Batı’nın Rusya ile krizi:Yeni bir soğuk savaş mı?

İngiltere, eski Rus ajanı Sergey Skripal ve kızının, 4 Mart’ta Salisbury’de kimyasal bir saldırı sonucu zehirlenmeleri üzerine, bu saldırılarsan Rusya’yı sorumlu tuttu. Ardından, 23 Rus diplomatı sınır dışı ederek, Rusya’dan 24 saat içinde izahat talep etti.

Ardından ABD ve Kanada başta olmak üzere bazı AB ülkeleri, Rus diplomatları sınır dışı ettiklerini açıkladılar. NATO, 7 Rus diplomatın akreditasyonlarını iptal ettiğini duyurdu.

Türkiye ise zehirlenme olayını kınarken, herhangi bir Rus diplomatın sınır dışı edilmeyeceğini açıkladı.

Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov, bu yeni gelişmeler ve yaptırımlar üzerine Rusya’nın yanıtının sert olacağını açıkladı.

Bu gelişmeler, etkileri yıllara yayılacak ve zaman zaman çatışmalara dönüşme potansiyeline sahip yeni bir soğuk savaş süreci başlatabilir.

Berlin duvarının yıkılması ile Sovyetler ve Batı arasında süren soğuk savaşında sona erdiği, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin başladığı düşünülürdü. Varşova paktının dağılması, tek kutuplu bir dünya fikrini ortaya atanlar yanılabileceklerini düşünmemiş olsa gerek.

Batı bloku, AB üzerinden Doğu Avrupa’ya doğru genişlerken, Balkanlar ve doğuda kalan Ukrayna ve Moldova’ya göz dikince, Rusya Putin yönetiminde, Batı’nın bu hamlelerine Kafkaslar ve şimdi, Suriye’de karşı hamlelerle karşılık vermiş oldu. ‘Tek Kutuplu’ dünya bir hayal olarak mı kalacaktı? Çin’in doğudan yükselişi ve baş döndürücü ekonomik kalkınması yeni dengelerin yaratılmasında, sessiz fakat etkili hamlelerle, önemli bir yükselen aktör oldu.

Çin’de büyük oyuna dahil oldu. Kuzey Kore liderinin Çin ziyaretini uluslararası ajanslar geçmeye başladı. Yeni ittifaklar, eski dünyaya, eskisine benzemeyecek, yeni bir soğuk savaş sürecine girildiğinin ilk işareti.

Global düzeyde etkileri olacak bu yeni krizin bölgemizi de etkilemesi kaçınılmaz. Belkide en sıcak etki Ortadoğu’daki yansıması olacak. Rusya ve Türkiye ilişkileri bu yeni gelişmeler karşısında etkilenecektir. Türkiye’nin Efrîn ve Suriye’de Rusya’nın desteği ile sürdürdüğü politikaları boşa çıkabilir. Söylemi ve eylemleri ilginç bir paradoks oluşturan Türkiye, bu yeni gelişmeler karşısında, yol ayrımına gelmiş durumda. Aslında Kürt fobisi nedeni ile Rusya ile geliştirdiği pragmatik ilişki kısa vadede, Türkiye’yi memnun edebilir ancak orta ve uzun vadede Türkiye için, içinden çıkılmaz bir sürecinde başlangıcı olabilir.

AKP-MHP yönetimindeki Türkiye’nin batı ile ilişkilerinin iyi gitmediği biliniyor. AB troykası ile Bulgaristan’ın Varna kentinde yapılan AB-Türkiye zirvesinde beklentiler hüsrana dönüştü. Vize serbestisi, gümrük birliği gibi kimi beklentileri boşa çıkmış durumda. OHAL uygulamaları, insan hakları ve temel özgürlüklerdeki geri gidiş, AB müzakerelerinin durma noktasına gelmesi, Rusya ile ilişkiler, Suriye’ye yönelik dış politikaları nedeni ile AB ile ters düşen Türkiye’nin bütün bu yaşananlara rağmen, AB ile yumuşama eğilimi göstermesi, belirgin bir zorlanmanın kanıtı olarak kabul edebiliriz.

Türkiye’nin aynı yumuşama eğilimini ABD ve NATO ile sürdürdüğü ilişkilerde görebiliriz. Türkiye’nin, Rusya’dan alacağı S-400 hava savunma sisteminden vazgeçme eğilimine girmesi ve ABD’nin NATO standartları ile uyumlu Patriot’ları önermesi ve bu konuda yürütülen pazarlıklar, yeni soğuk savaşın etkisi ile Batı-Türkiye ilişkilerini yeniden eski rayına oturtabilir.

Son gelişmelerin ışığında söyleyebiliriz ki, Türkiye-Rusya ilişkileri pamuk ipliğine bağlı. Bunu her iki tarafta iyi bilmektedir. Rusya’nın Türkiye politikaları bir taşla birden fazla kuşu vurma üzerine kurulu. Türkiye ise stratejik konumundan azami faydayı sağlamakla birlikte Kürt sorununu erteleme öteleme üzerine kurulu. Ortadoğu gibi bir ateş potasında siyaset yapmak oldukça zor. Filler tepişirken ezilmemek ve bedel ödememek oldukça zor. Önemli olan Ortadoğu halklarının bir bütün olarak bu yeni paylaşım savaşına karşı, birlikte direniş sergilemesi. Halklarımızın geleceği yeni soğuk savaşlara kurban edilemeyecek kadar önemli.

Filler tepişir halklar kaybeder.

Ancak birlik olursak, güç olursak, sözümüzde olur; halkalarımızla birlikte direnişi de başarabiliriz.

Yazarın diğer yazıları