Başur Kürdistan parası, Trabzon linççi ve sivilleri öldüren bombalar

Cihan EREN

Bir kaç gün önce Trabzon’da attıkları sloganlardan da anlaşıldığı gibi AKP ve MHP’li faşist bir gurup tatil amaçlı Trabzon’a giden Başur Kürtlerine saldırdı. Başurluların boyunlarındaki Başur Kürdistan bayrağını görenler ‘Pis Kürt’ diyerek bunu yaptı. Bu saldırı AKP ve MHP’nin Türkiye’de, Kürtler hakkında yaratığı düşmanlığın parça, lehçe ve sembol tanımadığını bir kere daha gösterdi.

Maalesef uzun bir süredir Başur siyaseti Başur halkımıza ısrarla AKP ve Erdoğan propagandası yaparak ‘iyi bir dost’ algısı yaratmak için can havli ile çalışıyor. Buda bir kesim Kürt’ün Türk devletinin Kürt düşmanı yüzünü görmesini engelliyor. Kimi tüccar aileler -ki çoğu Başur partilerinde yöneticidirler- ve hali vakti yerindekilerden bazıları sermayelerini Türkiye’de harcıyor, yatırım yapıyor; Binlerce Başurlunun Türkiye’de konutu var mesela.

Bu saldırı olduktan sonra tabi ki hepimiz Başur Kürdistan hükümetinin vereceği tepkinin ne olacağını merak ettik. Mesela başta AB olmak üzere batılı hükümetler yine Arap hükümetler, dışişleri bakanlıkları aracılığı ile defalarca ‘Türkiye vatandaşlarımız için güvenlikli bir ülke değil. Vatandaşlarımız Türkiye’ye seyahat etmesin’ açıklamaları ile yurttaşlarını uyarmıştır. Uyarmaktadır. Bu türden açıklamalar herhangi bir saldırı yapıldıktan sonra değil öncesinden yapılmaktadır. Başur hükümeti saldırı olduğu, yurttaşları linçe maruz kalıp gözaltına alınıp sınır dışı edildiği halde bile cesaretli bir söz söyleyemedi. Türkiye’yi eleştiremedi. Özür dile diyemedi. Başur hükümeti ‘Türkiye’de AKP ve MHP Kürtlere düşmandır, bırakın bayrak taşıma, Kürtçe konuştuğunuzda da öldürüle bilirsiniz dolayısıyla Türkiye’ye gitmeyin’ uyarısını saldırıya rağmen bile yapamadı.

Hükümetten sonra tavrı merak edilen bir diğer kesimse tabi ki Başur’da yayın yapan TV’ler, internet siteleri gibi basın yayın organlarının bu saldırıyı nasıl verecekleri oldu. TV kanalarının bu olayı ele alış biçimi de oldukça düşündürücü oldu. Takip edenler bilir, özellikle Rudaw ve K24 adlı kanallar güçlü maddi imkanlara sahip oldukları için istedikleri saat ve yerde canlı yayın yapabiliyorlar. Fakat bu saldırıda aynı duyarlı TV’ciliği göstermediler. Örneğin özellikle Erdoğan söz konusu olduğunda A-haber ile yarışan Rudaw kanalının, bu saldırıyı ele alışı tüccarca oldu. Kendince bu saldırı üzerinden siyaset yapmaya çalıştı. Türkler konusunda kendini aldattığı bir kez daha görüldü. Mesela Türk devletinin bu linç girişimini manşete çekip canlı bağlantılarla gündem yapıp üzerinde duracağına, Kürt onurunu haysiyetini savunacağına, Erdoğan ve Türk devletini eleştireceğine, canlı yayınına ayarladığı her halinden belli birini çıkarıp aynı günlerde Türk bombaları ile üç kişinin yaralandığı Spindare köylüleri adına konuşturup, ‘PKK köylerimizden uzak dursun, burası ırak Kürdistan’ı vs..’ mesajını vermekten geri durmadı.

