Asker ve Kürt öldürerek referandum kazanılmaz Erdoğan

Bu bir ölüm oyunu ve biz bu adına oyun dediğimiz vahşeti ilk kez yaşamıyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu oyunu ilk kez oynamıyor, ne zaman seçimlerde yenileceğini hissetse, seçimlerde oyunun düşeceğini anlasa, bu adına oyun denilen iğrençliğe başlıyor ve hem Türkiye’yi hem de kendini iyice bir çıkmaza sokuyor.

Uzun zamandır kendimi Tolstoy’un „Savaş ve Barış“ adlı kitabında bir figüran gibi hissediyorum. Seçimler yaklaşıyor ve yaşamının hiçbir döneminde demokrat olmamış Erdoğan çıkıp, tam bir barışçı demokrat gibi Kürt sorununun savaşla değil, konuşarak çözüleceğini söylüyor. Anketlere bakıyor, Kürt oyları istediği kadar kendisine gelmediği gibi tam tersi azalmış, o zaman hemen adını koyduğu açılımın adını değiştirip, bu kez milliyetçilerin gönlünü alıyor. Yine olmuyor ve tam tersi 14 yıl sonra ilk kez seçimleri kaybediyor. Bu sanırım Erdoğan’ın olasılık olarak bile düşünmediği bişey.

İşte bu da olmayınca barış görüşmelerini sanki kendisi yapmamış, ondan habersiz kendi emrindeki bakanları, kendisine bağlı MİT müsteşarı görüşmüş gibi, “Nereden çıktı leyn bu Dolmabahçe mutabakatı…” deyip savaş ilan ediyor.

İşte ben bu Savaş ve Barış’ın içinde, öldürülerek, yakılarak, işkencelere maruz kalarak halka haklı olduğumu anlatmaya çalışıyorum. Aylardır düşünüp duruyorum, “Bunca olaydan sonra, neden tekrar savaşmaya başladık…” diye. Bunun siyasi bir açıklaması olmalı, insanlar ölmezken, öldürülmezken, çözüm noktasına yaklaşmışken, neden eski günlere döndük, hatta daha beter katliamlar yaşamaya başladık.

Diyorum ama bunun siyasi bir açıklamasını yapamıyorum. Çünkü bunca yıldır siyasetin içindeyim, böylesine saçmalığı bir arada yaşadım. Dünyada hiçbir siyasetçi “X grubu haklıymış, savaşmanın bir anlamı yok, bu sorunu yavaş yavaş çözmeliyiz…” dedikten ve bunun için ülke içinde bütün siyasi riskleri aldıktan sonra ve herkes memnunken, anidenbire “Hadi canım, nereden çıktı bu X grubu, vurun, kırın, öldürün…” demez. Bunu demesi için başına gençlerin deyimiyle sksı düşmesi lazım.

Eeee, Erdoğan’ın kafasına saksı düşmediğine göre, -En azından biz bilmiyoruz- bu belki de cumhuriyetin Dersim katliamını bile aratacak vahşetini neden yaşamaya başladık. İnsanların ölmemesi, o savaş için akan paranın başka yerlere kullanılması, PKK’sinden askerine, demokratından ulusalcısına kadar memnunken, bu karar neden alındı, bizi bu koşullara ne getirdi.

Herşey burada düğümleniyor, çünkü bu siyasi bir karar değil. Bu karar sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi için aldığı bir karar. Erdoğan AKP’yi kurduğunda tertemiz bir politikacı olarak kurmadı. Doğrusuna, yanlışına mahkemeler ileride karar verecek ama Erdoğan belediye başkanlığından bitakım para davalarıyla beraber geldi. Davası olmayan, kanıtlanmamış bişeyi halkımız çok önemsemedi, dedikodulara aldırmadı ve 3 seçimde başbakan ilan etti.

İşte ne zaman o ayakkabı kutuları ortaya çıktı, Erdoğan-Bilal-Sümeyye telefonları internete düştü, Erdoğan bütün siyasetini değiştirmek zorunda kaldı. 4 bakanı harcayabilirdi esasında, onları korumak yerine yüce divana gönderebilirdi. Böylece kendisini uzun bir süre daha koruyabilirdi ama o sesler, o konuşmalar yok mu, işte o her şeyi değiştirdi. Bir de üzerine Rıza Zarrab olayı gelip, iş uluslararası boyuta ulaşınca birden bu savaş başladı.

Erdoğan sadece kendisini kurtarmak için, ailesini kurtarmak için hem Türkiye Kürtlerine savaş açtı, hem Suriye Kürtlerine savaş açtı ve neredeyse bütün dünya Kürt realitesini kabullenmişken, o şimdi büyük bir savaşa girme hazırlığında. Bu savaşla oyları mı değişecek, referandumdan ve sonraki seçimden kazançlı mı çıkacak, hayır, kaybedecek.

O zaman neden yapıyor bunu, kaybedeceği bir savaşı neden büyütüyor. Çünkü Erdoğan kaybettiğinde her anlamda yok olacağını biliyor. Bunun için savaşı büyütüp, ülke çapında sıkıyönetim ilan edip, aynı Kenan Evren gibi kendisini devlet başkanı olarak ilan etmeyi düşünüyor. Bunun için ölecek askerler, komutanlar, Kürtler umurunda bile değil. Erdoğan sadece kendini ve ailesini kurtarmak için ciddi bir savaşa doğru gidiyor, sadece Türkiye içinde değil, Ortadoğu’da bir savaşa gidiyor hem de. Halk oylaması onun için çıkar yol olmaktan çıkmıştır artık. Sonuna kadar halk oylamasında HAYIR demek için çalışacağız ama bu olasılığı da hiç unutmayacağız.

Yazarın diğer yazıları