Bağdadi öldü, İslamo Faşist Türklerin başı sağ olmasın

IŞİD‘ın lideri Ebubekir el Bağdadi, Türkler ve cihatçıların ortak işgalindeki Suriye (İdlib) toraklarında sıkıştırılınca, kendini patlatarak öldü. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın söylemiyle, çıkışı olmayan tünelde köpekçe bağırarak, bir korkaklar gibi ağlayarak…

Oysa o, çağımızın en kanlı katillerinden biri ve Ortadoğu’nun gelmiş geçmiş en büyük harami çetesinin lideriydi. İnsanları diri diri yakma emri veren, hiç tanımadığı, kötülüğünü görmediği insanların başını kesme törenlerini düzenleyip, eserini dünyaya seyrettiren, esir kadınları müzayedesi kurduran, şehir, kasaba ile köyleri ganimet diye hırsızlar, gaspçılar, talancı ve tecavüzcü çetelere açan…

Onları en çok kullanan da Recep Tayyip’ti. Onun başı sağ olsun ve akibeti benzemesin diyelim…

Oysa, İslamını yüceltme adına, ortaklaşa neler yapmadı ki ikili. “Allahu ekber“ naralarıyla saldırı ise ortak özellikleriydi.

Böylece Müslümanlık satıyorlardı, geri kalmış kafalara. Ama, bunların dini İslam değildi. Hırsızın, katilin, tecavüzcünün dini olur mu? Olmaz elbette. Bunlar da, bütün dinlerden farklı olarak günah nedir bilmiyordu. Dinlerin temeli olan merhamet, şefkat ve vicdandan habersizdi, bunlar. İslamı, terör (korku) olarak sunuyorlardı, yer yüzüne.

Kürtlerin can ve malları Recep Tayyip ile Bağdadi’nin dininde, “vaaddedilmiş ganimet“ti. Bu yüzden ırkçılıkla afyonlanan beyni de hasara uğratılmış, Kürt nefretiyle doldurulmuş İslamo-Faşistler, IŞİD haydutlarının başı Ebubekir‘in ölüm haberini aldıklarında, şok geçirdiler. Saatler boyu, bedenlerine inme gelmiş, donmuş gibi kala kaldılar. Taş gibi sessiz, lal kaldılar.

Katiller, hırsız ve tecavüzcüler, Recep Tayyip’in üç günlük yas ilan etmesini beklerken, o durumdan görev çıkararak, evrenin arazisine uydu. Kısacık bir açıklama ile kadim ortağına yüklendi. Meğer, onunla ortalıklar kurmamış. Besleyip donattığı ordusunu vekaleten, önce Esad rejiminin, sonra da Kürtlerin üstüne salan o değilmiş. Kimse görmedi, duymadı ama meğer, IŞİD’le mücadele ede gelmiş. Hatta, onlar yüzünden mağduriyetler yaşamış. O yüzden, Bağdadi’nin yok olmasından memnunmuş…

Ne diyeyim, yalan sarmalı işte. Bu sarmalda uydurukçulukla dünyayı kandırmaya çalışırken, Kürtler tarafından bozguna uğratılıp darmadağın edilen IŞİD çetesinden derlediği 60 bin kişilik ordu, Rojava’yı işgal saldırılarındaydı. Savaş alanında araç-gereç ve silahtan başka Türklerin adı yoktu. Mayın eşeği gibi öne sürülen IŞİD’liler, Allahu ekber naralarıyla saldırıyor, kurşunu yiyen yerde debelenip ölüyor, kalanları kendi ölülerini de soyarak, ikinci atakta hırsızlık için evlere, iş yerlerine dalıyorlardı.

Ve Recep Tayyip, katillerle hırsızları kızıştırmak için, camilerde, Peygamber Muhammedin bir kabileyle giriştiği savaşı anlatan, Kuran’ın “Fetih“ süresi okutuyordu Bu arada, kendisi de şevke gelip imamın eldeki mikrofonu kapıyor, Müslüman Kürtleri kafir, ordularını da küfarla mücadelede gösteriyordu.

IŞİD ruhu buydu. Televizyon muhabiri, yol kenarında durmuş, gelip geçen Bağdadi’nin haydutlarına, “nereye?“ diye soruyordu.

Cevap kısa ve IŞİD’in ruhuna uygundu: “İslam’ın olduğu her yere!..“

Oysa bunlar İslamı dünyaya terörist olarak gösterenlerdi. İslam topraklarında soyguncu, yıkımcı ve eli kanlı katillerdi. Suriye devlet başkanı Esad, “petrolümüz, fabrika, tarih ve buğdayımızı çaldılar. Şimdi ülkemizi toptan çalmaya çalışıyorlar“ diyordu.

Aslında suriye gerçeği buydu. O topraklar, ırkçı saldırı altındaydı. Soyguncuların tasallutu altında…

Recep Tayyip’in İslamo Faşist rejimi, Bağdadi sayesinde büyük kazançlar elde etti. Paralar kazandı. Kazancına karşılık, IŞİD’çilere yardım ve yataklık edip ailelerini barındırdı.

Onları mülteci gösterip, Avrupa’yı haraca bağladı. Ekonomik krizleri, bu kazançla atlata geldi…

Onun için, yakalanacağını anlayınca kendini patlatarak malamatça ölen Bağdadi için, en az üç günlük yas ilan etmesi beklenirken, Recep Tayyip de yandan vurmaya başladı. Dışişleri Bakanlığı yayımladığı bildiri ile ilk defa, Bağdadi hakkında sövgü dilini kullandı.

Recep Tayyip, bir süre önce Bağdadi’nin çeteleri için, “bir nevii bizim Kuwa-i Milliyemiz“ demişti. Başbakanı olan Ahmet Davutoğlu “öfkeli Müslümanlar“ diye adlandırmıştı, çetecileri.

Ve onları bugün resmen kiralık asker olarak kullanıyorlar. Ama bu, “Reizleri“ Bağdadi’ye rağmen değildi. Onun onayı ile idi her şey. Gel gelelim, Recep Tayyip’in Bağdadi ardından iki damla göz yaşı dökmesi bir yana, geride kalan çetelerine bir baş sağlığı mesajını bile çok gördü.

Çeteler dünyası böyledir, işte. Mafya dediğimiz varlık böyledir, zaten. Vefaya yer yoktur, buralarda.

He neyse, Kürtlere karşı, mayın eşeği olarak öne sürülen IŞİD’liler, ne derler bu vefasızlığa, bilmiyorum. Bizi ilgilendiren bir şey değil. Ama Bağdadi gitti de, ortağı Recep Tayyip’in sonu ne olacak, onu merak ediyorum…

Yazarın diğer yazıları