Aşırı sağ derinleşiyor!

Aşırı sağ Almanya’da her geçen gün güçleniyor. Yoksa bu bir algı yanıltması mı? Güçleniyor derken aslında var olan bir gerçeklik görmezden mi geliniyor, zaten hep şimdiki kadar güçlü bir örgütlenmeleri mi söz konusuydu? Aşırı sağ örgütlenmeler kendilerine zemin buldukları için güçlü bir şekilde örgütleniyor. Yeraltı örgütlenmelerinin yanında, mecliste bile giderek güçlenmeleri sürpriz bir gelişme olmasa gerek.

Aşırı sağ örgütlenme büyüdükçe, şiddet eğilimli vakaların da arttığını görüyoruz. Nitekim son verilere göre, 2019 yılının ilk yarısında toplam 8 bin 605 aşırı sağ kaynaklı suç kayda geçti, ki bu sadece kayda geçenlerin sayısı, rakamların çok daha kabarık olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu vakalardan 363’ü şiddet suçu olarak tespit edilirken, işlenen suçlarda toplamda 179 kişinin yaralandığı ifade ediliyor.

Bir soru önergesine verilen cevapta, emniyet birimlerinin bu yılın ilk altı ayında 2 bin 625 aşırı sağcı suç zanlısı hakkında soruşturma yürüttüğü ancak sadece 23 kişinin tutuklandığı bildiriliyor.

Bu rakamların altını çizmek gerekiyor, zira aşırı sağ menşeli soruşturmalarda ne kadar hassas (!) davranıldığının da bir göstergesi. Bu soruşturmalardan sanırım en güncel olanı Kassel Valisi’nin öldürülmesi olayı.

Kassel Bölge Valisi Walter Lübcke’nin öldürülmesi olayında oklar aşırı sağı gösteriyor. Fakat Lübcke cinayeti, polis istatistiklerinde aşırı sağ suç kategorisine alınmıyor.

Nitekim SPD’li Dışişleri Bakanı Heiko Maas Almanya’da 12 binden fazla şiddet eğilimli aşırı sağcının bulunduğunu, bunlardan bir kısmının yakalama kararı bulunmasına rağmen hala saklanmayı başarabildiklerini belirtmişti.

Maas, “Tüm bunlar hala kimilerinin görmezden gelmeyi tercih ettikleri bir olguya işaret ediyor: Almanya’nın bir terör problemi var” demişti. Maas’ın dikkat çektiği noktada, SPD de bir taslak metin hazırladı.

SPD, federal hükümet ve güvenlik birimlerinden aşırı sağa karşı çok daha sert önlemler alınmasını talep etti.

Konuya yönelik hazırlanan taslak metinde aşırı sağcılara yönelik tutuklama emirlerinin kararlılıkla yerine getirilmediği eleştirisinde bulunuluyor, aranmakta olan 500 aşırı sağcının serbest dolaştığına dikkat çekiliyor.

Geçtiğimiz haftalarda Anayasa Koruma Teşkilatı’nın basına sızan gizli raporunu tekrar hatırlayalım; sağcı örgütler, interneti, sosyal ağları, kısa sohbet uygulamalarını, video ve oyun platformlarını iletişim için kullanıyor, nefret söylemlerinin yayılmasını sağlıyor.

Aşırı sağ örgütlenmeleri ordudan tutunda, kurumsal birçok alanda örgütlenmelerine devam ediyor. Alman İçişleri Bakanlığı’nın raporlarına göre ülkede yaklaşık 24 bin aşırı sağcı bulunuyor, her iki aşırı sağcıdan biri de şiddet eğilimli, pek çoğunun silah kullanma deneyimi var. Tekrar edelim; rakamlar sadece kayıtlı olanlar…

Bütün bu bilgiler elde olmasına rağmen herhangi bir adım atılmış değil.

Bir adım ileri gidelim ve Almanya’nın aşırı sağ toleransını karşılaştırmalı bir örnekle daha net kavrayalım.

Almanya’nın önde gelen gazetelerinde Süddeutsche geçen günlerde aşırı sağcı örgütlenmelere karşı gösterilen toleransa dikkat çekti ve Kürtlere yönelik baskıcı politikaları eleştirdi. Yazıda kısa ve öz olarak soruluyor: Recep Tayyip Erdoğan rejimine karşı kışkırtıcı yayın yapan bir Kürt yayınevi mi var? Bakanlık ‘baskın düzenleyin!’ diyor. Polislere yönelik bir saldırıyı yücelten radikal sol bir internet portalı mı söz konusu? Yasak! Ama ırkçı NSU terör örgütüne destek vermiş, onlarca üyesi bulunan bir Neonazi grubu söz konusu olunca ‘Her şey sırayla, inceliyoruz’ deniliyor.”

Almanya DAİŞ’li Alman vatandaşlarını kendi sınırları içerisine sokmamak için elinden geleni yaparken, onlara karşı savaş veren, güvenliklerini sağlayan Kürtlere karşı kendi ülkesinde baskıcı bir politika yürütmeyi tercih ediyor. Türkiye ile ilişkilerini daha da ilerletmeyi tercih ediyor, silah kardeşliğine devam ediyor.

Evet aşırı sağ Almanya’da giderek derinleşiyor, çünkü önünde ilerlemesini durduracak bir engel yok…

Yazarın diğer yazıları