Barzani’den geriye kalan

Barzani geldi. Daha önce de gelmişti.

Erdoğan ile 16 Kasım 2013’de Diyarbekir’de görüşmüştü.

Şivan ile Tatlises’in düetle kutladıkları o görüşmeden sonra;

Diyarbekir Erdoğan’ı hiç sevmedi.

Erdoğan Diyarbekir’e hiç dönemedi.

Diyarbekir’de MİT, JİTEM ve AKP ajanları yerleştirildi.

Diyarbekir dekolonizasyonun merkezi olmaya doğru yükseldi.

Yeni Belediye Başkanı Kışanak’ın ağırlığı, Türk Cumhurbaşkanı’nınkinden daha da yüksekte.

Diyarbekir’de çadır açın, kıymeti harbiyesi, Erdoğan’ın sarayından daha da muteber olur…

Biliniyordu:

Erdoğan’ın hisse senetleri düşecek.

Kürdistan yükselecek.

Şimdilerde Diyarbekir abluka altında.

Barzani da artık Diyarbekir’e gelmiyor.

Ankara’ya geldi.

Dışişleri Bakanı karşıladı. 

Dalton kardeşlerin (Erdoğan, Akdoğan, Fidan, Davutoğlu) küçüğü görüntüsü veren, asıl pozu Dörtlü çete mensubunu andıran Davutoğlu, havaalanına gitmedi.  

Çok acilmiydi?

Bilmiyorum, ancak ilk görüşmesini MİT/Hakan Fidan ile yaptı.

Barzani sonrasında Davutoğlu ve Erdoğan ile de görüştü mü?

Erdoğan bu görüşmeden aldığı cesareti dile getirdi:

“DEAŞ ve PKK’yi aynı sıraya istif etti”.

Türkiye’nin kararlılığı dile getirildi.

Bunu, Barzani’nin sessizliği takip etti.

Erdoğan kanallara açıldı, Barzani konuştuklarını, Kürt partileri ve kendisine yakın basına fısıldadı.

Kemal Burkay ve Sertaç Bucak’ın hazır olduğu toplantıda Barzani: 

“Öyle zamanlar yaşadık ki günü geldi Enfal ve Halepçe katliamını yapanların elini sıkmak zorunda kaldım” dedi.

Ben de tercüme ettim: “Öyle bir gün geldi ki, Roboskî, Paris, Diyarbekir, Suruç Katliamını yapanların elini sıkmak mecburiyetinde kaldım”.

“…Ben bunu Kürt halkının çıkarları için yaptım…Kuzey Kürdistan halkı bunu iyi bilmeli ve anlamalıdır”. 

Bu satırların yorumuna gerek var mı?

“…Ve her kes kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.”

Bunu da tercüme etmeye çalışacağım:

Kuzey Kürdistan’lılar kurtuluş için askerden, polisten arındırılan bölgeler ilan ettiler. Kolonyal devlet bu kentleri yeniden işgal için harekete geçti. Hükümran olduğu alanlarda iktidar olamayan devlet, işgal ve ablukayı birinci derecede pratiğe geçirdi.

Ben ise MİT ile görüştüm, daha sonra da katillerin ellerini sıktım… Bunu Kürt halkının çıkarları için yaptım… Herkes üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmelidir/ ben de getirdim.

Yoruma açık bırakıyorum.

Barzani’nin geriye bıraktığı toz duman bu. 

Yazarın diğer yazıları