Bayık, Karayılan ve Kalkan!

Birinci ve ikinci ‘Körfez Savaşı’ Ortadoğu’da bütün bölgesel dengeleri alt üst etti. ABD her iki müdahale sonrası bölgede bütün dengeleri bozmuştu ama bir türlü yeni bir düzen de kuramıyordu. ABD’nin Türkiye gibi geleneksel bölgesel müttefikleri ile Ortadoğu’da yeni bir düzen kuramayacağı da çok kısa bir süre sonra anlaşılmıştı.

Yıllarca bölge halklarını zorla baskı altına tutan rejimlerle yol almaya alışmış ABD bölge halkları ile yüz yüze gelince bölgedeki karşılığının çok zayıf olduğunu gördü. Barak Obama ile nispeten bu zaafını gidermeye çalıştı; fakat ABD’nin bu noktada çok başarılı olduğu söylenemez.

DAİŞ’e karşı verilen mücadelede aldığı pozisyon insanlara ABD’nin II.Dünya savaşı yıllarında Nazizme karşı aldığı pozisyonu anımsattı. ABD nispeten sanki biraz daha Ortadoğu’da değer eksenli bir dış siyaset izleyecek görüntüsü vermeye başlamıştı.

Rojava’da SDG ve YPG DAİŞ karşıtı koalisyonda ABD ile birlikte mücadele ettiler; bu ilişki başladığında da; Kürtler, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın ABD tarafından Türkiye’ye teslim edildiğini unutmamışlardı.

Yıllarca Türk ordusunun Kürt gerillalarına karşı ABD ve İsrail tarafından nasıl donatıldığını da bütün Kürtler biliyorlardı. Kimse bir anda ABD sevdalısı haline gelmedi; fakat gözü kapalı bölgesel dengeleri ve ABD’nin bölgedeki varlığını nasıl ki hiç bir politik güç yadsıyamazsa Kürtler de yadsıyamazlardı.

ABD ve Kürtler arasındaki ilişki; hiç bir zaman stratejik ortaklık biçiminde gelişmedi. Bunun için sadece DAİŞ’e karşı birlikte mücadele etmek yetmez, bu tarz bir ilişki aynı zamanda birçok noktada uzun vadeli ortak çıkarlara sahip olmayı gerektirir. Ortadoğu’da İsrail/ABD ilişkisi stratejik ortaklık olarak tanımlanabilir; çünkü dönemsel iktidarlardan bağımsız ABD/İsrail ortaklığı günlük gelişmelerden çok fazla etkilenmez.

Ayrıca bu ikili arasındaki ilişki sadece askeri ve siyasal alanla da sınırlı değildir; ekonomik ilişkilerler de çeşitlendirilip güçlendirilmiştir. Örneğin İsrail’de üretilen birçok ürün ABD pazarlarında oldukça düşük gümrüklerle alınıp satılır.

ABD ve Türkiye arasında stratejik ortaklığın en çok konuşulduğu yıllarda Türkiye de benzer ayrıcalıkları istedi, fakat ABD buna bir türlü yanaşmadı. ABD, Türkiye’yle aslında AB’den çok daha önce bir tür ayrıcalıklı ortaklık süreci başlatmıştı; fakat tıpkı AB gibi asla Türkiye’yi stratejik ortak olarak görmedi.

ABD ve Türkiye dönemsel ilişkiler içerisinde kimi zaman yoğun kimi zaman kopma noktasında ilişkiler yaşadılar. Bu salınım hiç değişmeden günümüze kadar geldi, muhtemelen bundan sonra da böyle devam edecek. ABD İran’a karşı Türkiye’yi sahaya sürmeye veya en azından tarafsız hale getirmeye çalışacak.

Kahin olmaya gerek yok: “Türkler bunun karşılığında ABD’den Kürtlerin siyaseten ve askeri olarak yok edilmesini isteyecekler!” Üç Kürt siyasetçinin yakalanmasına yardım edecekler için ABD’nin para ödülü koyması Kürtlerle ABD arasındaki ilişkinin bundan sonrası açısından iyi bir şey olmamıştır.

ABD’nin Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Murat Karayılan’ın başına ödül koyması sıradan bir olay olarak görmemek gerekir. ABD’nin bu tavrından sonra Türkiye en azından ülke içindeki operasyonlarını hızlandıracak, savaşı tırmandıracaktır. Gelişmeler sadece bununla da sınırlı kalmayacak, bu karardan cesaret alan Erdoğan rejimi yaklaşan yerel seçimlerde Kürtler ve diğer muhalifler üzerindeki baskıyı artırma yoluna gidecektir.

İran karşıtı siyasetini sürdürebilmek için Türkiye’ye gereksinim duyan ABD sürecin bir aşamasından sonra yeniden Kürtlerin kapısını çalmak zorunda kalacaktır. Çünkü Türkler artık bölgede bozucu; Kürtler ise kurucu bir güç olarak ortaya çıkmışlardır.

ABD’nin bu yanlış yaklaşımı belki bir süre taktik açıdan Türk kamuoyunu memnun edebilir ama bu karar uzun vadede bölgenin demokratikleşmesine çok ciddi zararlar verecektir. ABD ve diğer batılı çevreler eğer gerçekten DAİŞ benzeri yapılarla mücadele etmek istiyorlarsa bu tarz geçici yaklaşımlardan vazgeçmelidirler.

Aksi halde bu sürecin kaybedeni sadece Kürt halkı olmaz; başta Türkler, Araplar ve İranlılar olmak üzere bütün bölge halkları olacaktır.

Yazarın diğer yazıları