Artık susacak zaman değil!

Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyum atandı. Zaten Erdoğan bunu dolaylı yola başvurmadan direk söylemişti. İşte bu sözlere karşı meydan okuyan Kürt halkı her türlü baskı ve yıldırma politikalarına rağmen belediye başkanlarını seçti.

Adını anmayalım, bir güvenlik uzmanı o insanlara cahil deme cüretini göstererek, oylarının bir irade yansıtmadığını söyledi. Kime, neye, niçin hizmet ettiği belli olan bu şahsın cahil dediği halk günlerdir, yıllardır sokaklarda mücadele veriyor.

AKP yine güçsüz, çaresiz ve çözümsüz kaldığında tırnaklarını Kürtler için biledi, kayyum politikalarını devreye soktu. Fırat’ın doğusu diyen Erdoğan, işgal planları işlemeyince, yine, yeniden, bıkmadan usanmadan aynı yanlış politikalara başvuruyor.

Dayandırdığı argüman ise “terör”. Terör uygulayan kim  yansıyan karelerle ortada.

Günlerdir hak gaspına uğrayan halka polis saldırıyor, gaz sıkıyor, gözaltına alıyor. Görüntüler korkunç. Bu görüntülere dünyadan tepkiler yağıyor. Ama en çok Avrupa’dan. Fakat açıklamalar endişeli olmanın dışına çıkmıyor. Zira Avrupa’nın elinden başka bir şey gelmiyor!

Almanya’da da birçok siyasetçi kayyumlara yönelik tepkilerini dile getirdi.

Bu süre zarfında Merkel ile Erdoğan’ın bir telefon görüşmesi yaptığı servis edildi. Görüşmede ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındığı belirtildi, detaylara yönelik ise bilgi verilmedi. Demokrasi ve hukukun ayaklar altın alındığı, Kürtlerin temsiline yönelik adeta siyasi bir soykırım uygulandığı bir atmosferde hala Erdoğan ile geliştirilen ilişkiler, bu tutuma destek vermektir. Zira Almanya hala bu tutumunu sürdürmekte kararlı.

Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer, DAİŞ ile mücadele konusunda verilen savaşta Kürt halkının rolüne dikkat çekti.

Almanya DAİŞ çetelerine katılan Alman vatandaşlarını ülkesine sokmaya imtina ederken, yargılanmaları konusunda sırtını çevirirken, Kürtler sahada onlara karşı mücadele ediyor. Almanya bu ayrıntıyı her defasında hatırlatıyor. Fakat diğer taraftan, Kürtlere Almanya’dan aldığı silahlarla operasyonlar düzenleyen Türkiye’ye savaş araçları satmaya devam ediyor.

Öyle ki, bu rakamlar yine oldukça kabarık olarak çıkıyor karşımıza. Angela Merkel’in başbakanlığındaki Federal Almanya Hükümeti, geçtiğimiz yıl Türkiye’ye 216 milyon Euro değerinde askeri malzeme sattığı açıklandı. Rakamlar artarak devam ediyor.

Almanya bu ikili politikalarını devam ettirdiği müddetçe Erdoğan’ın savaş politikalarını beslemeye de devam edecektir.

Almanya’nın Erdoğan’ın yarattığı korku iklimine sessiz kalması, bu politikalara ortak olmak anlamına gelmektedir. Türkiye ile geliştirilen ilişkiler Erdoğan’ın savaş politikalarını besliyor. Sadece Almanya’nın değil, artık tüm Avrupa’dan verilen “endişeliyiz” mesajları yetersiz ve vasat kalıyor. Hukuk ve demokrasi değerlerine bağlı Avrupa’nın bu sessizliği kendi değerlerini çiğnemek anlamına gelmektedir.

***

Kürt halkı Türkiye ve Kürdistan’da olduğu gibi Avrupa’nın bir çok kentinde de protestolarını sürdürüyor. Artık mesele 3 kentin belediye başkanını görevden almaktan öte bir anlam ifade ediyor. Yaşanan süreç, devreye konulan yok etme planlarının devamıdır.

Artık susma vakti değil, ses çıkarma zamanıdır.

Yazarın diğer yazıları