AŞK!

Aşk bir kimseye ya da bir şeye duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusudur. Kimileri karşı cinsten birisine, kimi dinine, kimi ideolojisine, kimi vatanına, kimi halkına aşık olur. Aşk yüzünden neler çekildiği şairlerin dizelerinde, yazarların romanlarında, tarih kitaplarında yer alır.

Ben ilk ebedi aşkımı 1959 yılında Diyarbekir Maarif Kolejinde okurken bir gece ünlü Turistik Palas Ötelinde tanıdım. Leyli’yi okuduğum okulumda bir hafta sonu babam beni izinli olarak çıkarttığında tanımıştım. Akşam arkadaşları ile birlikte Turistik Palas’ta birlikte yemek yiyorlar müşterek aşkları üzerine konuşuyorlardı. Ben de onlara kulak misafiri oldum. Benim aşk’ım böyle başladı. Ahmed Arif’in dediği gibi elli yedi yıldır aç kaldım, susuz kaldım, hapis yattım, dağlarda gezdim, bana ait topraklarda bir hırsız gibi huduttan hududa geçtim, sürgün oldum, kanser oldum ama terk etmedi bu sevda beni.

Aşk’ım kendi kaderi üzerine söz sahibi olamayan kocaman bir aile idi. Dört kız kardeşlerdi, dört kız kardeşte batılı süper güçler ve onun işbirlikçileri sayesinde ayrı ayrı ülkelere gelin gittiler. Babaları kardeşlerden birisini Türklere, birisini Acemlere, birisinide Araplara gelin vermişti. Daha doğrusu dedeleri Sellahattin’in on asır öncesi batılıları Ortadoğu’dan söküp atmasını içine sindiremeyen süper devletler kendi denetimlerinde kurdukları devletçikler arasında paylaştırmışlardı kız kardeşleri. Kendilerinin rızaları olmadan!

Ben bu kız kardeşlerin hepsine aşık olmuştum. Parçalı aşk’a karşıydım. Kardeşlerin hangisinin ayağı taşa deyse, ayaklarına diken batsa benimde ayaklarım ağrıyordu. Ancak kızkardeşlerin hiçbirisinde diğerinin acılarına ortak olmak gibi bir duygu oluşmamış, daha doğrusu zorla evlendirildikleri bacanaklar kardeşler de böyle bir duygunun oluşmasına rıza göstermemişlerdi. Zaman, zaman kız kardeşlerden herhangi birisinde bu duygular kabardığında bacanaklar birbirlerini sevmemelerine rağmen hemen bir araya gelip kabaran bu duyguları yok etmek için çeşitli planlar yapıyorlardı.

Sadece kızkardeşlerin arasında dayanışma, birlikte program ve hedef belirleme yoktu. Ailenin 16.Yüzyılda yaşamış dünya çapında ünlü bir filozofu, şairi, bilgesi bunu kızkardeşler arasındaki yüksek hamiyet duygusunun oluşuna buna karşın birbirlerine karşı mihnet duygularının olmayışına bağlıyordu. Aile bu ünlü filozofun düşüncelerini içine sindirememiş, bu nedenlede kızkardeşlerin arası bir türlü iyileşmemişti.

Bendeki aşk bu kardeşleri bir araya getirip onların mutlu, özgür ve başı dik insanlar olmasını sağlamaktı. Bu nedenledir ki elli yedi yıldır aç kaldım, susuz kaldım, huduttan hududa bir hırsız gibi girip çıktım, hapis yattım sürgün oldum ancak bu aşk beni terk etmedi. Rahmetli anam derdiki oğlum bu kanser hastalığı size genlerinizden miras kalmış. Annemin aşkımı kanser illeti olarak nitelemesi zoruma giderdi. Daha fazla bağlanırdım aşk’ıma. Kız kardeşler kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olmak istediği zaman hemen onları bölen, parçalayan batılılar, süper güçler ve onların Ortadoğu’daki işbirlikçileri ayağa kalkıyorlar kendi kaderine sahip olmak herkes için haktır ama siz dört kız kardeş için hak değildir diyorlar.

Ancak devir değişiyor. Kızkardeşlerin ardılları örgütlenip asırların uykusundan uyanıyorlar. Ordulaşıyorlar, savaşıyorlar, savaştıkça güzelleşiyorlar. Ensemi karartmıyorum. Aşkıma ulaşacağım günleri umutla, heyecanla bekliyorum. Umutlu olmak yetmiyor daha çok çalışmak, direnmek gerek herşeyin bir bedeli vardır. Hiçbir şey bedelsiz olmuyor. Hiç imse bana aşkımı altın tepsi üstünde sunmaz. Ona çalışarak, emek vererek sahip olacağım.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 29 Ekim 1996 tarihinde Güler Ortaç, Sivas’ta yapılan eylemde şehit düştü. 

* 29 Ekim 1998’de Öcalan’a yönelik komployu protesto etmek için uçak kaçıran Erdal Aksu, özel timlerce öldürüldü.

* 1 Kasım 1998’da Almanya’da Steinheim Cezaevinde Berzan Öztürk Öcalan’a yönelik komployu protesto etmek için kendisini yaktı. 04.01.1999 tarihinde şehit düştü

* Antep HEP yönetim kurulu üyesi A.Samet Sakık, 3 Kasım 1992 tarihinde uğradığı kontra saldırısında yaşamını yitirdi.

* Kürt aydınlanmasında önemli bir yeri olan “Jin” dergisi 6 Kasım 1918’de İstanbul’da yayınlandı.

Yazarın diğer yazıları