Avrupa Kürt televizyonlarını Erdoğan’a yedirecek mi?

Avrupa devletlerinin Türkiye karşı tutumu ve ilişkileri Kürdistan’daki savaşı ve soykırımı hep cesaretlendirmiştir. Avrupa’nın bu sorumluluğunu hep göz önünde bulundurmalıyız. 

Bilindiği gibi Türkiye’de Kürt varlığı inkar ediliyor. Resmi olarak yok sayılıyor. Bundan ötürü Türkiye’de televizyon kurma şansları bulunmuyor. İran, Irak ve Suriye’de de durum farklı değildir. Şimdi Güney Kürdistan bir statüye kavuştuğu için artık kendi basınını ve televizyonlarını kurabiliyor. Ancak Kürdistan’ın en büyük parçası olan Kuzey’de yirmi milyonu aşan bir Kürt nüfus var. İkinci büyük parça ise İran’ın elinde. Orada da İran rejimi hakim ve demokratik hakların sıfırın altında olduğu biliniyor. Son yıllarda Suriye’de çıkan iç savaş ve rejimin birçok bölgede hakimiyetini yitirmesi üzerine ilk defa Kürtler nefes almaya ve örgütlenmeye başladılar.

İlk Tv yayıncılığını Kuzey Kürdistanlı Kürtler başlattılar. Avrupa’da bunun olanakları ortaya çıkmıştı. İletişim olanakları gelişmiş ve özel yayınlara yasalar izin vermişti. Kürtler kendi ülkelerinde kendi dilleriyle yayın yapma olanaklarına sahip değillerdi. Ortadoğu’nun eski ve en büyük halklarından birisi olmasına rağmen, soykırım sürecine alınmışlardı. Dillerini ve kültürlerini geliştirme hakları yoktu. Kürtlerde belli bir aydınlanma, örgütlenme ve direniş kültürü, birikimi oluşmuştu. Bu birikimlerine ve Avrupa’nın yasal olanaklarına dayanarak ilk defa televizyonlarını açtılar.

Avrupa’da kurulan ilk televizyon MED Tv’ydi. Türkiye’nin yürüttüğü pazarlıklar ve girişimler üzerine MED Tv kapatıldı. Ardından MEDYA Tv kuruldu. O da ayni kirli pazarlıklarla çıkarlara kurban edildi. Sonra Roj Tv yayına girdi. Türkiye bunu NATO zirvesinde pazarlık konusu yapacak kadar pervasız davrandı. Rasmusen’in NATO genel sekreteri olmasına itiraz etmemesi karşılığında Danimarka eliyle Roj Tv kapatıldı. 

Bu kanalları kapatmak Türk hükümetlerinin başını ağrıtıyordu. Dava açtırmak, mahkemeleri devreye sokmak kolay olmuyordu. Avrupalı hükümetlerin çabalarıyla kapatılmalarına rağmen yine de epey zaman alıyordu. Buna da Türkler çözüm buldular. Bu defa anlaşıldığı kadarıyla Eutelsat’a ortak olarak yargıyı devredışı bırakmayı başarmışlar. Artık belge toplama ve mahkemeler başvurma yerine Türkiye’deki sansür kurumu olan RTÜK Eutelsat’a başvuruyor ve Kürtlerin televizyonlarını kapattırıyorlar.

Yakın bir zaman önce Rojhilat (Doğu Kürdistan) Kürtlerinin kanalı olan Newroz Tv kapatıldı. Yine Kuzey Kürdistan’da en çok izlenen kanallardan birisi olan Med Nuçe’nin de yayınına son verdiler. Şimdi de Suriye Kürtlerinin sesini dünyaya duyuran Ronahi ve Kuzey Kürtlerinin sesi olan Sterk ve News Channel yine RTÜK’ün başvurusu üzerine Eutelsat tarafından kapatılmak isteniyor. Bu kapatılmaların zamanlaması da çok ilginç. Tüm Avrupa Erdoğan ve Türk devletinin politikalarından rahatsız olup belli bir tutum almaya mecbur kaldıkları bir dönemde Kürt televizyonları kapatılmak isteniyor. Erdoğan Avrupa’nın tüm değerlerini ayaklar altına almış. Faşist bir diktatörlük kurmak için tüm demokratik kırıntıları da ortadan kaldırmış. Türkiye’de onlarca televizyon, gazete ve dergi kapatmış. Yüz elliden fazla gazeteci hapishanelerde. Milletvekilleri, belediye başkanları yine öyle. İşkence, tutuklamalar kitlesellik kazanmış durumda.

Avrupa ülkeleri Türkiye’de basın özgürlüğü yok diye pes peşe açıklamalar yapıyor, raporlar yayınlıyorlar. Avrupa Konseyi Türkiye’yi kontrol altına alma kararı çıkarıyor. Bütün bunların yaşandığı günlerde Erdoğan’ın emriyle Kürtlerin televizyonlarının kapatılması için Avrupa’ya başvuruluyor ve Eutelsat eliyle kapatılması kararı alınıyor. Türkiye AB normlarına uyacağına AB, Erdoğan ve Ankara normlarına uyuyor. Kürtler söz konusu oldu mu, hiç bir norm, ahlak ve kural kalmıyor. Avrupa’nın çıkarcılığı, oportünizmi yüz yıldır Kürtlerin imha ve inkarına göz yummasına ve ortak olmasına yol açtı.

Kürtler Ortadoğu’da DAİŞ’e karşı muazzam bir direniş sergilediler. Dünyada hayranlık uyandırdılar. Avrupa ülkeleri eğer bugün büyük bir tehlike altında değillerse bunu PKK, YPG ve YPJ’ye borçlular. Şengal’den başlayarak Kobanê’ye kadar olağanüstü bir savaş verildi ve DAİŞ’in saldırıları kırıldı. Şimdi DAİŞ yenilgi sürecine alındı. Bunu ağır bedelini Kürtler ödediler. BM dahil birçok hükümet ve çevre Kürtlere şükranlarını bildirdiler. Bunlardan birisi da Fransa devletiydi. YPG komutanlarını başkanlık sarayında ağırladılar. 

Şunu da belirtelim; ne zaman Türk hükümetleri Kürt kanallarını kapatmak istemişlerse, büyük bir saldırı ve katliam operasyonları eşliğinde yapmışlardır. Kürdistan’daki yıkım ve suçlarından dünya haberdar olmasın diye önce Kürt basınını susturmakla ise başlamışlardır. Şimdi de yapılan budur. Avrupa hem Erdoğan’ın diktatörlüğüne karşı olduğunu söyleyecek hem Türkiye’de basın özgürlüğü yok diye yakınacak hem de Erdoğan’ın talimatlarıyla Avrupa’nın göbeğinde Kürt televizyonlarını kapatacak! Sonra da Avrupa’da demokrasi var, biz demokratik değerlere bağlıyız diye dünyaya hava atacaklar. Kim buna inanacak? Hele Êzîdîleri katliamdan kurtarmış Kürt savaşçılarını Türkiye gidip Şengal ve Qereçox’da uçaklarla bombalayacak ardından Ronahi, Stêrk ve News Channel’i da Avrupalılara kapattıracak. Avrupa’nın bu kadar ayağa düşeceğini Erdoğan bildiği için o kadar pervasız davranıyor. Kürt halkı artık kimin kim olduğunu ve çıkarları için neler yapabildiklerini iyi öğrendi. Kürt halkı dün direndi, bugün de direnecek ve özgücüyle haklarına kavuşacaktır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found