Arîn benim için de savaştı

LUQMAN GULDIVÊ

Arîn Mîrkan Kürtlerin mücadeleci ruhunu ve cesaretini sembolize ediyor. Arîn ve onun yoldaşlarının benim için de savaştığını hissettim. Bir besteci olarak buna bir yanıt vermem gerekiyordu.

Miştenur Tepesi’nde yaptığı fedai eylemle DAİŞ’in yenilgisi müjdeleyen YPJ Komutanı Arîn Mîrkan anısına İngiliz kompozitör Andrew Webb-Mitchell keman konçertosu hazırladı.

Türk devletinin desteklediği DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı mücadelenin sembol isimi olan Arîn Mîrkan anısına hazırladığı konçerto 29 Nisan akşamı Almanya’nın Köln kentinde dünya prömiyerini yaptı.

İngiliz kompozitör Andrew Webb-Mitchell, Arîn Mîrkan’dan etkilenerek bu konçertoyu hazırladığını belirtti ve ekledi: ‘’Arîn Mîrkan Kürtlerin mücadeleci ruhunu ve cesaretini sembolize eder hale geldi. Arin ve onun yoldaşlarının benim için de savaştığını hissettim. Bir besteci olarak buna bir yanıt vermem gerekiyordu.’’

İngiliz kompozitör Andrew Webb-Mitchell, Kürtlerin artık ‘Tek Dostlarının Dağlar’ olmadığını belirterek, ‘’bu besteci kendisini kesinlikle Kürt halkının bir dostu saymaktadır’’ diye konuştu.

Arîn Mîrkan keman konçertosunu Çin ve Birleşik Krallık’ta tura çıkarma planı olduğunu ifade eden Andrew Webb-Mitchell, Yeni Özgür Politika’nın sorularını yanıtladı.

Bir İngiliz besteci neden özgürlük savaşçısı olarak tanımladığı bir Kürt kadın üzerine beste yapma gerekliliği hissetti, anlatabilir misiniz?

Hayatının önemli bir kısmını yurtdışında geçirmiş bir besteci olarak neredeyse her gün, kültürel, coğrafi veya siyasi farklar ne olursa olsun müziğin evrenselliğine ve dinleyiciyi etkileme gücüne tanık oluyorum. Herkes klasik müziğin zamanının hiç geçmediğini ve yaratılmasından uzun süre sonra bile dinleyicide karşılık bulduğunu bilir. Fakat bir besteci ne iletmelidir? Dinleyicilerime ne söylemek istiyorum?

Suriye’deki iç savaşın ve özellikle de DAİŞ’e karşı verilen mücadelenin, günümüzün en önemli hikayesi olduğunu düşünüyorum. Dünyanın neresinde olursak olalım hepimizi etkileme potansiyeli olan bir hikaye. Bu mücadelenin zaferle sonuçlanmamasının çok geniş ve vahim etkileri olabilirdi.

Arîn’in Ekim 2014’teki ölümü öncesindeki aylarda, bir süredir planlamakta olduğum bir keman konçertosunun ilk bölümünün taslağını yapmıştım. O zamanlar tamamen müzikal kaygılarla hareket ediyordum; daha genel klasik müzik dinleyicilerini hedef alan bir tarzda, kahramanlık üzerine tutkulu bir eser yazmak istiyordum. Fakat 2014 sonbaharının ilk aylarında, Şengal Dağı’ndaki Êzîdî sivillerin içinde bulunduğu olumsuz koşullara, infaz edilme tehdidi altındaki batılı rehinelere ve Kobanê kuşatmasına dair İngiliz basınında çıkan haberlerden çok etkilendim. Alan Henning’in öldürüldüğü hafta olan Ekim ayının ilk haftasında, bedenine bağladığı patlayıcıları infilak ettirerek sayısız cihatçıyı öldüren ve bir tankı devre dışı bırakan genç bir Kürt savaşçı olan Arîn Mîrkan’ın ölümü ile ilgili haberler çıktı.

