Avukatlar omuz omuza/ Müdafime dokunma!

Alman “Cumhuriyetçi Avukatlar Birliği”  kuruluşunun 40. Yılını Berlin’de kutladı.

Cumhuriyetçi Avukatlar Birliği’nin 40. yılında, ana konu, Hukuk’un nasıl, kimler için veya kimler tarafından nasıl uygulandığı ve hangi durumlarda ve alanlarda uygulanmadığıyla ilgili tema ana ekseni oluşturdu.

Kutlamanın ana parolası “Meslektaşıma dokunma!“ydı. Almanca yazılı bu parolanın sol tarafında Türkçe yazılmış iki slogan yer alıyordu:

Avukatlar Omuz Omuza!

Müdafime Dokunma!

Sunulan tebliğlerde, Türkiye tartışılmadı. Türkiye’de kıskaca alınan hukuk ve hukukçuların sürüklendikleri karanlık tarih tüneli de tartışılmadı.

Ancak bu kutlamada ve 40 yıllık tarihin artı ve eksileri tartışıldığında, orada bulunan katılımcılar, aralarda yapılan sohbetlerde, Türkiye’de haklardan yoksun siyasi tutukluları, Müvekkillerini savundukları için, teröre yardımdan dolayı hakları ellerinden alınan avukatların içinde oldukları durumunu da tartıştılar.

Yapılan tek paneldeki 4 konuşmacının üzerinde müşterek durdukları konu, nüfusun büyük çoğunluğu için hukuksuzluk anlamına gelen egemen hukukun nasıl değiştirilebileceğiydi.

Sivil itaatsizlikler ve politik eylemlerle nasıl kanunların değiştirilebileceğiyle ilgili örneklemelerde bulunan konuşmacılar, kanun yapan politik erk üzerinde etki yapabilecek ve böylece haksızlığa yol açan kanunların değiştirilebileceği konusunda hemfikirlerdi.

Verilen aralarda yapılan sohbetlerin çoğunda, Türkiye’deki durum, Rojava ve savaş da tartışıldı.

Bu kutlamaya, Sınırsız Doktorlar Birliği’nden, Türk savaş uçaklarının Rojava‘da beyaz fosfor bombardımanı sonrasında yapılacak tıbbi incelemerle ilgilenen bir Tıp Uzmanı, Kürtler ve Kürdistan’la ilgili konularda uzman Avukat ve “İnsan Hakları Ligası-Berlin“ Yönetim Kurulu Üyesi Rolf Gössner, Siyasi davalarda Almanya’da yaşayan Kürtleri savunan birçok avukat ve toplumsal dönüşüm ve insan hakları aktiviteleri yürüten birçok kuruluşun temsilcileri ve Birliğin üyeleri katıldılar.

Cumhuriyetçi Avukatlar Birliği’nin tarihçesini anlatan Avukat Thomas Jung, konuşması esnasında, Birliğin Ulrike Meinhof’un ölümünden sonra kurulduğunu vurguladığında, benim de Almanya’daki yaşımın 40 olduğunu ve Ulrike Meinhof’un Stamheim Hapishanesindeki şüpheli ölümünden üç yıl sonraki tarih kesitini hatırlamaya başladım.

Ve Cumhuriyetçi Avukatlar Birliği’yle Ulrika Meinhof’un ölümünün diyalektik bağı, yani bu kuruluşun, yadsımanın yadsımasının sadece bir sonucu olduğu üzerinde düşündüm.

50’li yıllarda Atom’un ölümcül etkilerine karşı mücadeleye atılan Ulrike Meinhof, 1959’da Konkret Dergisi’nin redaktörlüğünü üstlenmiş 1965’ten sonra, “Außerparlamentarischen Opposition (APO)“ (Parlamento dışı muhalefet)‘in politik faaliyetlerine katılmıştı. Legal platformlarda haklarının kısıtlandırıldığını ve yeraltı faaliyetlerine başlamaktan başka yolu kalmadığını belirten, “Noel Baba kutlamalarını bir tarafa bırakan, devrim daha da önemli olduğu için, çocuklarının bakımıyla ilgilenmeyen“ (Bettina Röhl), RAF’ın kurucularından Anne Ulrike Meinhof’un 1976’daki şüpheli ölümünden sonra, alevlenen tartışmalar durulduktan sonra, Almanya’da, özellikle Üniversite Öğrencileri ve Akademisyenler arasındaki tartışmalara şahit olmuştum. 68 Öğrenci Hareketi’nin yenilgisi tartışılıyordu. Devrimin çocukları, kazanımlarla yetinen, başı dik, sol bacakları biraz bükülmüş, yürümeye devam ediyorlardı.

Tüm olanlara rağmen, 1968 Öğrenci Hareketi’nin kazanımlarından biri de, örgütlenmek ve kazanılan toplumsal parsellerde, egemen politikaya karşı yapılanmaya gitmek olarak gündemleşiyordu. Demokratik Avukatlar Birliği’nin kuruluşu, böylesi biraz trajik bir tarih sürecinden sonra, sosyalist/demokratik siyasi bilincin bükülmediğiyle ilgili tanıklığa işaret ediyordu.

40. yılında Avukatlarla Omuz Omuza’ydılar. Yürekleri, haklarından yoksun bırakılan Türkiye’de/Kürdistan‘daki meslektaşları için de attı; yola devam dediler.

Yazarın diğer yazıları