AP kararının olası sonuçları…

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin dondurulmasına yönelik kararı beklendiği gibi AB-Türkiye ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığının işaretlerini veriyor. Her ne kadar Türkiye’de hükümet yetkilileri bu kararların yok hükmünde olduğunu söylese de, AP’nin aldığı bu kararların önümüzdeki dönemde Türkiye-AB ilişkileri açısından sonuçlarının son derece etkili ve önemli olacağını düşünüyorum. 

AP’nin Türkiye-AB müzakere sürecinin durdurulması kararı sanıldığı gibi tavsiye niteliğinde ya da hukuki sonuçları olmayacak diye düşünmek, yanıltıcı olur.

AP’nin aldığı kararın ekonomik ve siyasal sonuçları olacak. Bunun yanında, hukuki ve toplumsal etkileri olacak. Dış politikada, diplomasi alanında Türkiye iyice yalnızlaşacak ve adeta bir uluslararası tecrit durumu yaşayacak.

AB Bakanı istediği kadar bu kararı yok hükmünde saysın. Türkiye’nin uluslararası demokratik platformlardan dışlanmasını ve izole edilmesini engelleyemeyecek.

AP, 28 AB üye ülkenin ortak iradesini temsil ediyor. AB’nin yasama organıdır. Yani AB’yi oluşturan halkların birleşik, ortak demokratik iradesini temsil ediyor. Kararlarını tanımamak ve yok hükmünde saymak sanıldığı gibi bu kararların etkisini azaltmaz. Tam tersi daha güçlü yaptırımlar için hukuki zemin hazırlar.

AP’nin bu kararının tek başına, müzakereleri durdurma konusunda hukuki bağlayıcılığının olmadığını elbette en iyi bilen AP’nin kendisidir. Bu konuda AP’nin dışarıdan ders almaya da ihtiyacının olduğunu düşünmüyorum. Ancak unutulmamalı ki AP’nin AB’nin siyasetinde ve dış politikasının belirlenmesinde etki gücü büyüktür.

Gümrük Birliği…

Bu konu AP kararında neden yer aldı? Herkes yaptırım beklerken AP neden Gümrük Birliği Anlaşmasını işaret etti? Yoksa ufukta görünen ekonomik yaptırımlar için bir mesajı mı?

Ankara’yı asıl endişeye sevk eden konu sanırım buydu. AB üyelik müzakereleri görünürde devam ediyordu. Ancak biliniyor, Erdoğan ve AKP Hükümeti, AB müzakere sürecini zaten uzun süredir derin dondurucuya kaldırmış bulunuyor.

Dolayısı ile Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesine ilişkin müzakerelerin durdurulması ihtimali Ankarayı daha fazla rahatsız etti. Çünkü böyle bir gelişme Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyecek. 

AB-Türkiye müzakereleri bizim bildiğimiz ve sadece AB’ye tam üyelik hedefi ile yürütülen müzakereler değil. Birçok alanda AB – Türkiye ile müzakere yürütüyor. Bu müzakere süreçlerinden biri Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesine ilişkin görüşmeler. Türkiye uzun süredir AB ile imzalanan ve 31 Aralık 1995 tarihinde yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşmasının kendi aleyhine olduğu dolayısı ile güncellenmesi gerektiğini söylüyordu. Bu konuda uzun süredir müzakereler yapılıyor. İşte AP kararında en önemli ve uzun vadede etkili olacak Gümrük Birliği müzakerelerin durdurulabileceğine yönelik güçlü mesaj… Güçlü bir uyarı. Eğer Gümrük Birliği güncellenmezse Türkiye ekonomisi ciddi biçimde etkilenecek. Bu konuda yürütülen müzakerelerde dondurulur ya da yavaşlatılırsa AP kararının etkisi asıl o zaman görülecek.

İşte tüm bunlar 15-16 Aralık’ta gerçekleştirilecek AB liderler zirvesinde masaya yatırılacak. 

AP’nin Türkiye ile müzakerelerin dondurulması kararı başta olmak üzere, Gümrük Birliği meselesi, Suriyeli mültecilerin durumu, ekonomik yaptırımlar, IPA fonlarının kullanımı ve geleceği gibi konular AB zirvesinin gündeminde olacak. Kimi AB üyesi ülke parlamentolarının tıpkı Avusturya gibi silah ambargosu ya da benzeri kararları almaları sürpriz olmayacak ve bu kararlar kuşkusuz AP kararının beklenen sonucu olacak.

AB zirvesi beklendiği gibi, yaptırım kararı almasa bile, AP kararının etkileri uzun süre devam edecek.

Türkiye’de işlerin iyi gitmediğini herkes biliyor. OHAL, başta HDP Eşbaşkanları olmak üzere, 8 HDP milletvekilinin hukuksuz biçimde tutuklanmaları, Kürt siyasetçilerine yönelik devam eden siyasi soykırım operasyonları, Ahmet Türk ve Bekir Kaya’nın tutuklanması, DBP belediyelerine el konularak kayyum atamaları (ki bunun en son örneği Bitlis Belediye Eşbaşkanlarının tutuklanması ve Belediyeye kayyum atanmasıdır), toplu tutuklanmalar, işten kitlesel atılmalar, son dönemin anti demokratik pratiği olarak dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor. 

Özgür basına dönük baskı, kapatma ve tutuklama kampanyaları devam ederken bunu iktidarlarının korunması ve devamı için son çare olarak görenler, elbetteki yaşananları dünyadan gizleyemez.

AB, AK, BM ve Uluslararası birçok kuruluş bu tahrip edici süreci yakından izliyor. 

Demokratik dünyanın Türkiye ile ilişkileri ve diyalogu minimum düzeyde. Erdoğan ve AKP, Türkiye’yi hızla demokrasiden uzaklaştırıyor ve izole ediyor. 

Mültecileri AB ye karşı bir tehdit olarak kullanabilirsiniz…

AP kararını yok hükmünde olduğunu söyleyebilirsiniz…

AB yerine Şanghay alternatifine yönelebilir başka arayışlar içinde olabilirsiniz…

Kürt düşmanlığı üzerinden, Suriye ve Irak’a yönelik savaş politikalarını devreye koyabilirsiniz…

OHAL’i uzatıp NORMAL HAL’e dönüştürebilirsiniz…

Türk tipi başkanlığı getirip DİKTA REJİMİ kurabilirsiniz…

Ama… Türkiye’nin, Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin, özgürlük, demokrasi ve barış yürüyüşünü durduramazsınız.

Yazarın diğer yazıları