Başûr, ABD-İran ateşi arasında kalırsa

İsrail’in yeni dışişleri bakanı Naftali Bennett, geçen hafta Washington’da Amerikan mevkidaşı Mark Esper ile görüştükten sonra, İran’la mücadele konusunda alan dağılımına gittiklerini açıkladı. Buna göre İsrail Suriye’de, ABD ise Irak’ta İran’a karşı duracak. Görüşmeden sonra ülkesinde basına konuşan Bennett, İsrail güçlerinin son dönemde Suriye sınırları içerisindeki İran hedeflerine gerçekleştirdikleri saldırıları övgüyle anlattı. İsrail savunma bakanı “Suriye denen bölgede istihbarat üstünlüğüne ve havadan üstünlüğe sahibiz. İran açısından kötü bir yer” diye konuştu.

ABD’nin Irak’ta 5 bin 200 askeri bulunuyor. Bu güç, Aralık 2011’deki geri çekilmeden sonra DAİŞ’le mücadele fırsat bilinerek 2014’te yeniden ülkeye konuşlandırıldı. Daha doğrusu DAİŞ’in Haziran 2014’te Musul’da hilafet ilan ettiğinde İran’ın hemen Irak ve Başûr’un yardımına yetişmesi Washington’ı alarma geçirtti. Kudüs Gücü’nün başındaki Kasım Süleymani’ye esas popülaritesini kazandıran bu olmuştu. Yine Haşdi Şabi’nin kuruluşu da aynı dönem, Şii lider Sistani’nin DAİŞ’e karşı ulusal seferberlik çağrısı üzerine kuruldu. Hem Kasım Süleymani hem de Haşdi Şabi’ye başkanlık etmiş, Kata’ib Hizbullah Milisleri’nin komutanı Ebu Mehdi el-Mühendis 3 Ocak’ta ABD’nin füzeli saldırısında suikast edildi.

ABD ile İran arasındaki bölgesel hegemonya savaşının sahnesi son iki yılda, özellikle de Irak seçimleriyle birlikte giderek daha fazla Suriye’den Irak’a kaymıştı. İki güç arasındaki çelişki ve çatışma birçok farklı araç ve boyutlar üzerinden yürütülüyor. Kasım ayı itibariyle askeri yönü daha fazla öne çıkmaya başladı. İran, ABD’nin Irak’ta koalisyon şemsiyesi altındaki hareket alanını giderek daralttı. Örneğin DAİŞ’le mücadele kapsamında ABD ile ortak çalışan Sünni aşiretleri kendi tarafına çekti. Yine ABD ile istihbarat paylaşımına sınırlama getirtti. Kasım’da ise ABD’nin Irak’taki hedeflerine can kaybı gözeten bir saldırıda bulundu. Eşik böylece geçilmiş oldu.

Bu arada ABD, her ne kadar Bağdat suikastına gerekçe yaptığı Kerkük K1 üssündeki saldırıdan Kata’ib Hizbullah’ı sorumlu tuttuysa da füzenin fırlatıldığı nokta DAİŞ’in denetiminde. Hatta son dönemde DAİŞ’in Irak’ta Amerikan hedeflerine saldırı planları yaptığı istihbaratlarının çoğaldığı ancak ABD’nin bu konuda -bilinçli- tedbir almadığı yorumları yapılıyor. Bu nokta şimdilik burada dursun ve bizim açımızdan esas meseleye geçelim.

ABD’nin Irak’ta 9 askeri üssü bulunuyor. Kerkük’teki K1 ve Musul’daki Kayarra üsleri saymazsak Başûr’da iki üssü daha var; saldırıya uğrayan Hewlêr havaalanında ve Herir’de. Buradaki askeri güç sınırlı iken, esas üslenme yeri Irak’ın batısındaki Enbar vilayeti. Suriye ile sınır Enbar’daki Amerikan askeri gücün Başûr’a taşınması gündemde. ABD bunun için 3 yeni üs kurmayı planlıyor; Hewlêr yanı sıra Süleymaniye ve İran sınırına sadece 14 kilometre mesafedeki Halepçe’ye. Hatta Hewlêr’in güneyine kurulmak istenen üssün, ABD’nin bölgedeki en büyük askeri üssü olacağı iddia ediliyor.

Bununla birlikte ABD resmi olarak Başûr hükümetinden –daha doğrusu KDP’den– Patriot Füze Savunma Sistemi’ni Hewlêr yakınlarına kurma talebinde bulundu. Bununla Başûr’a kuracağı askeri üslerini İran saldırılarından korumayı amaçlıyor. Kürdistan Bölge Başkanı Mesrur Barzani, bundan memnuniyet duyacaklarını ancak Irak merkezi hükümetinin onayı gerektiğini kaydetti.

ABD’nin askeri üslerini Irak’tan Başûr’a çekmesi, dolayısıyla ABD-İran çatışmasının bizim topraklarımızda yoğunlaşması Kürtler açısından ‘memnuniyet verici’ olabilir mi? Yoksa yeni bir tehlike ile karşı karşıya mıyız? Filler tepişirken ezilen çimen olmayacağımız ne malum?

Son dönemde ABD kaynaklı Başûrê Kurdistan’ın bağımsızlığının artık desteklenebileceği yönde ortaya atılan söylemlerin esas amacı Kürdistan Bölge Hükümeti’nin bu konuda ikna edilmesi mi? ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun 8 Ocak’ta Kürdistan Bölge Başbakanı’nı telefonla arayıp brifing etmesinden sonra ABD Hewlêr Konsolosu’nun 18 Ocak’ta KDP lideri Mesut Barzani’yi ziyaret etmesi, 22 Ocak’ta Davos’ta yapılan Neçirvan Barzani-Trump görüşmesi ve 5 Şubat’ta Başûr’a gelen ABD Irak Büyükelçisi’nin üç Barzani ile ayrı ayrı görüşmesini bu çerçevede okunabilir mi? Pekala mümkündür.

Bu arada Rusya da boş durmayıp ABD’nin Irak’ta bırakacağı boşluğu doldurmak üzere hemen Irak Savunma Bakanlığı ile görüşüp, iki devlet arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesini istedi.

Bu süreçten bizim için ne çıkar? ABD korumasında bir bağımsız Kürt devleti çıkar mı? Peki ya İran? Ya da Türk devleti? Bağımsızlık kulağa hoş geliyor elbet. Ancak tarihimiz bu konuda derslerle doludur. Çok gitmeye de gerek yok. Rojava’da olup bitenlere baksak yeterlidir.

Yazarın diğer yazıları