Anlamı, anlamsızlaştırıyorlar!

Egemenler, bazı kavramların anlamını çok bilinçli bir şekilde öldürüyor. Çünkü biliyorlar anlam ölmeden anlamsızlığı icra edemezler. Anlam ölünce, ölüm bile anlamsızlaşıyor ve herşey sıradanlaşıyor. “Göç”, “Gasp”, “Ülke”, “Toprak”, “Onur”, “Esaret”, “Talan”, “İşgal” ve sayabileceğiniz bütün acıların ve sevinçlerin kökeni kavramlar tek tek kılıçtan geçiriliyor. Kavram ve anlam ölünce göç sıradanlaşıyor. Kimseler göçün nedenselliğini sorgulamıyor, sonucuna da katlanmıyor. Onursuzluk bile ayıpsanmıyor. Önce ruhu öldürüyorlar sonra ruhsuz bedeni teslim almak ve istedikleri şekilde kullanmak istiyorlar.

Yıllardır Erdoğan’ın Suriye’de yürüttüğü savaş politikaları yüzünden onbinlerce insan göç etmek zorunda kaldı. Ve şimdi Erdoğan iktidarı bütün Avrupa’yı üç milyon göçmen tehdidi ile resmen esir almış durumda. İnsan düşünemeden edemiyor aklı başında tek bir lider yok mu ki çıkıp desin, “Göçü ettiren sen, göçmen ile tehdit eden sensin, göç ettirdiklerinin vebali seni bağlar ve bunca insanın hayatını yerle bir ettiğin için yargılanmalısın” diye. Demiyorlar, çünkü zamanında işlerine geldi. Şimdi ise bütün Avrupa ülkeleri kendini bir virüsten korur gibi göçmenlerden korumaya çalışıyor. Erdoğan ise elinde bu kart ile her istediği belgeyi uzatıp imzalatmaya çalışıyor.

Bütün konseptler Kürt halkının mağduriyetini kabul etmeye dönük. İşgalci Türk devleti İdlib, Halep hattındaki çirkin politikalarıyla binlerce insanın göçüne sebebiyet verdi, göçmenleri açlık ile terbiye edip çete oluşumlar kurdu ve bu çeteleri Kürt katliamında kullanmak için birer cellat haline getirdi. Şimdi ise hedeflenenler; 1. Kürt halkının katliamıdır. 2. Kürt şehirlerinin demografyasını değiştirmektir, 3. Kimlik ve kişilik devşirilmesidir. 4. Kürdistan’ın bütün parçalarında direniş dinamiklerini kırmaktır. Bu şıkları alabildiğine uzatabiliriz.

Kimse de demiyor 4 yıldır “eğit donat” planıyla hazırladığın sözde göçmen çetelerinin işgal ettiği Rojava şehirlerindeki insanlar nereye gidecek? Tunus’tan, Özbekistan’dan, İdlib’ten, Halep’ten getirdiğin eli silahlı katillerden kaçan Rojavalılar ne olacak? Türkmenistan’dan getirdiğin çeteler, Sêrekaniyê’ye yerleşecek, Serêkaniyêli halk ise çadırlarda yaşayacak! İnsan olan insanın, sorması gereken sorular bunlardır. Ama sormuyorlar, çünkü insanlık onurlarını askıya alıp, çıkarlarını raftan indirmişler. Zihinlerinde anlamları öldürmüşler, insanların çektiği acının sebebinin kendileri olduğunu biliyor ve nedenselliklerin üstüne bir perde çekiyorlar.

Türk devleti, işgal ettiği kentlerde şimdiden Suriye lirasını yasaklamaya başladı. Türkiye lirası kullanılacak. Suriye kimlik kartlarını kaldırıp Türkiye kimlik kartları meriyete konuldu. Böylece Türk devleti, “Türkleştirme” politikasını adım adım hayata geçirecek, AKP de Türkiye’deki oy kaybını işgal ettiği topraklardan devşirmek isteyecek.

Türk devleti ve Çeteleri Girê Spî’ye bağlı Şergirakê köyünde bulunan buğday silolarından toplam yüz bin ton buğday ve arpayı Suriye ve Rusya askerlerinin gözü önünde onlarca kamyonla gasp etti. Şergirakê buğday ambarı, Rojava’nın büyük bir bölümünün yıllık un ihtiyacını karşılıyordu ve şimdi bölgede sadece 2 aya yetecek kadar buğday kalmış durumda. Gasp nedir? İşgal nedir? Devşirme nedir? Göç ve sürgün nedir? Bu kavramların anlamı nedir diye sormayacak mıyız?

Şu an bile beş bine yakın Serêkaniyê ve Girê Spî’yeli işgal mağduru insan çadırlarda dünyanın en zor koşullarında yaşıyorlar. Üstelik Rojava özerk yönetimi dışında dünyanın tek bir kurumu bu insanlara yardım eli uzatmıyor. Onbinlerce çocuk okul okuyamıyor. İnsanlar, ömrünü verdiği evinden yurdundan can havliyle, sadece üstlerindeki elbiseyle kaçmış, yaşam mücadelesi veriyor. Ama Çin ve Rusya, Suriye’ye insani yardımlara olanak tanıyan BM kararının yenilenmesini veto edebiliyor. Ama Trump gibi hissiz hasta ruhlu biri şu cümleyi QSD komutanına söyleyebiliyor: “İyi işte ölmekten ise göç etmek daha iyi, Kürtler Dêrezor çöllerine gitsin biz onları koruruz!” Dünya’yı vahşetten kurtarmış bir gücün komutanına bu sözü söylemek, tek kelimeyle ahlaksızlıktır.

Madem öyle kolaydı siz Amerika’dan gelin Rojava halkı sizi Hol Kampında korusun. Madem toprağın senin için o kadar anlamsız Türkiye’ye göç et…

Bir kez daha anlıyoruz ki tüccar kafalı, onursuz, basiretsiz, korkak, liderler dünyanın ırzına geçiyor. Onlar, asla bizim toprak sevdamızı anlayamayacak. Onların aklı, kültürel dokumuzdaki direnci çözemeye yetmeyecek. Onlar, hiç bir zaman bizim dilimizin söylediği tarihi destanları duyumsayamayacak. Hiç biri bu halkın yiğitleri karşısında başı dik duramayacak.

Yazarın diğer yazıları