Tüm bunları görünce insan, ‘biraz insaf, biraz adalet, biraz doğruluk. Biraz da ulusal onur ve şeref, yanında da haysiyet ve namus be’ demekten başka söyleyecek söz bulamıyor. Rudaw ve onun gibi düşünenlere kalsa Trabzon’daki Kürtleri linç saldırısını da PKK’ye bağlamak gerekecek. Hewlêr’de bir kral gibi karşılanan Çavuşoğlu’nun tüm programını manşete çekmişlerdi ki bu adam Japonya’daki bir üniversite Kürtçe dil dersi başlattı diye bu ülkeye adeta nota verir gibi tepki koymuştu. Her gün Kürtleri katleden bu devlettir…

Olup bitenlere rağmen TC devletinin tüm Kürtlere düşmanlığını göremeyenler için ‘ar damarı çatlamış’ demekten başka söylenecek söz varsa onu da siz okuyucular söylesin!

Başur halkına Türk devletinin gerçeğini anlatmakla mükellef Başur hükümeti ve basını, AKP ve MHP’lilerin Trabzon’da Kürtlere saldırısı karşısında Kürt halkının ulusal onurunu, haklarını ve rencide edilen ulusal değerlerini gerektiği gibi savunamadı, halkın yurtsever duygu ve düşüncelerine tercüman olamadı. Mesela AKP ve Erdoğan’ın gözüne girmek istercesine PKK hakkında Devlet Bahçeli’nin konuşmalarını Kürtçeye tercüme etmiş gibi konuşan hükümetin dış ilişkiler sözcüsü sayın Sefîn Dizeyî, Trabzon’daki saldırı hakkında da sert tepki verdi mi acaba?

Kerkük gibi konuları sık sık gerekçe yaparak tüm Kürtlere ve zaman zaman da Başur hükümetine hakaret eden TC devletinin planları içinde Başur’u işgal etmek olduğunu şimdiye kadar anlamamış olanlar için Trabzon linç saldırısı mesajlarla doludur. Türk devletinin bir kuralı var; Hangi devlet ve hükümete düşmanlık ediyorsa, çıkarları nereyi işgal etmeyi gerektiriyorsa Türkleri oraya düşman eder. Trabzon’daki Kürt düşmanlığı TC’nin Başuru işgal amacının halktaki yansımasıdır. Başur hükümeti, siyasetçileri ve basını gelişmeleri bu açıdan görüp değerlendireceğine, Bakur Kürtlerini ve özgürlük mücadelelerini suçlayıp duruyor. Böyle yapınca da Türklerin gözüne gireceğini, onlarla dost olacağını sanıyor. TC nazarında Kürt Kürt’tür. PKK’lisi, KDP’lisi, YNK’lisi, Goranlısı, Yekgurtulusu vd… ayrımı yoktur. Çünkü bu devletin kanında Kürt düşmanlığı dolaşıyor. Fakat maalesef gümrük kapısı ve petrol paraları gelsin diye Başur’da çoğu zaman TC’ye karşı tüm Kürtleri utandıracak sözler sarf edilebiliyor, Kürtlerin eline fırsat geçtiğinde de bu fırsatlar kullanılamıyor. İşte son Trabzon saldırısı da böyle bir politikaya kurban edildi.

Kürtler bu saldırıyı, bayraklarına yapılan hakareti ve ulusal kimliklerini rencide eden AKP-MHP saldırganlığını Başur hükümeti ve basını istemiyor diye unutacak mı? Görmezden mi gelece? Azıcık Kürtlüğü olan birinin bu saldırıdan büyük dersler çıkaracağı kesindir. Başta aydın ve sanatçılar olmak üzere yurtsever Kürt gençleri Başur’da ‘Türkiye’ye gitmeyin, Türk mallarını almayın’ kampanyaları başlatacaklardır. Başur’da iş yapan Karadenizlilerin ekseriyeti AKP’lidir. Bunların Başur şehirlerinde rahat gezmemesi gerektiğini hissettireceklerini de düşünebiliriz. İşgal üslerine karşı da Kürt gençleri tepkilerini ortaya koyacaklardır.

Aslında tüm bu yaşananlar, kendilerini Başur özsavunma güçleri adıyla ilan eden Başurlu gençlerin ne kadar öngörülü ve haklı olduklarını da bir kez daha göstermiş oldu.

Yazarın diğer yazıları