Bahçeli ile Akşener arasına sıkışmış bir ülke:Türkiye

İlginç bir referandum kampanyası yaşıyoruz; bütün kampanya Devlet Bahçeli’nin “Evet“i ile Meral Akşener’in “Hayır”ı arasında bir yerde sürdürülüyor. Bu kadar yaygara kimin daha milliyetçi olduğu düzeysizliğine indirgenmiş durumda.  

Türk ırkçıları ikbal kaygısı ile tam ortadan ikiye bölündü; bir tarafta daha düne kadar Erdoğan’a ağza alınmayacak sözler söyleyen Devlet Bahçeli var; diğer taraf da ise CHP ile hayır kampanyası için yollara düşmüş Meral Akşener.

HDP ile kendini tanımlayan çevreleri dışarıda tutarsak; geri kalan “Evetçi” veya “Hayırcı” çevreler içerik olarak neredeyse aynı kampanyayı sürdürüp kamuoyundan kendi “Evetlerine” veya “Hayırlarına” destek istiyorlar.

Bütün “Hayır Cephesinde” Hayır’ının gerçekten red etmeye denk düştüğü tek çevre HDP’lilerdir. İşte tam da bundan dolayı referandum süreci daha başlamadan özellikle CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun katkısıyla TBMM kendi varoluşunu inkar pahasına dokunulmazlıkları kaldırarak, başta HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere diğer HDP’lilerin tutuklanmasının önünü açtı. 

Bu ülkede geçekten “Hayır“ın neye denk düştüğünü, niye ve neye hayır denilmesi gerektiğini bütün Türkiye halklarına anlatacak insanlar bu yolla referandum sürecinin dışında tutulmaya çalışıldılar. 

İktidar için her yol mubah hattında duran Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yeniden başına geçmek istediği; müslüman demokratlıktan, ümmetçiliğe, ümmetçilikten milliyetçiliğe geçmekten başı dönen AKP şimdilerde en pespaye Kürt karşıtı milliyetçilik üzerinden referandum kampanyası sürdürüyor.

CHP liderinin de onlardan geri kalır yani yok. Yüzlerce gazeteci cezaevindeyken, özgür basın tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılırken, kamusal alan her türden muhalefete kapatılırken; CHP lideri “referandum evetle sonuçlanırsa “Ege’de 12 Adayı geri alabilecek miyiz, YPG Minbic’ten çıkacak mı?” türünden ucuz şovenizm üzerinden prim yapmaya çalışıyor.

Her iki taraf da referandumun gerçek gündemi ile hiç alakası olmayan şeyleri konu ederek, Türkiye’nin hayati meselelerini hasır altı etmeye, kitlelerden gizlemeye çalışıyor.

Her iki cephe de kampanyasını ağır bir Kürt düşmanlığı ve “Batı” karşıtlığı üzerinden sürdürüyor. 

MHP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye kamuoyundan; hem Rojava’da hem de Türkiye’de Kürtlerin eşit haklar mücadelesini daha kuvvetli ezebilmek için “Evet” istiyorlar.” 

CHP ve Akşener cephesi ise “Hayır” diyorlar; çünkü sözüm ona AKP ve Erdoğan takkiye yapıyor. Eğer referandumdan “Evet” çıkarsa Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni anayasadan kaynaklanan yetkilerini kullanarak “Türkiye’nin üniter devlet yapısını bozacak, Türkiye Kürtlerin de temsil edildiği Federal bir devlete dönüşecek!” diyerek insanlardan referandumda hayır oyu kullanımalarını istiyor. 

Bu durumda ne MHP’nin ve AKP’nin Evet’inin ne de, CHP ve Akşener’in “Hayır’ının” bir birinden fazla bir farkı yok; her iki cephe de insanlardan eski baskıcı, tekçi Türkiye’yi başka başka formatlarda sürdürmek için referandumda “Evet” ya da “Hayır” oyu kullanmalarını istiyorlar.

Halbuki HDP sadece Erdoğan’ın başkanlığına değil; seksen yıllık eşitsiz, adil olmayan devlet yapılanmasında “Hayır” diyor. 

Sadece Türkiye içinde değil; bütün Ortadoğu’da sürdürülen; iktidarlardan bağımsız Türkiye’de devlet politikası haline gelmiş Kürt karşıtlığına ve mezhepçi siyasete “Hayır!” diyor. 

Bu noktada HDP ile tanımlı çevreler sadece AKP ve MHP’nin “Evet“ine değil, CHP ve Akşener’in Hayır’ına da “Hayır” demiş oluyorlar. Özellikle son iki haftaya girdiğimiz şu günlerde bunun altını özellikle çizmeliyiz. 

Biz CHP ve Akşener cephesi gibi eskinin devamı için “Hayır” demiyoruz; biz gerçekten “Demokratik bir cumhuriyete” bir şans daha verebilmek, bu şansı saklı tutabilmek için ‘’Hayır“ diyoruz!

Yazarın diğer yazıları