Barzani özgür gelecek için direnenlerle saf tutmalı

Türk devletinin Bakur Kürdistan’da Kürt halkına karşı soykırım saldırıları devam ediyor. Bu soykırım saldırıları Rojava Kürdistan’ına kadar uzanıyor. Kürt halkının büyük bedeller vererek elde ettiği kazanımları terörize etmek ve Kürt halkını bir yüzyıl daha statüsüz bırakmak için bir yandan yoğun bir diplomatik faaliyet yürütüyor, bir yandan da tank ve toplarla Rojava topraklarını bombalıyor. Kürtlerin direnerek adım adım yaklaştığı özgürlüğünü garanti altına almaması için her türlü insanlık dışı yönteme başvuruyor. Kürt halkının özgürlük iradesini ezip yok etmek için elinden geleni yapıyor. Soykırım saldırılarıyla bitirmeyi hedeflediği Kürt’ün ölüsü üzerinden diktatörlüğünü ebedileştirmek istiyor. 

Kürt halkı bu soykırım saldırıları altında teslim olmayı değil, direnmeyi, direnerek yaşamayı, özgürleşmeyi tercih etti. En onurlu duruşun Erdoğan ve Bahçeli faşizmi karşısında direnmek ve diktatörlüğe ‘Hayır’ demek olduğunu kendisine bir yol haritası olarak belirledi. Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürtlere de, bu direniş etrafında ulusal birliğini sağlayarak birleşme çağrısında bulundu. Kürtler açısından bu kadar hassas olan böylesi bir süreçte KDP Başkanı Mesud Barzani Türkiye’ye gidip Erdoğan ve Binali’yle görüştü. Hem de Nisêbîn’in Xerabê Bava ve Talatê köylerinde, Licê’nin köylerinde Kürtler katledilirken, Başur Kürdistan toprakları her gün Türk savaş uçaklarıyla bombalanırken ve Kürt halkının kutsal mekanları olan şehitlikleri bombalanırken, gerilla alanlarına operasyon yapma tartışmaları sürerken…

Kürt halkını her gün katleden bir diktatörle Barzani’nin gidip Kürtler adına görüşmesi, anlaşmalar yapması, destek vermesi ya da destek alması Kürtler tarafından memnuniyetle karşılanmayacaktır. Kürtler, Barzani’nin kendilerini her gün katleden bir katilin ellerini sıkmayı değil, direnişlerini desteklemeyi, onlarla kucaklaşmayı beklerdi. Kürt’ün soykırım fermanını veren bir adamı ‘cesur adam’ olarak tanımlamasını değil, diktatör ve katil olarak tanımlamasını beklerdi. Ancak Barzani Kürt halkının acılarına basa basa bu görüşmeyi yaptı. KDP basını görüşme gerçekleşmeden günler önce ziyaretin bağımsız Kürdistan’ın ilanı için ne kadar hayırlı bir görüşme olacağının propagandasını yaptı. Daha düne kadar Suriye’nin kuzeyinde Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi bir Kürt oluşumuna izin vermeyeceklerini, bunun kendileri açısından büyük bir tehdit oluşturacağını söyleyenlerin yaklaşımında nasıl bir değişim oldu da bağımsız Kürdistan’ı destekler hale geldiler? Elbette düşündürücü. Bir yandan Kürt’ün Bakur ve Rojava’da varlığını inkar edeceksin, soykırım saldırılarını sürdüreceksin ama bir yandan da Başur Kürdistan’da bir Kürt devletine evet diyeceksin! 

Barzani’nin bağımsız Kürdistan ilanını Başur Kürdistan’ın hangi istikrarlı havasına dayanarak yapacağını sormadan da edemiyorum. Ki Başur Kürdistan’ı takip edenler bilir, son iki yıldır hem siyasi, hem ekonomik hem de çok ciddi toplumsal krizler içinde. Başur Kürdistan’ın siyasi partileri ve hükümet ortağı olan partiler arasında Başur Kürdistan’ın içinde bulunmuş olduğu kriz konusunda bile bir birlik ve anlaşma yok. Kürdistan bölge parlamentosu Ekim 2015 yılından bu yana işlemiyor ve Parlamento Başkanı KDP tarafından görevden alındı. Tüm bu sonuçlardan halkın sorumlu gördüğü ise KDP ve KDP Başkanı Mesud Barzani’dir. 

Barzani’nin bağımsız bir devlet ilanına gitmeden önce kendi iç birliğini sağlaması, mevcut oluşumunu siyasi, ekonomik ve toplumsal bir istikrara kavuşturması ve Erdoğan’dan önce mensubu olduğu halkın ve hükümeti birlikte yönettiği partilerin onayını alması gerekmez miydi? Mevcut zihniyet demokratikleşmeden, sistem, siyaset ve ekonomi halkın çıkarlarına hizmet etmeden böyle bir oluşuma gitmek Başur Kürdistan halkına şimdikinden daha büyük zararlar verecektir ve Başur Kürdistan bir felakete doğru sürüklenecektir. Dolayısıyla Barzani’den bu aşamada beklenen Kürt ulusal birliğini geliştirmeyi amaçlayan çabalara destek vermek, hatta bunun öncülüğünü yapmak, Kürt halkının Kürdistan’ın diğer parçalarındaki öz iradeleriyle geliştirmek istedikleri statü arayışlarına, direnişlerine destek vermektir. Barzani böyle bir duruş sergilerse gerçek bir Kürt lideri olarak görülebilir. Aksi bir duruş ve yaklaşım Barzani’nin Kürtler tarafından tarih boyunca affedilmemesine yol açacaktır. Bu yüzden Kürt’e sadece ölümü reva görenlerle değil, Kürt’ün özgür geleceği için direnenlerle saf tutmalı. 

Yazarın diğer yazıları