Artık Kürtler ve HDP var!

CAFER TAR

Erdoğan/Bahçeli cephesi tercihini çoktan Kürt karşıtılığında kullandı. Kürt sorunu artık kimsenin sadece taktik günlük siyaset için kullanamayacağı kadar önemli bir sorun; Kürtler de kimsenin “havuç/sopa ikileminde yönetemeyeceği olgunlukta bir halk.
24 Haziran seçimlerinde herkes hem fikir olduğu tek konu; Kürtleri kazanmadan seçimleri kazanmak mümkün değil.
Kimse kendini kandırmasın; karşılarında 100 yıllık tecrübesi ve son 40 yılın çetin mücadele koşullarında; neyin doğru neyin yanlış olduğunu herkesten çok yaşayarak tecrübe etmiş bir halk gerçekliği var.
Kürtler artık kimsenin sadece güzel söyleyerek kandıracağı; veya tehdit ederek korkutabileceği bir halk değil. Bunu artık sadece Türk egemenlerinin de değil Ortadoğu’da politika yapmak isten bütün güçlerin böyle bilmesi gerekir.
Erdoğan/Bahçeli ikilisi tehdit ederek, bölgedeki işbirlikçiler üzerinden bazı çevrelere rüşvet dağıtarak Kürtleri kazanmaya çalışıyorlar. İktidardalar ve ellerinde devletin gücü var; bu onlara hem havucu hem de sopayı aynı anda kullanma olanağı veriyor.
Fakat Erdoğan/Bahçeli ikilisinin başta Kürtler olmak üzere kimseye söyleyecek sözü kalmadı; kimse artık onları ciddiye almıyor. Ne içerde ne de dışarıda kimse Erdoğan/Bahçeli ikilisinin ne dediği ile ilgilenmiyor. Bunu herkesten çok kendileri bildikleri için sık sık kontrolden çıkıp kendi dışındaki çevreleri tehdit ederek sonuç almaya çalışıyorlar.
Herşey onlara karşı; bu gerçekten böyle, meseleyi yanlış okumuyorlar! Gelişmelerin o kadar gerisine düştüler ki; bundan sonra isteseler de yakalayamazlar.
Erdoğan ve çevresi Türkiye/ve İslam dünyası ilişkisini yanlış okudu; ve tecrit oldu. Yine Erdoğan ve çevresi Türkiye/Batı ilişkisini yanlış okudu; tecrit oldu. Türkiye/NATO ilişkisini yanlış okudu neredeyse
NATO’dan kovulmak üzereler. Türkiye’de Kürt sorununu yanlış okudu; Kürt illerinde devlet olanakları olamasa tabela partisine dönüşmek üzereler. Demokrasiyi sadece toplumu manipüle etmek ve oyunu almak olarak okudu; orada da deryayı tüketmek üzere, telaşla erken seçime gitmekten başka seçenekleri kalmadı.
Türkiye’de bütün çevreler çok kritik bir yol ayrımında; demokrasi sorunu bu ülkede Erdoğan’la başlamadı; Erdoğan’ın gitmesi ile Türkiye’nin kendiliğinden demokratikleşeceğini kimse düşünmemeli. Biz bunu kerelerce yaşadık, artık tekrar ederken bile sıkılıyoruz.
“Evet Erdoğan artık gitmeli!” burada bir sorun yok “TAMAM”; fakat bu yetmez, her dafasında sonra ne olacağı konuşmadan başka bir süreci başlatırsak en sonunda kendimizi hep aynı yerde buluruz.
Benzer bir süreci Özal döneminde de yaşamıştık; insanlar öylesine bunalmıştı ki; artık Özal gitsin de ne olursa olsun noktasına gelmişlerdi. SHP Kürt raporu yayınlıyor, Demirel “Fırat’ın kenarında bir koyun kaybolsa benden sorulur!” diye nutuk atıyordu. Hatta Demirel bununla da kalmadı Diyarbakır mitinginde “Kürt Realitesini” tanıdığını da ilan etti.
Fakat sonuçta bu kadar şeye rağmen Türkiye bırakın demokratikleşmeyi ve Kürt Sorununu çözmeyi tam tersine; Ağar’ların, Yeşil’lerin, Çatlı’ların Çiller’lerin Türkiye’sine dönüştü. İnsanlar kendilerini bir anda Cumhuriyet tarihinin en karanlık günlerinde buldular. 17 bin faili meçhul cinayetin önemli bir kısmı bu dönemde işlendi.
Erdoğan ve partisi de bu dönem uygulanan politikaların toplumda yarattığı tepkileri örgütleyerek iktidara geldi. Fakat tarihin ironisine bakın ki; uyguladıkları politikalarla AKP şimdi aynı yerde duruyor. Sadece AKP değil, bütün Türkiye başladığı yere döndü.Geçmişle bugün arasında sadece bir tek fark var; “HDP artık kimsenin göz ardı edemeyeceği politik bir aktör”. Artık bu ülkede Kürtler, aleviler, Süryaniler, Ermeniler, emekçi Türkler ve onların partisi HDP var!
Hem Erdoğan partisine “o partiyi sandığa gömün!” derken; hem de Sadet Partisi Genelbaşkanı Karamollaoğlu ve CHP Cumhurbaşkanı adayı Muarrem İnce “Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalıdır! derken HDP’nin sonuçlar açısından önemini itiraf etmiş oluyorlar.
Tamam Kürtler ve HDP dünyanın merkezinde değil; ama kimsenin kayıtlsız kalamayacağı kadar önemli bir güce dönüştüler. Ortadoğu’da artık kimse Kürtler, diğer mazlum bölge halkları ve onların biricik legal temsilcisi HDP yokmuş gibi davranamaz.
Öyleyse biz de 24 Haziran’da dosta düşmana var olduğumuzu her zamankinden daha güçlü göstermeliyiz!

Yazarın diğer yazıları