Barzani Ankara’yla hangi planları yaptı?

Türk devletinin Musul’un Başika ilçesine gönderdiği askerlerin geri çekilip çekilmeyeceği Kürt, Türk ve Arap medyası ile kamuoylarının en çok tartıştığı konu. Türk devleti geri çekilmemekte ısrar ederken KDP dışındaki Kürt güçleri ve Irak merkezi hükümeti askerin gelişini bir işgal durumu olarak değerlendiriyor ve geri çekilmesinde ısrar ediyor. Son olarak Necef merkezli Şii hareketinin lideri Ayetullah Ali Sistani de Türk askerinin geri çekilmemesi durumunda müdahale edeceklerini açıkladı. 

Irak Başbakanı Haydar El Ebadi geçtiğimiz hafta başı yaptığı açıklamada Türk devletine geri çekilmesi için 48 saat süre verdi. KDP Başkanı Mesud Barzani tam da bu olayın sıcaklığı içinde Ankara’ya gitti. Mesud Barzani, Türkiye temaslarını henüz bitirmemişken, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu Bağdat’a doğru yola çıktılar. "Amaç diplomatik yollardan Irak hükümetine askerin Musul’daki varlığını kabul ettirmek(ti)". Ancak yapılan görüşmeler sonucunda Bağdat, iki ülke arasında tırmanan gerilimin, askerin geri çekilmesiyle düşebileceğini bir kez daha açıkladı. Hemen akabinde ise Türk devletini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikayet etti. 

Burada üzerinde durulması gereken tarafların yaptıkları açıklamalardan ziyade güçlerin karşılıklı yaptıkları hamlelerdir. Bu hamleler özünde çok yönlü hedefler içeriyor. İşte Mesud Barzani’nin Ankara’ya yaptığı ziyaret tam da bu noktada dikkat çekicidir. 

Birinci hedef şudur: Türk devleti; KDP, Sünni Araplar ve Türkmenler üzerinden Sünni mezhepçiliğe dayalı pozisyonunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Rojava ve Suriye’de sahaya inemediği ve orada başta DAİŞ ile birlikte diğer çete gruplarıyla etkin bir pozisyon alamadığı için yönünü Musul’a çevirdi. Dolambaçlı yollardan da olsa Rojava Devrimi’ni neye mal olursa olsun boğmayı amaçlıyor. Devreye bu sefer dünya kamuoyunda ve bölgede insanlık dışı vahşet uygulamalarıyla teşhir olan DAİŞ’in yerine yeni bir Sünni örgüt olan Heşd El Vatani ve meşru güç olarak kabul edilen KDP geçiyor. 

Bu planın, Mesud Barzani’nin Ankara görüşmelerinde masaya yatırıldığı ve tarafların YPG-YPJ’ye karşı yapacakları hamlelerde uzlaştıkları söyleniyor. Bu bilginin ne kadar doğru olduğunu en azından Mesud Barzani açıklamak durumundadır. Zira Türk devletinin PKK’ye karşı tarihinin en kapsamlı hava saldırısını gerçekleştirdiği, Kuzey Kürdistan şehirlerini pervasızca ablukaya alıp top ve tanklarıyla bir yıkım ve katliam başlattığı, Rojava Devrimi’ni boğmak için tüm kozlarını devreye koyduğu bir dönemde böyle bir görüşmenin yapılmış olması ve uzlaştıkları iddialarının konuşulmaya başlanması Kürtlerde soru işaretleri oluşturuyor. Çünkü KDP 90’lı yıllarda Türk devleti ile aynı ittifakları kurmuştur. Dolayısıyla bu yönlü sicili bozuktur. Kaldı ki, KDP’nin Medya Savunma Alanları’nda Türk MİT’iyle birlikte istihbari bilgileri topladığı da konuşuluyor. KDP bu konuda da aksi bir açıklamada bulunmuş değil. 

Tüm bunların yanında KDP’nin Rojava Devrimi’ne karşıtlığı da sır değil. Sürekli Rojava’nın özellikle Hesekê bölgesindeki petrol alanlarına Pêşmerge göndermek istediği, göndereceklerinin YPG-YPJ’nin yanında ayrı bir güç olarak kalmasını dayattığı da biliniyor. Yine KDP, PKK’nin Şengal’deki varlığından rahatsızdır. Hatta kulislerde Türk askerlerinin Pêşmerge kıyafetiyle KDP üzerinden Şengal’e geçirildiği de konuşulmaktadır. 

Tüm bu gerçekler bir araya getirildiğinde PKK karşıtlığı üzerinden KDP ve Türk devletinin yeni hamleler peşinde oldukları net bir şekilde görülebiliyor. KDP bir kez daha tüm gücüyle Türk devletine eklemlenmiştir. Tek amacı ise Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı her cephede savaşmak ve darbelemektir. Önümüzdeki günlerde bu hususların daha çok gündemde yer alacağı kesindir. 

Peki Musul üzerinden yapılan bu hamlenin tutma olasılığı nedir? 

İşte burada evdeki hesabın çarşıya uymayacağı olasılığı daha ağır basıyor. Çünkü PKK’ye karşı KDP’’nin Türk devletiyle aynı cepheden saldırması, özellikle YPG-YPJ’yi hedefine alması, tüm Kürtleri karşı cephede bir araya getirecek ve bu da KDP’nin Kürtler arasında sonunu getirecektir. Yine Musul’a girmiş olan Türk ordusunun Heşd El Vatani Sünni örgütüyle alanda yayılmaya çalışacak olması Şii örgütler, Irak, İran ve Rusya’yı etkin bir şekilde harekete geçirecektir. Yapılan açıklamalar, geliştirilen hamleler bunu net olarak göstermektedir. Dolayısıyla bu durumda Dimyat’a pirince giden Türk devleti ve KDP, evdeki bulgurdan da olacaklardır. 

Yazarın diğer yazıları