Arin ile ilgili haberleri okumak, görece güvenli ev ortamını terk ederek zorlu bir mücadele vermek için kadınlardan oluşan bir Kürt birliğine katılma cesaretini bulmuş olan bu genç kadına merak duymama sebep oldu. DAİŞ’e karşı savaşan Kürt savaşçıların haberlerini izledim ve yavaş yavaş fark etmeye başladım ki, ellerindeki silahlar yetersiz olmasına rağmen bölgedeki en etkili savaş gücü haline gelmişlerdi. Benim için en önemlisi ise, Kürt savaşçıların DAİŞ’e karşı mücadelelerini açık açık bir insanlık mücadelesi olarak tanımlaması idi. Arîn Mîrkan Kürtlerin mücadeleci ruhunu ve cesaretini sembolize eder hale geldi. Arîn ve onun yoldaşlarının benim için de savaştığını hissettim. Bir besteci olarak buna bir yanıt vermem gerekiyordu.

Bunu yapmaya karar verdiğiniz o anki duygularınızı anlatır mısınız? Müzikal açıdan nasıl bestelemeye başladınız? Eserinizin bir ağıttan ziyade yaşamın ve aydınlığın bir kutlaması olduğunu söylüyorsunuz. Bununla kastınız nedir?

Konçertoya doğrudan Arîn Mîrkan’ın adını vermeye karar verdim çünkü onun hikayesini anlatmayı ve dinleyiciyi güzel müzikle etkilemeyi başarabilirsem, Kürtlerle insani düzeyde belki daha fazla kişi duygudaşlık kurabilir ve bunun sonucu mücadeleleri daha fazla tanınır ve hatta minnettarlık duyulur diye düşündüm. İlk bölüme ‘Acts of Heroism’ (Kahramanlık Eylemleri) adını verdim ve Arîn’in hikayesini anlatan küçük müzikal referanslar ekledim. Sonrasında orkestraya geçtim.

‘Kobanê Starscape’ (Kobanê’nin Yıldızlı Gökyüzü) adını verdiğim ikinci bölümde Arîn’in ölümünü takip eden gece gökyüzünün nasıl olduğunu hayal etmeye çalıştım. Yaşadığımız büyük kayba rağmen yıldızlı gökyüzü değişmemiş ve kendinden hiçbir şey yiritmemişti. Çok yoğun bir güzellik ve hüzün ama aynı zamanda da huzur manzarası vardı. Bu bölümün orkestrasyonu için, yıldızları temsilen çelesta kullandım. Geniş ikinci melodi ise kayıp duygusunu aktarmaya çalışıyor. Geniş ikinci tema için, güzel ve hüzünlü ama aynı zamanda da asil bir şey yaratmak istedim.

Konçertonun yalnızca Arîn’in cesaretini ve ardından gelen ölümünü temsil etmekle kalmayıp, aynı zamanda bize onun ne için savaştığı hakkında da bir fikir vermesi gerektiğine inandım. Bu nedenle finalde iki şey yapmak istedim.

* İlk olarak, genç Kürt kadınların cephe gerisinde gülerek dans ettiği görüntüleri izlemiş olarak, onların neşesini, gençliğini, deli doluluğunu ve özgürlüğünü yansıtmak istedim. Bu neşeyi ve yaşam doluluğu, yani korumak için savaştıkları şeylerin ta kendisini kutlayan bir şey.

* İkincisi, özellikle Kürt halkı için, bir gün onların birliğinin sembolü olarak benimsenmesini ümit ettiğim, ‘No Friend But The Mountains’ (Tek Dost Dağlardır) adlı bir ezgi yazdım. Bir gün bir Kürt ozanın bu ezgiye güzel bir söz yazacağını ve bunun sıradan insanlar tarafından söyleneceğini umuyorum. Bu ezgi 3. bölümün başlangıcı gibi ve final bölümünden hemen önce.

Farklı müzikal ve melodik ifadeleri ve duyguları nasıl anlatıyorsunuz? Ayrıca, Kürt kadın savaşçılar için daha somut bir mesajınız var mı?

Kürt kadın savaşçıların unutulmadıklarını ve yoldaşlarını kaybettikleri mücadelelerinin boşa gitmediğini bilmesini istiyorum. Batıda onlara saygı ve şükran duyan ve onların tiranlığa karşı gösterdikleri cesaretten ilham alan birçok kişi var. Ayrıca kişisel olarak, Kürtlere artık ‘Tek Dostlarının Dağlar’ olmadığını da söylemek istiyorum; bu besteci kendisini kesinlikle Kürt halkının bir dostu saymaktadır.

