Asıl Hamasçı ve İhvancı Katar değil meğer ‘Reis’miş

Katar krizi ile ilgili en dikkate değer yazıyı Fehmi Koru yazdı. Herkes “acaba bu krizin merkezinde Katar mı, yoksa İran mı var?” diye sorar ve örneğin Sözcü’nün “bilge” dediği bir emekli elçi “merkezde İran var” deyip, Türkiye’den tek söz etmeden, “Erdoğan Ortadoğu’daki ihtilaflara bulaşmasın, PKK-PYD ile uğraşsın” diye „ültra milliyetçi” tavsiyelerde bulunurken Koru bakın “merkezde” duran hakkında neler dedi:

“Denklem içerisinde İran’ın da bir yeri var elbette; ancak yorumlarda ileri sürüldüğü gibi Katar İran’ı kollayan bir ülke olduğu için değil… Böyle bir durum yok çünkü.

İran’a yakın gibi ele alınması, sanıyorum, İran’ı hizaya getirme derdi de olduğu bilinen Suud-Mısır cephesine Katar’ın sıcak bakmamasından kaynaklanan bir yanlış değerlendirme. Yoksa, Katar yönetimi için önemli ittifak ülkesi Türkiye; İran değil…

Hatta Hamas’a hâmi gibi görünmesi bile, Katar’ın Türkiye hatırına katlandığı bir jest olarak görülebilir.”

Koru bir gün sonra bu iddiasına açıklık getirdi. Şöyle:

“Katar’ın Hamas’ın liderlerini misafir etmesinin bir sebebi de, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye’nin ricasıdır. İsrail ile arayı düzeltmenin şartlarından biriydi Hamas’ı Türkiye topraklarında barındırmamak; anlaşma sağlanınca Hamas’ın ülkemizde yaşayan liderleri Katar’a taşındılar.”

İzninizle şu satırları da aktarayım:

“Suudlular’ın son hamlesi.. Ortadoğu’yu yeniden dizayn için çaba gösteren iki farklı cepheden birinin (Suud-Mısır cephesinin).. Türkiye ile birlikte hareket eden Katar ve ‘Hamas’lı Filistin’ cephesine karşı girişimidir.

Hamle Katar’a karşı yapılsa da Türkiye’yi zor duruma düşürüyor.

Katar’a desteğe devam etse de.. Suudi Arabistan’ın yanına geçse de.. bir bedel ödeyebilir ülkemiz.

Ankara’nın bu aşamada üzerinde durması gereken iki soru şudur: Washington ile İsrail bu tablonun neresindedir.. Suud’un hamleleri Türkiye’ye de Katar muamelesi çekmeye kadar varabilir mi?”

Öldürücü bir sorudur bu…

Demek ki, Katar Türkiye’yle kurduğu ilişkiler nedeniyle Hamas’ı ve Müslüman Kardeşleri savunuyormuş. O halde, ABD ve Suud ittifakının da asıl hedefi, bu durumda Hamas’ın ve Müslüman Kardeşlerin asıl koruyucusu olan Erdoğan rejimidir.

Eğer Fehmi Koru’nun verdiği bilgiler ve yaptığı yorum doğru ise Türkiye ile Katar arasında yapılan askeri işbirliği, ABD tarafından desteklenen Körfez ülkelerini ve onlarla birlikte hareket eden, başta Mısır olmak üzere çok sayıda Arap devletini hedef alıyor.

Gerçekte tüm Ortadoğu’da İran’la amansız bir rekabet içindeki Türkiye, yine İran’a karşı karıştığı Suriye savaşında uğradığı yenilgiyle birlikte akıntıya kapılmış tekne gibi, oradan oraya savruluyor. Katar kriziyle birlikte İran sahillerinde karaya oturdu. Oradan kurtulsa bu defa Suudi kıyılarında kayalara bindirecek. Müslüman Kardeşler’i Mısır’da desteklemenin, ardından Alevi Arap halkına karşı DAİŞ’le işbirliği yapmanın, derken kumar masasında bütün varlığını Rojava devrimine karşı “siyah” renge yatırmanın bedelini şimdi ödeme zamanı gelmişe benziyor.

Dikkat ediniz: Merkel, daha şimdiden Katar krizi nedeniyle onu, bunu değil, Türkiye ile İran’ı uyarmaya başladı bile.

Ancak Türkiye Rusya-İran hattına “demir atamaz”. Katar’daki “askeri varlığı”yla kimseye kafa tutamaz.  

Göreceğiz. Katar şeyhi teslim bayrağını er ya da geç çekecektir.

Geriye ne kalacaktır?

Koru’nun yazısından öğrendiğimize göre, Katar’a yönelik ambargonun nedeni, artık “terör örgütü” olarak adlandırılan Müslüman Kardeşler’e ve Hamas’a “yardım” etmekse, Katar’dan sonra sıra, Katar’ı bu “desteklemeye” sürükleyen, Hamas’ın ve Müslüman Kardeşler’in “asıl” koruyucusu Türkiye’ye gelecek demektir.

Sıranın kendisine geleceğini bizden daha iyi bilen Saray rejimi ne yapacak? Rusya-İran eksenine “demir atamayacağına” göre, ağır hasar görmüş olan Türkiye gemisi, kaçınılmaz bir şekilde ABD-Suud eksenine yanaşacak.

Ama artık böyle bir “yanaşma”, sözcüğün gerçek anlamında “yanaşmalık” anlamına gelecek ve “yanaşma” haline getirilen Türkiye “efendiler” tarafından, İran’a karşı askeri bir tehdit olarak kullanılacak…

Yazarın diğer yazıları