğan’ın, Türk milletine “Kandil seferini” seçimden önce “vaat etmesindeki” amaç apaçık meydanda.

Ampulü patlamasın diye Kandil’e “püf” diyecek. Sonrasında “Kandil zaferi” hikaye, ama “seçim zaferi” kesin olacak.

Uluslararası somut durum böyle bir Kandil’i yok etme harekatına elverişli değil. Gerçi küresel devletler Kürt halkının sırtından “kirli diplomasi pazarlıkları” yaparlar. PKK’yi “zayıflatacak” adımlara, Türkiye’den taviz kopartmak için destek de verirler. Veriyorlar da. Efrîn ortada duruyor.

Ancak PKK’yi tümüyle imha etmek söz konusu olunca, küresel devletlerin ve bölgesel devletlerin çıkar çelişkileri buna izin vermez. ABD’nin böyle bir amaçla yapılacak harekatta “Rusya-İran-Türkiye” ittifakının tüm Kürdistan parçalarında egemen olmasını kabul etmesi mümkün değildir. O nedenle ABD Erdoğan’ın “seçim amaçlı” Kandil seferine göz yumsa da, bunun “gerçek” bir zafere yol açması, ABD’nin çıkarlarına uygun olmaz.

O nedenle, Erdoğan Kandil’e “mutlak bir zafer” için değil, “seçim zaferi” için saldırı hazırlığında.

Şimdi sorun şu: Erdoğan’ın “sahte askeri zafer” ve “gerçek seçim zaferi” için Kandil’e yapacağı saldırının asıl amacını halka anlatmak hayati önem taşıyor. Çünkü seçimden önce böyle bir harekata özellikle “Millet İttifakı” hemen şu anda kesin bir dille karşı çıkmazsa, seçime bir hafta kala başlayacak bu oyunun kurbanı olur.

Stalingrad’da mahvolan ordusunun moralini yükseltmek için Hitler’in Elbrus zirvesine gamalı haçlı bayrağı dikmesi gibi, TV’lerde sözde “Kandil’de dalgalanan” Türk bayrağı görüntüleri “Millet İttifakını” o anda paramparça eder. “Kandil fatihi Mareşal Erdoğan”ı “devirmek” isteyen muhalefet “vatan haini” damgasını yer ve o anda da “Yenikapı’da ruh çağırma” seanslarına katılarak teslim olur.

O nedenle şimdi, medyaya servis edilen haberlere karşı tutum alınmalıdır. “Erdoğan kendi ampulünün patlamaması için, Kandil dağında değil, elindeki kandile ‘püf’ diyecek, biz bu oyuna gelmeyiz, orduyu seçim kampanyasına alet etmesine karşıyız, kaybedeceğini anladığı için seçimi Savaş Hali ilan ederek iptal etmeye hazırlanıyor.” Muhalefetin tek yapacağı bu açıklamadır.

Şimdi susarlarsa, Kılıçdaroğlu ve İnce o anda 2.Ordu Komutanı’nın “emireri” haline gelir; Akşener, çakma bir Florans Naytingel kılığında orduya hemşire yazılır, Karamollaoğlu ise, asker cenazelerini yıkamak üzere teneşir başına geçer.

Benden söylemesi. YSK’nın önüne beşbin Avukat değil, beş milyon yurttaşı dikmekten söz eden İnce, asıl seçim “hilesinin” sahte Kandil seferi ve sahte “savaş zaferi” oyunu olduğunu hemen şimdi anlamalı… Eğer o beş milyonun “Reis bizi de Kandil’e götür” diye bağırmasını istemiyorsa…

Yazarın diğer yazıları