Arîn Mîrkan’ın şehit düştüğü Kobanê’de konser vermeyi planlıyor musunuz? Ya da orada bir performans sergilemek için birileri ile irtibata geçmeyi istiyor musunuz?

Bu keman konçertosunu Kobanê’de Arîn’in ailesi ve yoldaşları için çalmaktan daha çok istediğim bir şey yok. Ancak bölgedeki mevcut istikrarsızlık kısa vadede böyle bir konseri ihtimal dışı hale getiriyor ve ne yazık ki orada bir konser için önümüzdeki süreçte bir plan yok.

Başka beste projeleriniz var mı?

‘Arîn Mîrkan’ Keman Konçertosu’nu Çin ve Birleşik Krallık’ta tura çıkarma planımız var. Şu anda orkestra için iki eser besteliyorum, birinin sözleri İngiliz şair Joanna Boulter’dan, diğeri Shakespeare Sonelerinden. Koh-i-Noor, Mountain of Light’ı (Nur Dağı) takiben Britanya monarşisini kutlayacak daha fazla eser bestelemeyi planlıyorum. Danimarkalı opera sanatçısı Eva Sommestad Holten ile birlikte, İtalyan Rönesans sanatçısı Bernini hakkında, önümüzdeki üç yıllık sürenin çoğunu alacağını tahmin ettiğim bir opera da yazmayı planlıyorum.

Son eserinizin prömiyeri için Almanya’yı seçtiniz, neden İngiltere, İskoçya vs. değil de Almanya?

Keman konçertomun prömiyeri için Köln’ü tercih etme kararım şef Volker Hartung ve orkestrası Köln Yeni Filarmonik adına yoğun bir cesaretin eseri. Günümüzde özellikle de Almanya’daki siyasi gerilimler birçok orkestra için Kürtlere destek veren bir eseri icrayı zorlaştırırdı. Maestro Hartung ise bu eserin kalitesine inandı ve verdiği mesajı tüm kalbiyle destekledi. Diğer müzik profesyonellerinin tavsiyelerini dinlemeyerek bu eseri korkusuzca Almanya’nın en önemli tarihsel salonlarından birinde programa aldı. Konser sanatsal açıdan başarı kazanmasına rağmen orkestra için altından kalkamayacağı bir mali felaket oldu. Orkestra, bu icrası nedeniyle çok para kaybetti. Onları bu eserin prömiyerini üstlendikleri ve hem bestecisini hem de Kürtleri destekledikleri için alkışlıyorum.

* Dinleyiciler ve genç sanatçılar için bir mesajınız var mı?

Genç sanatçıların her şeyden çok dinleyicilerin bir performansı beğendiği zaman nasıl tepki verdiğini bilmesini istiyorum. Dünya prömiyerinin sonunda, birçok dinleyici bana yaklaşarak duygularını paylaştı. Bazıları gözle görülür şekilde etkilenmişti. Bunlardan biri olan Alman bir kadın, bu genç annenin ölümünün içini nasıl acıttığını söyledi. Birçok Kürt de eserle ilgili duygularını iletme nezaketinde bulundu ve bana konçertoyu kazdığım için teşekkür ettiler. Genç bir adam takmam için Kürt bayrağının renklerinde bir bileklik verdi. Bundan daha büyük bir onur düşünemiyorum.

Binlerce çocuğa müziğin kapılarını açtı

Çok küçük yaşlarda beste yapmaya başladım ama 2011’e kadar çok azını dinleyiciye sundum. Klasik müzik severler, bana göre son derece haklı olarak, yeni klasik müzik konusunda epey mesafeli dururlar. Onlarca yıldır çağdaş besteciler bana göre mesleğimizin imajına son derece zarar verici bir şekilde, hiç de uygun olmayan bir tarzda negatif, anlaşılmaz ve keyif vermeyen bir müzik ile dinleyicileri yabancılaştırdılar. Uzun süredir niyetim tonalite ve geleneksel müzikal biçimlerden yana bir duruş sergilemekti. Havanın buna uygun şekilde yeniden dönmesini çok uzun süre bekledim ve başkalarının yanı sıra İngiliz besteci ve yayıncı Howard Goodall’ın çabaları sayesinde kamuoyunun artık tamamen anlayabilecekleri bir dilde bestelenmiş müziği ciddiye almaya giderek artan şekilde hazır hale geldiğini düşünüyorum.

