Babacan alternatifi nedir ne olacaktır?

Babacan ve Davutoğlu haberleri giderek yoğunlaşıyor. Söz konusu siyasetçiler ya da onların sözcüleri yeni partilerin bu ayın ortalarında kurulacağını kamuoyuna daha net açıklamakta.

Bu haberlerin yoğunlaştığı sırada medyaya iki gün önce şu haber düştü:

  “S.Soylu, ‘ByLock konusunda yaptığımız çalışmalarla, daha önce kullanıcısı tespit edilememiş 25 bin 149 ID’nin kullanıcısı tespit edilmiş ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirilmiştir’ dedi.”

Kim bu bilgisayar “kimlikleri”nin (ID) sahipleri?

Belli ki, Babacan ve Davutoğlu’nun partisini destekleyeceği düşünülen AKP’liler…

Bir türlü “ortaya çıkarılamayan” 15 Temmuz’un “siyasi ayağı” da böylece “imal edilecek.”

Amaç “sistem içi” alternatifi doğmadan boğmak. Bu da rejim için “ölüm kalım” meselesi. Çünkü böyle bir “sistem içi” alternatif çıktığı anda, “Türkiye Erdoğan değil, Erdoğan da Türkiye değil” diyerek, “alternatifsizlik” yüzünden Erdoğan’a hala destek veren küresel güçler harekete geçecek.

25 bin 149 ByLock kullanıcısı demek yeni kurulacak olan partilerin “örgüt potansiyeli” demek. İl, ilçe, belde örgütlerini kuracak olan muhtemel kişiler daha şimdiden tehdit altına alınmıştır. Özellikle Babacan biraz daha gecikirse, parti kurma imkanını kaybedecek. Gecikenler yenilir.

Bu iki parti adayı arasında bir eşitleme yapmak doğru olmaz. Babacan’ın kuracağı parti “sistem içi” bir alternatif olduğu gibi, aynı zamanda “AKP’ye karşı” da bir alternatiftir. Babacan Türkiye’nin rotasını Batı’ya çevirmekle kalmayacak, aynı zamanda AKP-MHP bloğunu da büyük olasılıkla “sistem dışı”na sürükleyecek.

Buna karşılık Davutoğlu’nun kuracağı parti ise hem “sistem içi”, hem de “AKP içi” bir alternatif görünümündedir. Bu parti hem sistemi “kurtarmaya”, hem de “Erdoğanlı ya da Erdoğansız” AKP’yi kurtarmaya adaydır.

O nedenle yeni ByLock operasyonunun, başlangıçta kişisel olarak Babacan’ı olmasa da, asıl olarak Babacancıları hedef alacağı kuvvetle muhtemeldir.

“Sistem içi alternatif” ne demektir ve gerçekleşmesi nelere bağlıdır?

“Sistem içi alternatif”, kapitalist modernitenin ve onun devlet erkinin sınırları içinde, bir stratejik yönelimden, bir başka yönelime geçiş demektir. Babacan Rusya’ya yanaşma yerine yeniden Batıya dönüş, IMF disiplininden kopan ekonomi politika yerine yeniden küresel sermayeyle bütünleşme, kısaca Ortadoğu’da hegemonya kurma yoluyla AB’yle bütünleşme yerine, önce AB ile bütünleşip, ardından Ortadoğu pazarlarından pay alma “değişiminden” yana bir program hazırlayacaktır. Bu program “sistem içinde stratejik bir değişim” anlamına gelir. Bu açıdan Babacan, Ergenekoncular dışında kalan CHP’yle, özgürlükçü Müslümanlarla ve dolaylı olarak da HDP’yle ilişkilenerek siyasi hayatta rol oynayabilir.

Davutoğlu ise, “Başkanlık” rejiminde ve Ortadoğu’da güç merkezi olma yoluyla küresel sermayenin hiyerarşi merdivenlerinde yükselme stratejisindeki hasarı gideren bir “orta yolcu” programla partisini kuracaktır. Bu program ise “sistem içinde taktik bir değişim” olacaktır. O nedenle Davutoğlu Erdoğan’ın krizden yakayı kurtarmak için kullanacağı bir “can kurtaran yeleği” imal ediyor. Bu parti AKP’yle, İyi Parti’yle ve MHP’yle büyük olasılıkla “koalisyon” kurmayı hedefleyecektir.

Özetle Babacan, faşist rejimden, Bati tipi demokrasiye geçişin alternatifi olacaksa, Davutoğlu faşist rejimi “reforme ederek sürdürme” alternatifi olarak karşımıza çıkacaktır.

Davutoğlu’nu bir tarafa bırakıp, şimdi soralım: Babacan alternatifi nasıl gerçekleşebilir?

Babacan alternatifi, klasik ifadeyle, ancak faşizme karşı devrimci mücadelenin “yan ürünü” olabilir. Ya bu devrimci mücadele zafere ulaşır, faşist rejim radikal bir şekilde yıkılır, ya da faşist rejim bu mücadeleyle yıkılma aşamasına geldiği zaman, egemen sınıf ve küresel sermaye bütün gücüyle “reformcu alternatif” olarak Babacan’a dört elle sarılır.

Aksi durumda, Soylu’nun ByLock hazırlığı bile Babacan’ın, kimle ittifak kurarsa kursun erken ya da zamanında bir seçimle faşizmi yıkmasının mucize olacağını göstermektedir.

O halde Babacancı hareketin HDP ve Kürt özgürlük hareketi ve sosyalist hareket karşısında CHP’den farklı bir yaklaşıma sahip olması, bizzat Babacancı hareketin menfaatinedir. Mücadelenin diyalektiği açıktır: Devrimci mücadele yoksa, reformcu alternatif de olamaz.

Yazarın diğer yazıları