Askeri kışlalar yeni kurbanlarını arıyor!

Neredeyse her gün askeri kışlalardan bir intihar haberi geliyor.

Resmi kayıtlara göre 1991 ile 2001 yılları arasında 1248 TSK mensubu intihara kalkıştı; bunlardan 815’i öldü. 2012 verilerine göre ise son on yılda 934 erin “intihar” ettiği açıklandı. Tabi bu istatistiki rakamlara eğitim zaiyatı adı altında ölen-öldürülen askerleri eklemiyorum. Çünkü bu konuda elimde istatistiki bir veri yok.
İntiharlarda şu soruların yanıtlanması önemli: Asker kişileri yaşamdan bezdiren, ölüm seçeneğine iten nedir? İntiharlar kadar intihar süsü verilmiş cinayetleri kimler ve neden işliyor? En önemlisi de bu intiharların-cinayetlerin arka planında ne var? Bu soruları yanıtlamak için hem cinayet kurbanlarını, hem de cinayeti işleyenleri tanımak gerekiyor.
Türk militarizmi, Müslüman, Türk, erkek, Sünni ve Kemalist’tir. Bu özellikler, Mustafa Kemal’in şahsında ifadesini bulan, Cumhuriyeti kuran kadronun özellikleridir. Türk, Müslüman, Sünni ve Kemalist olmayanlar resmi devletin söylem ve yapısına tehdit olarak algılandılar ve dışlandılar. Bu korku ve tehdit algısı Kürt, Ermeni, Alevi ve Komünist katliamlarına yol açtı.
Bu yapı asker etrafında örgütlenmiş ve bir dizi mitosa sahip: Türklük, Atatürk, bayrak, vatanın bölünmez bütünlüğü, kutsal devlet, kahraman Türk askeri, cennet ve şehadet… Tabii bu mitosların dışında olanlar, farklılıklarını koruyanlar tehlikeli ve haindirler(!) Bu hainlerden, düşmanlardan korunmak için öldüreceksin, ezeceksin(!) Bu algı ordu içindeki bir dizi cinayetin esas kaynağıdır.
Tamda bu noktada etnik ayrımcılık ve ötekine nefret kışlalarda yaşanmakta olan intihar ve cinayetlerin esas nedeni oluyor.
Burada birkaç örnek verelim: Ersin Baş; Kandıra’da askeri birliğine teslim olurken “baba beni öldürecekler” dedi ve birkaç saat sonra öldürüldü. Ersin Bal; Ağrı’daki askeri kışlada komutanına küfür ettiği iddiasıyla üstlerinden işkence gördü ve sonra intihar ettiği söylendi. Halim Bal’ın kışlada intihar ettiği söylendi ama hastanede ölmeden önce ağabeyine “beni bölük komutanı vurdu” dedi. Celal Derviş, askerde kötü muameleye maruz kaldığını belirtti ve Kürt halkına karşı savaşmak istemediğini söyleyip bedenini ateşe verdi. Memduh Argöz, iki kurşunla öldürülüp hiçbir açıklama yapılmadan ailesine teslim edildi. Tayfun D., askerden firar ettikten sonra yakalandı ve aynı gece intihar ettiği söylendi. İntihar ettiği söylenen Burhan Güzelaydın’ın otopsisi sonucunda işkenceyle öldürüldüğü belgelendi.
Tekirdağ’ın Lüleburbaz İlçesinde askerlik yapan F.B isimli Kürt asker ise etnik ayrımcılığa tanıklığını şöyle anlatıyor: “Bölük komutanımız eğitim esnasında sorulara cevap veremeyen Kürt asıllı askerleri vatan haini olarak suçluyordu. Ben ve hemşerim olan diğer asker, sorulara cevap veremediğimiz zaman herkesin arasında vatan haini olarak hakarete maruz kalıyorduk”… Emek Partisi (EMEP) Gebze yöneticisi Mazlum Aksu askerlik yaptığı Elazığ’da intihar etti denildi. Mazlum’un ağabeyi Mecnun Aksu: “biz bunun cinayet olduğunu düşünüyoruz. Kardeşim muhalif biriydi. Kürt’tü. Bu nedenle kışlada askerler arasında çeşitli tartışmalar yaşanmıştı. Bundan dolayı öldürüldüğünü düşünüyorum.” Ermeni soykırımını anma gününde (24 Nisan 2011) Sevag Balıkçı Batman’ın Kozluk İlçesindeki birliğinde şakağına sıkılan kurşunla öldürüldü. Bunlara benzer yüzlerce hikaye var.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi kendilerine yapılan başvurular üzerinden hazırladığı rapor, 2012 yılında intihar ettiği iddia edilen 42 askerden birinin Ermeni, 39’unun ise Kürt olduğuna dikkat çekiliyor.   
Ne yapmalı?                                                                                                                      
Türkiye’de asker intiharları ve cinayetlerinin başlıca nedeni vicdani red hakkının olmaması ve yasaklanmasıdır. Vicdani red hakkı tanınmalıdır. Nefret söylemi yasaklanmalı ve kışlalarda yaşam hakkı ihlallerine sebep olan suçlar cezalandırılmalıdır. Vücut bütünlüğüne yönelik suçlar ve işkence suçları yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.
Öncelikle şiddet, nefret ve ayrımcılıktan beslenen militarist değerler aşılmalıdır. Zorunlu askerlik uygulamasına son verilmelidir.  
Eğer askere giderseniz; bilin ki bir gün askeri kışlada bir asker ensenize, şakağınıza ve ya çenenizin altına namluyu koyup ateşleyebilir; ve bir gün bir askeri yetkili annenizin-babanızın ve ya sevgilinizin kapısını çalıp “oğlunuz-sevgiliniz intihar etti” diyebilir.

Yazarın diğer yazıları