Barışı örgütlemek

Politik bir eylem eğer etki yaratmıyorsa ya da iktidarı besliyorsa, sadece durmak bile devrimcidir. Çünkü politik bir eylem ancak etkisiyle değerlendirilebilir. Bu yüzden mesela 1970’lerde banka soygunu etkili bir politik eylemdir ama 80’lere doğru sadece bir soygundur artık. Bu politik eylemlerin birbirinin tamamen aynısı olması hatta bizatihi aynı kişilerin yapmış olması bir şeyi değiştirmez. Her biri doğurduğu etkisiyle politikleşir aslında. Ayrıca eylemleri radikal kılan da zaten artık sıradan olanın şiddetli bir şekilde dışına çıkılmasıdır. Burada, ki birçok zaman yanlış anlaşıldığı gibi burada özellikle vurgulamaya çalıştığım, şiddetin, şiddet kullanmak olmadığıdır. Yani o gün için İngiliz sömürgeciliğine karşı Gandhi direnişi, pasifizmi, sıradanın şiddetin dışına çıkışıdır ve bu yüzden radikaldir. Bu yüzden bugün barış, özellikle "Faşist terörü" çıplak bırakacak devrimci bir eylemdir.

Barış örgütlemek de sadece miting düzenlemek midir? İmza toplamak, barış taleplerini "like" etmek, hashtagde yükseklere tırmandırmak mıdır ya da? Barış iradesi ancak "radikal" politik eylemlerle gerçekleşebilir. Burada egemenin imha etme hegemonyasına karşı barışı savunmak, karşı bir hegemonya inşa etmek de yeterli değildir demek istiyorum. Bu hegemonyaya karşı, alternatif bir hegemonya, bir "Alter-Hegemonya" inşa etmek radikal bir şekilde sıradanın dışına çıkmaktır. 

Bu yüzden barışı örgütlemenin radikal bir biçimi olarak, Kent topraklarının halka, evsizlere, bilhassa kadınlara dağıtılması, yoksullar için barışın gerçek anlamını gösterir. Başta herhangi bir yerde, herhangi bir konuda ihtiyaç üzerinden örgütlenme karşılıksız kalamaz. Barışın manası barınma hakkı olur. Bu politik eylemin etkisi sadece toprağın dağıtıldığı yerlerde değil, bütünüyle ülkede çarpıcı, şaşırtıcı ve barışa davet edicidir. Bu, aynı zamanda bütün dünyada çok etkilidir çünkü Ortadoğu’da mesela, 10 bin kadına toprak dağıtılması bir devrimdir. 

Bugüne kadar birçok yerde toprağın kamulaştırılması, dağıtılması, toprağın demokratize edilmesi yaşanmıştır ama ilk defa toprağın kadınsallaştırılması, egemenlerin hegemonyası üzerinde, ki buna erkek hegemonyası da dahil, yıkıcı etki yaratır. Yani yoksullara, evsizlere, bilhassa kadınlara barınma hakları için ev yeri dağıtan, birlikte radikal inşaat tekellerine ihtiyaç olmadan evlerin inşasını örgütleyen bir "terörist" belediye ilginç olmaz mı?

Özellikle belediyeler; kayyum atanma tehdidiyle karşı karşıya kalmış bir belediye, tam tersine, bunu hızlı ve yaygın bir şekilde gerçekleştirdiğinde, kayyumun ayakları kayar. Ayrıca bu hakkın inşası radikaldir ama yasadışı değildir; TC Anayasası’nın 56. ve 57. maddelerinin kullanılmasıdır. Belediyelere bu sadece bir yetki değil, bir görev olarak da verilmiştir. Ayrıca "bizim zaten toprağımız yok" diyen belediyeler de 17. maddeyi kullanarak kamulaştırma yaparak kadınların evi için toprak sağlayabilir. 17. madde, yollar, parklar için kullanılmaktadır da neden insanların barınma hakki, ev hakkı için kullanılmasın.

Yani, barışın yeni anlamlarından biri evimizi yeniden birlikte inşa etmek olamaz mı?

Yazarın diğer yazıları