Başur halkının Şêladizê tutumu ve içerdiği mesajlar

Başur Kürdistan’da yaşanan gelişmeler gündemdeki sıcak yerini koruyor. Şêladizê’de halkın Türk askeri üssüne yönelik göstermiş olduğu tutum ve siyasi eşrafın tepkileri konuşulmaya devam ediliyor.

Kürt halkının işgal saldırıları karşısındaki tutumu, olması gereken bir tutumdu kuşkusuz. Çünkü neredeyse her gün Türk savaş uçakları topraklarını bombalıyor, çocuklarını katlediyor. Türk devleti, gerçekleştirdiği katliamların üstünü örtmek ve işgal saldırılarını meşrulaştırmak için PKK’nin varlığını gerekçe gösterse de, herkes PKK’nin Kürdistani bir hareket olduğunu ve Kürdistan’ın dört parçasında Kürt halkının özgürlük mücadelesini destekleyen, işgal ve soykırım saldırıları karşısında Kürt halkını savunan bir pozisyon aldığını kabul ediyor. 2014 yılında Şengal ve Başur Kürdistan’a yönelik gelişen DAİŞ saldırılarına karşı aldığı savunma pozisyonunu sürdürmeye devam ediyor. Kürt halkının PKK’ye karşı tutumu ve yaklaşımı buyken, bölgeyi siyasi, askeri ve ekonomik olarak denetiminde tutan siyasi oluşum ve bazı partilerin tutumu çıkarları gereği değişiyor. Çünkü PKK’nin Kürt halkı ve Kürdistan için öngördükleri, bu partilerin halk ve Kürdistan için öngördükleriyle çelişiyor. O yüzden PKK’nin bölgedeki varlığı Kürt halkından ziyade bu partilerde rahatsızlık uyandırıyor. Dolayısıyla PKK’nin tasfiye edilmesi için tüm gücünü seferber eden güçlerle işbirliği içerisine girmekten çekinmiyorlar. KDP ve son dönemde YNK’nin Türkiye ile yapmış olduğu anlaşmaların altında yatan gerçeğin bu olduğunu söylemek gerekir.

Şimdi asıl konuya dönecek olursak; Şêladizê’de halkın Türk askeri üssüne yönelik gerçekleştirdiği gösteri, hem bölge siyasetini yürüten güçlere hem de Türk devletinin işgal saldırılarına karşı biriken bir öfkenin ve tepkinin sonucu. Halk aslında bu gösteriyle her iki tarafa da mesaj vermiş oldu. Bölgedeki siyasi, ekonomik ve toplumsal krizden artık mustarip olduğunu, siyasetin demokratikleşmesi ve bununla birlikte halkın tümüne eşit mesafede yaklaşılması, dolayısıyla ekonomik ve toplumsal alanda da yaşanan krizlerin artık bir son bulması gerektiğini, halkı ve toprağını bu şekilde hiçbir güce kullandırtmayacağını söylemiş oldu. Türk devletine de işgal saldırılarına artık boyun eğmeyeceğini ve bölgede bir baskı unsuruna dönüşen varlığını kabul etmeyeceğini beyan etti.

Yani Kürdistan bölge başbakanı Neçirvan Barzani’nin olaydan hemen sonra yaptığı açıklamada ifade ettiklerinin tam tersine birileri fitne çıkarmadı ve halkı bu gösteriyi gerçekleştirmeye teşvik etmedi. Yine halk eğer PKK’nin de bölgedeki varlığına tepki göstermiş olsaydı, “Erdoğan’ı kınıyorum, Erdoğan’a sessiz kalanları kınıyorum, biz Kürt’üz, tüm parçalar birdir, biz Kürt’üz, Kürdistanlıyız. Düşmanlarımızın belirlemiş olduğu sınırları kabul etmiyoruz. Sykes Picot’u kabul etmiyoruz. Kürdistan tek parçadır. Dört parça olarak kabul edenler Syks Picot’un ortaklarıdır. Erdoğan’ın işbirlikçileridirler. Yaşasın Kürt halkının birliği” demeyeceklerdi.

