AP seçimleri yaklaşırken

Brexit, İngiltere’nin hem sosyal hem politik yaşamını altüst ettiği kesin. Brexit kaosu, seçmenlerin takım değiştirir gibi parti değiştirmesine sebep oldu. Bir arkadaşım İşçi Partisi’nden belediye encümeni olarak 2 Mayıs belediye seçimlerinde adaylığını koyup seçilemeyip kaybedince, kaybedişinde kendi partisi ve Jeremy Corbyn’in Brexit politikalarını suçladı.

‘Ben bir şehrin bir bölgesinin belediye encümenliği için adaylığımı koyuyorum, Jeremy’in Brexit politikasından dolayı seçilemiyorum. Ne alaka.’ Cidden alakası yok ama seçmenler hükümet olan Muhafazakarlar Partisi ve ana muhalefet İşçi Partisi’ni Brexit politikalarından dolayı cezalandırıp başka partilere geçiyorlar.

23 Mayıs’ta gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bunu daha bir net göreceğiz. 28 ülkenin katılıp 751 vekilin seçileceği Avrupa Parlamentosu seçimlerine İngiltere’nin katılıyor olması çok garip. Brexit’in gerçekleşmesi durumunda ki tüm gelişmeler bunun olacağını gösteriyor, o zaman İngiltere’yi Avrupa Parlamentosunda temsil eden 73 vekil diğer ülkelere dağıtılacak ve toplam vekil sayısı da 705’e düşecek.

Örneğin İşçi Partisi özellikle Jeremy’e kızan seçmenlerin ciddi bir kesimi Liberal Demokratlara oy verecekler. Yapılan anketlere göre İşçi Partisi, yeni parti ve AB karşıtı Brexit partisi ile AB’de kalınmasını destekleyen Liberal Demokratların gerisinde kalacak. AB’de kalmak istemeyenler Muhafazakarlar Partisi seçmenler Brexit Partisini, kalmak isteyen İşçi Partililer ise Liberal Demokratlara oy verecek. Yapılan anketler Brexit partisinin yüzde 34’lük oranla başı çektiğini gösteriyor.

İşçi Partisi’nin ise oy oranı yüzde 20. İkinci referandumu desteklemiş olsaydı oy oranını AB’de kalmak isteyenlerle yüzde 10 artırabilecek ve yüzde 30’a yükselecek. AB’de kalmak isteyenlerin oyları Liberaller ve İşçi Partisi arasında bölünmüş oluyor. Tahminler bu kadar net ortaya kondu. Buna rağmen Corbyn, AB yanlısı ya da karşıtı bir tavır sergilemek istemiyor. Jeremy Corbyn, safının belli olmamasıyla suçlanırken tavrından ödün vermiyor. Öte yandan Başbakan Theresa May’in AB ile vardığı anlaşmaya destek sunup sunmayacakları da belirsiz. Anlaşma Haziranın başında 4. kere meclise sunulacak.

Yani Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra. Seçimlere kadar İşçi Partisi’nin May’in anlaşması konusunda ortaya oynadığı kesin. Ama AB’de kalmak istemediği de kesin. Jeremy Corbyn, AB’de kalmayı desteklemiş olsaydı partisinin birinci parti olması neredeyse kesinleşirdi. Dolayısıyla da Başbakan olabilirdi.

Şimdi ise hem Theresa May’in hem de Jeremy Corbyn’in yüzde 19’luk desteği var. İkisinden Başbakan olmayacağına inananların oranı yüzde 55. Jeremy’in Başbakanlık koltuğu uğruna prensiplerinden vazgeçmemesi hayranlık uyandırıcı, ancak sosyalist bir politikacı olarak İngiltere’nin başına gelseydi daha bir hayranlık uyandırmaz mıydı? Gittikçe sağa kayan Avrupa’ya güzel bir örnek olmaz mıydı?

Yazarın diğer yazıları