Baş ucunda reyhan kokusu

Bircan YILDIZ

Öğlenin bunaltıcı sıcağı yeni yeni şehri terkederken vardık Kobanê’ye. İkinci gelişim. İlki geçen kışın ayazındaydı. “Hun bi xêr hatin Kobanê” yazısını ilk gördüğümde yaşadığım iç titremeyi hatırladım. Huzur, mutluluk ve hüzün karışımı duygu karşısında afalladığımı… Ani bir refleksle arabayı durdurup belediyenin astığı o tabelanın önünde mahçup bir fotoğraf çekildiğimi…

Sabahın erken saatinde ilk işim şehitliği ziyaret etmek oldu. Buralarda şehirden şehire gidilince öyle bir gelenek olduğunu bilmeksizin ilkin oraya uğramıştık. Yoğun sis altındaki şehitlikte kasvetin ağırlığı üzerimizde, yüzlerce şehidin isimlerini teker teker okuyarak mistik bir zamanda ilerliyorduk. Sonu yok gibiydi… Tüm şehitlerimizi birer birer ziyaret ettikten sonra hava da açtı. Şehitliğin tümünü o zaman görebilmiştim. Ne yapacağını bilemez hallerimle fotoğraf makinesine sarılmıştım. Fotoğraf çekiyormuş gibi görünürsem duygularımı yansıtmaktan kurtulmuş olurdum! Göğüs kafesimin altında boğazımı yırtarcasına bir çığlık atma isteği vardı oysa.

Acılar hep taze buralarda

Bu defa güneş batmadan bir adım önce, ertesi güne bırakmadan vardık şehitliğe. Ön kısmındaki geniş parke taşlı bölümde hastalık nedeniyle şehit düşen, ömrünü Kürt halkının mücadelesine adamış YPJ komutanlarından devrimci Emgîhan Cûdî’nin taziyesi için çadır kuruluyordu. Ertesi gün taziyeler kabul edilecekti. Dilimde “acılar hep taze buralarda. Bir acı diğerini dövüyor” sözleriyle şehitliğe girdim. Kubbesindeki kızıl yıldızlı müze bölümünün önünden geçerken kızıl yıldızı selamladım. “Ya sabahın erken saatlerinde ya da güneş batarken gelinmeli şehitliklere” deyip kendimce en uygun saatlerin bunlar olduğuna karar verdim.

Yenilenmiş şehitlik

İkinci kez geldiğim şehitlikte ilk göze çarpan; tüm mezarların iç cephesine cam çerçeve içinde şehitlerin fotoğraflarının yerleştirilmesiydi. Hem de hepsi aynı şekilde. Biri diğerinden ne fazla ne eksik. Şehitlerimize yakışır şekilde. İlk gelişimde yüzlerce mezarın çok azında fotoğraf vardı. Fotoğrafların olduğu cepheden ve en uçtan şehitliğe baktığınızda hepsinin ay parçası yüzlerini görebiliyorsunuz. Sicil fotoğraflarının çoğunda gülmüşler. Bazıları ise askeri ciddiyetli çatık kaşlı fotoğraflar çektirmiş. Yine de bakışlarda derinlik, gözlerde pırıltı… Hangisine baksam adeta “Bu can, bu halka, bu toprağa feda olacak” deyip fotoğraflarını çektirmişler hissi uyandırdı.

Serbest’in reyhanları

Sonra, son aylarda şehit düşmüş ve henüz yapılmamış mezarların bulunduğu bölüme geldik. Bir şehidin baş ucunda biri yağ tenekesinde, diğeri iri bir naylon kovada reyhanlar vardı. Dokunmamla kokunun etrafa yayılması bir oldu. “Tanrım ne güzel reyhanlar ne de güzel koktular” dedim kokunun mest ediciliğiyle. Az önce bize dahil olan YPG’li savaşçı, “O reyhanlar heval Serbest’in (Mahsun Harmancı) ektiği reyhanlar. Arkadaşlar baş ucuna getirmenin en doğrusu olduğunu düşündüler” dedi. Öyle çakılıp kaldım yerime. İçime ince bir sızı oturdu. Sonra mezarın başına konulmuş fotoğrafta gözlerinin mavisinde deryaları gördüm. Bir tesadüf değilmiş de bir kadermiş çizilen. Tüm bu denk gelmeleri sanki o sağlamış da reyhanlarının büyüdüğünü görmek istemiş, reyhanlara dokunulmasını istemiş ara sıra… Ki baş ucunda olmasının bir anlamı olsun. Dünyanın en güzel kokularından reyhan! Belki de annesi onu reyhan kokularıyla büyütmüştü, her kokladığında annesi geliyordu aklına kim bilir!

Hiç tanımadığım bu savaşçıya dair bir şeyler yazmaya o an karar verdim. Aslında bu yazının yazılmasını, tüm bu yaşanmışlıkların içimde kalmamasını da O sağladı. O’na dair hiçbir şey bilmediğim bu savaşçı “yaz” dedi bana.

Mezarının başında geçtiğimiz ayın 21’inde(Temmuz) bir kaza sonucu şehit düştüğünü öğrendim. Kobanê’nin savunmasında ön saflarda yerini aldığını. Kobanêlilerin onu çok sevdiğini…

Mütevazıymış, çoook. Cesur, fedakar, emekçi, inançlı ve mücadelesine bağlı. Sonra sesinin de güzel olduğunu söyledi tanıyanlar. Bir ses kaydı varmış, onu dinlettiler. Gözlerini gördüm şarkıyı dinlerken, o derya gözlerini…

Artık her Kobanê Şehitliği’ne gittiğimde baş ucunda oturup bu derya gözlü savaşçıya reyhanlarının kokusunu göndereceğim. Sözüm olsun!

NOT: YPG Basın İrtibat Merkezi 25 Temmuz tarihli açıklamasında Ş. Serbest Partîzan’ın (Mahsun Harmancı) şehit düştüğünü kamuoyuna duyurmuştu.

Yazarın diğer yazıları

    None Found