Ateşle sınanan birlik

Sınır, ateş, duvar ve uçurum ile sınanan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bir metafor olmanın ötesinde gerçeğin ta kendisi olan… Yüreğimizi yakan, düşüncelerimizi gürleştiren, bedenimizi saran… Bütün zıtları aynı an’da temsil eden. Duyguyu düşünceye düşünceyi duyguya emanet etmekten başka çaresi olmayan…

Bu bütünselliğin içinde sınır, ateş, duvar ve uçurum ile sınanan bedenin kendisidir coğrafyanın bütünlüğü… İster beşeri olsun ister sosyal her anlamda toprak olanların özlemini kuşanan… Büyük bir savaşın içinde anlam ve histen, aşk ve özgürlükten vazgeçmeyenlerin özlemini. Savaşın dehşetine birlik olmanın gücü ile karşı konulabileceğinin erdemine eren. Utancı yıkmak için direnen… Zira utanç yüklü yüzlerin aksında bir alın yazısı değildir beliren… Parçalı, kibirli, yavan ifadelerinde aile ve aşiret çıkarlarını özgürlüğe feda edenlerin pişkinliği vardır sadece… Bu pişkinlikle kıyar geleceğe dair ne varsa bir bir. Kıyar birliğe… Birlikten geçen özgürlüğe…

Oysa coğrafya bir bütündür. Sabahın ilk ışıklarıyla Amudê’ye bakan bir ışık dağıdır Mêrdîn. Mavinin tonları ile birbirine serenat yapan Urmiyê ve Wan gölü ya da. Kirmaşan Xaneqîn arası bir öğündür oysa… Kerkûk’ten Hesekê’ye iki uygarlığın tarihi nakışlarına tanık olmak tarifsiz bir duygudur zira. Silêmanî ile Sinê arasında tatlı bir müsabakadır Rönesansımıza imza atma seansı… Dersim, Xorasan’a uzanan özgürlüğün ve aşkın gümüş kapısı… Besê’nin Seyîd Riza’ya uçurum sözü, Alişêr’in Zarîfe’ye özgürlük yemini. Bêşebab gençlerin elinden su içer Zaxo’da… Bradost hem dost hem eştir Zagroslara…

Ninhursag’ın vasiyetidir bütünlük… Xanê Lepzêrîn’in Dimdim Kalesi’ndeki direnişini Mahabad’a taşıyan Qazî Muhammed’in erdemi. Ve 21. yüzyılda Xakurkê’de bu vasiyeti yerine getiren dilzêrîn gerillanın sanatsal yaşamı… Hepsinin birliktir hayali. Sınırın öte tarafına değen gözlerine elleriyle dokunmanın özlemi ya da. Coğrafyamızda özgürce dolaşmanın özlemi… Parçalanan coğrafyamız ile birlik parçalanan benimizin anlamın ve hissin kıymetini bilmesi, sahte yaşamları yaşam diye sunmaktan vazgeçmesi için. Birlik özgürlüğün teminatıdır çünkü. Özgürlüğe doğru ateş ile sınananların coğrafyasındayız.

Newroz ateşinin sönmemesi için Mazlumlar ve Zekiyeler ile yakılan ateş Zilan’ın bedeninden Sema’ya ışık olarak doğdu. Hatırlamak ya da hatırlatmak değil yaşam eylemek lazım erdemlerini… Sahi anlamları kuşanmak, hakikatin sırrına ermenin toplumsal coğrafyamızdaki bütünlükle bağını kurmak için. Ve harf harf yıktıkları duvarların ardından güneşe yolculuk eden, denize semah duranlar için… Yannis Ritsos’un, ‘Bu ağaçlar katlanamaz daha basık bir göğe/ Bu taşlar katlanamaz yabancı çizmelere/ Yalnız güneşe boyun eğer bu yüzler/ Yalnız doğruluğa boyun eğer bu yürekler’ dizelerini anlamak için….

Ve bilmek zorlu bir savaşın içinde olduğumuzu. Dört yanımızın kuşatıldığını. Bu savaşın en şiddetlisinin Biradost’ta sürdüğünü… Biradost’un tarihte olduğu gibi şimdi de birliğin ve direnişin kalesi olduğunu… Birlik için mücadele ettiğini, aşiretler arasındaki kavgalara müsamaha etmediğini, parçalı gerçeğine meydan okuduğunu bilmek gerek. Parayı kıble, tahakkümü yaşam tarzı, itaati cansuyu, güdüyü anlam bilen sömürgeci zihniyete karşı direndiğini hiç unutmamak… Varlığını özgürlük ekseninde kurarken bunun temel yolunun ulusal birlik olduğunun bilinciyle direniyor çünkü. Rojava’dan Biradost’a coğrafyamızın her karış toprağında süren direniş kendi kökleri üzerinde yeniden yeşermenin kıvancını ve başarma kararlılığını taşıyor çünkü…

Yazarın diğer yazıları