Avrasya hayali de tükendi

“Reiz“, kurbağa sanki. Başkalaşım geçirmeye devam ediyor. Bir baş ve uzun bir kuyrukla dünyaya gelen kurbağa, başkalaşımla şekilden şekle giriyor, sonunda kuyruksuz, uzun bacaklı, yampiri bir varlığa dönüşüyor.

Fakat, Reiz “başkalaşımda sınır“ tanımıyor. Durmadan değişiyor. Zamanın ruhuna göre, amibi de kıskandıran bir esneklikle değişiyor, yeniden şekilleniyor.

Mesela, “siyaset sahnesine doğarken“, dinciydi. Dinin vicdani adaleti sakız, dilinin ucunda pelesenki. Öteki dincilerden farklı olarak, ırkçılığa cihat açmış bir “evlad u Müslümin“ rolündeydi.

 Meydanları inletip, arş u alada yankılanan bir gürlemeyle “biz“ diyordu. “Irkçılığı ayaklarımızın altına almış bulunuyoruz.“

Kürt ve Kürtçe üzerindeki bir tabulara hançer saplarcasına, Ehmedê Xanî’nin kitabını havada sallıyor, “Kürdüm“ demekten yargılanıp hapse atılmış Şerafettin Elçi’nin adını havaalanına veriyor, Kürtlerin sevdiceği Musa Anter‘in katili değil, katillerinin cezalandırılacağına dair namus sözü veriyordu.

Derecesiz insandı, İrecep Reiz. CHP’nin tek parti iktidarını, dolaylı olarak Atatürk, İnönü ikilisini  kırımı yapmakla suçluyor, devleti Dersim Kürtlerinden özür dilemeye çağırıyordu.

Bu manzaraya tanıklık eden Kürtler, coşarak alkışa duruyorlardı.

Yalnız Kürtlerle değil, herkesle barışıktı. Solcular, liberallerle oturup kalkıyor, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le birlikte Yaşar Kemal’e devlet övünç madalyası takıyordu. Yaşar Kemal tören kürsüsünde, “Kürtlerin haklarını, eşek gibi vereceksiniz“ derken, gülümsüyordu.

Dahası vardı. “Türk devletinin lanetlisi“ Çetin Altan’ın da yakasına bir madalya takıyor, çıkışta “abi“ diyerek Hasan Cemal’i öpüyor, Ahmet Altan da hakkında duygu seli bir yazı yazıyordu. O Ahmet Altan, şimdi darbeyi hayal etme suçlamasıyla esir…

Bütün bunlar olurken, bazı istisnalar hariç, kimse “ya hu, bu adam kandırmaca üzere, oynuyor. Tecrübe edilmiş bütün benzerleri gibi, bu dinciden vicdan çıkmaz. O kurbağa misali başkalaşımını yaşıyor, bizle dalgasını geçiriyor. Tedbirli olun. Kanmayın. Böylelerinin, yarın ne şekle girip neler yapacakları, meçhul değildir“ demiyordu.

Ama AKP’nin Reiz’i, başkalaşım geçirmeye devam etti. Ancak demokrat, yani insani rolü bir gün geldi, iflas etti. Yeni şekliyle kere daha, tanınmaz hale geldi.

Fethullah Gülen ortaklığını bozup ırkçı, darbeci suçlamasıyla hapse doldurduğu asker-sivil Ergenekoncuları “yanılmışım“ diyerek salıvermişti. Yeni sığınağı eski Ergenekonculardı.

Ne olduğu hala anlaşılamayan ama, bir müsamereyi andıran kanlı bir darbe oyunundan sonra, Ergenekoncularla resmen ilan edilmemiş bir ortaklık kurdu. Onların fikriyatını uygulama sahasına taşıdı. Bu tertipten Kürtlere topyekün savaş açtı. Suriye ve Irak Kürtlerine saldırmadan önce, bir zamanlar Yavuz Selim’in yaptığı gibi sınır boylarındaki Kürtlere hücum etti. Katliamların gölgesinde, 10 Kürt şehrini yerle bir, yüz binlerce Kürt de, kendi ülkesinde mülteci oldu.

Bu arada, Ergenekonun ırkçı, yayılmacı projesi olan “Avrasya“ planının gereği olarak, “kahrolsun emperyalizm“ diye diye Avrasya projesini hayata geçirmeye başladı. Çin ayağı eksik kaldı. Ama, Amerika ve Avrupa’dan kopma numarasıyla, Rusya ve İran’a yanaşmayı başardılar. Askeri ve ekonomik ittifaklar kurdular. Rusya iyi kazançlar sağladı.

İran, Amerikan tehditlerine karşı kendini sağlama aldığını sandı. Reiz bu arada, kurbağalaşma ile Suriye ve Irak Kürdistanında işgale girişti.

Ortada bir dolandırıcılık vardı. İlkin İran uyandı. Amerika ile karşı karşıya gelince Reiz yan çizmiş, “tarafsız“ kesilmişti. Ama İran’ı uyuttuğunu sanarak Suriye’de işgale devam ediyor, İdlib’i, el Kaide ile ortaklaşarak çalmaya çalışıyordu.

Manevra alanının daraldığını gören Reiz, birden bire Avrasya hayalini ağzında çiğneyip yutuverdi. Daha karlı gördüğü Amerika’nın kucağına dönüverdi.

Artık Ergenekon’a da ihtiyacı kalmadı, Reiz’in. Nasıl olsa Trump ardında. Onun için, onlara yeniden savaş bile açtı. Bir zamanlar Ergenekon’un başı diye suçlanan General Başbuğ yeniden hedefte…

Suriye’nin İdlib toprakları da güvenli alan, çantada ölü keklik değil. Güya barışa hizmet için inşa ettiği işgal kuleleri, Suriye’nin kuşatması altında.

Ve Reiz, Putin’in gölgesinde bir sığınmadır, orada. Ama Türklere Türk propganadası olarak  “İdlib’den çıkmayacağım“ diye babalanıp devam ediyor:

“Suriye ordusu, Suriye topraklarından çekilsin!..“

Mafya zorbalığı bu. Ancak, tutunmak kolay değil. İdlib Rojva’ya benzemiyor. Suriye’nin yanında Rusya ve İran var…

Ayrıca çıkmayanı çıkarıyorlar. Amerika Vietnam’dan, Saddam Kuveyt’ten, Amerika ve Rusya da Afganistan‘dan çıkmıyordu.

Sonrası malum!..

İstanbul’da, “Trump Plaza“ işleten Trump’ın desteği işgali sür-git etmeye yetmiyor.

Özetlersek, Reiz‘in “Avrasya“ oyunundan geri bir hayalet kaldı. Putin’e yeni rüşvetler sunsa bile oyun sürdürülebilir değil, artık. Oyun bozuldu. “Avrasya’ya geliyorum“ entrikasının gölgesinde toprak hırsızlığına (işgal) çıkanlar, çaldıklarıyla orta yerde sırıtıyorlar.

Yazarın diğer yazıları