Dönüm noktası

Kuşku yok ki kariyerimin dönüm noktası 2011’de Pekin’de Wray Armstrong ile tanışmam oldu. Bu dahi menajerle yakın çalışmak bakış açımı ve sanatsal yaşamımın gidişatını tamamen değiştirdi. Oturup müziğimi dinlediği, dinlediği şeyi beğendiği ve sonunda da menajerim olmayı kabul ettiği için son derece şanslıydım. Özellikle de kısa vadede odaklanmam gereken eserlerin türü konusunda bana pratik ve akıl dolu tavsiyeler verdi. Birkaç ay içinde orkestra için bestelediğim eserlerden biri olan The Inspiration of Night, Sör Mark Elder ve Hallé Orkestrası tarafından icra edildi ve bu, Pekin Modern Müzik Festivali’ndeki performanslar ve Rus Ulusal Orkestrası ile birlikte senfonik eserim Koh-i-Noor, Mountain of Light’ın (Nur Dağı) dünya prömiyeri de dahil başka fırsatların önünü açtı. Keman konçertomun Köln’deki dünya prömiyeri eserlerimin Avrupa’daki ilk icrası idi.

Öğretmek en onurlu meslek

Tarihteki neredeyse her besteci ayakta kalmak için ya öğretmek ya da icra etmek zorunda olmuştur; Mozart ve Beethoven bile geçinebilmek için piyano dersleri vermiştir. Benim için müzik öğretmenliği büyük keyif aldığım bir ayrıcalık oldu hep, kesinlikle verdiğimden fazlasını aldım. Bugün, British Schools Foundation Choral Programme (Britanya Okulları Vakfı Koro Programı) Direktörü olarak Çin’de klasik müzik koroları oluşturuyorum, binlerce Çinli çocuğa klasik müziğin kapılarını açıyorum. Aldığım tepkiler inanılmaz… Elbette yoğun program nedeniyle besteciliğe ayırdığım zaman kısıtlı oluyor ve ikisi arasında bir denge kurmak hayatım boyunca aşmaya çalıştığım bir zorluk oldu. Ancak öğretmek tüm mesleklerin en onurlusu ve geleneklerimizi sonraki nesillere aktarmak tüm sanatçıların görevi.

Sanatçının neye inandığını bilmeli

Öncelikle, bir konsere gittiğimde dinlemek isteyeceğim türden müzikler yazarım. Bir besteci müziğini kendisi sevmiyorsa, başkalarının sevmesini nasıl bekleyebilir? İkinci olarak, kimliğin tüm sanatların en önemli parçası olduğuna inanıyorum. Sanatçının kim olduğunu ve neye inandığını bilmesi gerekir. Ben yurtdışında yaşayan bir İngiliz besteciyim; olabildiğince çok insana pozitif ve evrensel bir mesaj vermek, mümkünse bu platformu önem verdiğim şeyler hakkında görüş belirtmek için kullanmak istiyorum.

 

Arîn ve Kobanê bir ruhtur 

Arîn Mîrkan, 1992 yılında Efrîn’e bağlı Mabeta ilçesinde dünyaya geldi. Kürdistan ve özgürlük değerlerine sıkı sıkıya bağlı yurtsever bir ailede büyüdü. 2007 yılından itibaren devrimci kişiliği ön plana çıkan Arîn, Rojava Devrimi’nin başladığı günlerde 3 erkek kardeşi ile birlikte savaşın içinde yer aldı.

Kobanê’de YPJ’de komutanlık görevi alan Arîn, genç yaşına rağmen tecrübesi ile kritik günlerde Miştenur Tepesi’nde görevlendirildi. Birilerinin ellerini ovuşturarak “Kobanê düştü düşüyor” diye naralar attığı günlerde 5 Ekim’de Miştenur Tepesi’nde fedai eylem gerçekleştiren Arîn cevabını “Kobanê bir ruhtur düşmedi düşmeyecek” olarak verdi.

Yazarın diğer yazıları

    None Found