***

Bilindiği üzere Kürdistan Bölge Hükümeti 5’inci kabinesini kurmaya hazırlanıyor. 30 Eylül’de gerçekleşen parlamento seçimlerinden bu yana KDP, YNK, Goran ve diğer partiler arasında yeni hükümeti kurma görüşmeleri devam ediyor. Son kararın da bugün yapacakları ortak bir toplantıyla alınacağı yönünde. Neçirvan Barzani yerine Mesrur Barzani’nin geçeceği şimdiden netleşmiş durumda. KDP dahil diğer siyasi partilerin de bu konuda uzlaşıya vardığı görülüyor. Tabii en makul seçenek baba Barzani’den oğul Barzani’nin görevi devralması. Mesrur Barzani zaten şimdiden yeni görevine oldukça motive olmuş görünüyor. Yer yer diplomatik görüşmeler yapmaya başladı, yeni kabinenin de kurulmasıyla resmen Başur Kürdistan bölge başbakanı olarak halkın karşısına çıkacak. Belli hazırlıklar yaptığı, kuzen Neçirvan Barzani’den her anlamda devralacağı göreve iyi hazırlandığı konuşuluyor. Şimdiden 12 komisyon kurduğu ve Neçirvan Barzani’nin Türkiye ile yapmış olduğu ekonomik vd. anlaşmaları inceleyeceği de konuşulanlar arasında.

İç siyasette Irak ile ilişkilerin daha iyiye gitmesi ve Türkiye ile ilişkilerde biraz daha soğuk bir dönem yaşanacağı da konuşulan konular arasında. KDP ve Türkiye ilişkilerinin yeniden Neçirvan dönemindeki tavizkar seyrine girebilmesi için, bu kez Türkiye’nin KDP’ye, yani Mesrur Barzani hükümranlığına bazı tavizler vermesi gerekebilir. Örneğin Kerkük valiliği konusunda Türklerin YNK’yi desteklemesi yerine KDP’yi desteklemesi istenebilir.

Kerkük’te meclisin halen oluşamadığı biliniyor. Bu konuda Araplar, Türkmenler, Kürtler arasında hala bir görüş birliği ve uzlaşma sağlanabilmiş değil. YNK tabanın Kerkük’te ağırlıklı Kürt nüfusu oluşturduğu biliniyor. KDP ve YNK arasında Kerkük üzerinden süren tarihsel ve hala devam eden bir kavga da söz konusu. Yeni dönemde Kerkük valiliğinin KDP’ye mi, yoksa YNK’ye mi verileceği de konuşulmaya devam ediliyor. Her iki parti de Kerkük valiliğinin kendisine verilmesi yönünde ittifak arayışları içerisinde. Tabii bu konuda en çok konuşulan son dönemde YNK ve Türkmen cephesi arasındaki yakınlaşma. Türkmen cephesinin böyle bir yakınlaşmayı Türkiye’den bağımsız yaptığı düşünülemeyecekse, o zaman Kerkük’te Türkiye yeniden YNK’yi destekleme kararı mı aldı?

Türkiye Kerkük’te YNK’yi destekleyecekse o zaman KDP’nin de Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirmesi beklenebilir. Yani Kerkük’ün yeniden YNK’ye verilmesini hazmetmeyecektir. Bu konudaki tepkilerini şu ana kadar çok açık bir biçimde olmazsa da Irak merkezi hükümetiyle sıklaştırdığı görüşme trafiğinden okumak mümkün. Irak merkezi hükümetinin almış olduğu kararları daha çok destekleyen bir pozisyon alabilir.

Hatta Şii lider Muktada Sadır’ın liderlik ettiği Sairun ve Irak eski başbakanı Nurî El Maliki ve Hadi Amiri’nin de içinde yer aldığı ina koalisyonları, Irak federal parlamentosun, yabancı güçlerin ülkelerinden çıkarılmasına ilişkin hazırlamış olduğu tasarıya açıktan bir destek sunduğunu ifade edebilir. Türkiye’den Kerkük konusunda taviz almak için böyle bir baskıya başvurabilir. Önümüzdeki günler bu konuyu daha fazla elbette açıklığa kavuşturacaktır.

Ancak siyasi tarafların tutumundan farklı olarak ve en çok da dikkate alınması gereken bir çağrı olarak Başur Kürdistan halkının Şêladizê’de göstermiş olduğu gibi ulusal birlik çağrılarına ve Türk devletinin işgal saldırılarına gösteriler tepkiye siyasi tarafların da açık ve net bir şekilde destek sunması olacaktır. Başur Kürdistan ve tüm Kürt halkına gelecek açısından kazandıracak yegane tutum, halkın bu çağrısına  gösterilen açık destek olacaktır.

Yazarın diğer yazıları