Bayık: Şêrko Bêkes’te Kürdistan tek parçaydı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “Sadece şair değildi; aynı zamanda bir ilke insanıydı. Özgür ruhlu bir kişilikti. Zaten özgür ruhlu bir kişilik olduğu için büyük şair olabilmişti” diye tanımladığı Şêrko Bêkes’in özlemlerini her zaman Kürt halkına anlatacağını söyledi.

SEYİT EVRAN / BEHDÎNAN

Dağın, kurdun, kuşun, yoksulun, rüzgarın, kavganın, direnişin, özlemin sesi oldu. Gün geldi tanrıyı adalete davet etti. Özgürlüğü, Kürdistan’ı dilinden hiç düşürmedi. Başurê Kürdistan’da, Rojhilatta, Bakur’da, Rojava’da yüz yıllar boyu süren kavganın şairiydi. İran’da dar ağacına çekilen yiğit Kürt kızı Şîrîn Elemhulî ve arkadaşları dar ağacına götürülürken, onlardan önce Şêrko Bêkes’İn yüreği konmuştu o dar ağacına. Türkiye’ye teslim edilen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a komployu yapanlar, nefretini kazandı.

Başkaldırının ve umudun şairi Şêrko Bêkes altı yıl önce arkasından büyük bir külliye bırakarak aramızdan ayrıldı. Bütün Kürtlerin yüreğinde en büyük şair olarak yaşamaya devam ediyor.

Yurtseverliği ve ülkeye bağlılığı ile milyonların gönlünde taht kuran büyük şairin en iyi dostlarından biri de KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’tı. Bêkes’i ölüm yıldönümünde özlemle anan Bayık, Şêrko Bêkes’i anlatırken, “Bizimki dostluktan öte bir dava yoldaşlığıydı” diyor. 

Büyük şair Şêrko Bêkes ile ne zaman, nasıl tanıştınız?

Kürt halkının ve insanlığın büyük şairi olan Şêrko Bêkes’i vefatının yıldönümünde saygı ve minnetle anıyorum. Hem bir dost olarak hem de Kürt halkına ve insanlığa yaptığı hizmetten dolayı hiçbir zaman unutmayacağım. Büyük şairin özlemlerini hep kendi özlemlerim olarak göreceğim. Bir dost olarak onu her zaman Kürt halkına anlatacağım. Sadece şair değildi, aynı zamanda bir ilke insanıydı. Özgür ruhlu bir kişilikti. Zaten özgür ruhlu bir kişilik olduğu için büyük şair olabilmişti.

Değerli dostum Şêrko Bêkes ile 1994 yılında Süleymaniye’de tanıştım. YNK Dış İlişkiler Sorumlusu Mamoste Çeto ile Şêrko Bêkes’in şairliğinin büyüklüğü üzerinde tartıştığımız bir gün,, ondan beni Şêrko Bêkes’le tanıştırmasını istedim. Bunun üzerine ev ortamında bir akşam yemeğinde tanıştık. Böyle büyük bir şairle tanışmak beni onurlandırdı. Bir Yunanlı filozofun dediği gibi türkü ve şiir yapanların gücü yasa yapıcıların gücünden daha büyüktür. Bir toplum, edebiyatçı ve sanatçıları ile toplum olur. Toplumsal değerlerin ve yaşamın kalitesini belirlemede edebiyatçıların ve sanatçıların rolü çok önemlidir. Bu açıdan tanışmadan önce de Şêrko Bêkes benim için büyüktü, tanıdıktan sonra büyüklüğünü tüm özellikleriyle gördüm.

Tabii ki PKK sadece bir siyasal hareket değildir. Toplumu köklü değişikliklere uğratan bir harekettir. Bu açıdan tüm Kürt edebiyatının ve sanatçılarının ilgi odağı olduğu gibi Şêrko Bêkes’in de takip ettiği bir hareket olmuştu. Bu açıdan daha ilk tanışmada toplumu değiştirme ve geleceği yaratma duygularımızın yakınlığı ve ortaklığı nedeniyle çok iyi bir sohbet yapmıştık.

Büyük şair ile dostluğunuz hangi değerler üzerinden ve nasıl gelişti?

Edebiyatçılar ve sanatçılar, tarih boyunca toplumun ilk devrimcileri olmuşlardır. Toplumsal ve siyasal devrimler edebiyat ve sanattaki gelişmeler temelinde gelişmiştir. Kültürel soykırım altında olan Kürtler gibi halklar açısından ise ideolojik, siyasal ve toplumsal mücadeleler devrimci çıkışlarda bu rolü oynarlar ve sanatın gelişmesine zemin sunarlar. Ancak şu bir gerçek ki, edebiyatçı ve sanatçılarla toplumsal ve siyasal devrim yapmak isteyenler farklı biçimde de olsa toplumu değiştirme gibi benzer işleri yapmaktadırlar. Yeni toplumsal yaşam hedefiyle yoğunlaşırlar ve mücadele ederler. Bir yönüyle sanatçılar da, edebiyatçılar da toplumun yaşadığı dinamizme iyi ve güzel doğrultusunda ebelik yaptıranlardır. Önder Apo gibi büyük bir devrimcinin Kürdistan toplumuna iyi ve güzel yaşam doğrultusunda köklü değişim yaratma çabası bizim dostluğumuzu geliştiren ortak duygular ve değerler olmuştur.  Şêrko Bêkes özlemlerinin, hayallerinin, amaçlarının ve istemlerinin en iyi biçimde Önder Apo ve PKK’nin yürüttüğü mücadele ile sağlanacağını gördüğü için bu ilişki gelişti. Önder Apo ve PKK’nin yarattığı dünyada kendi duygularını buluyordu. Bu ilişki onu moralli kılıyordu. Çünkü şairliğini ve yoğunlaşmasını en iyi anlamlandıracak duygu, düşünce ve mücadeleyi Önder Apo’nun önderlik ettiği mücadelede görüyordu. Önder Apo’nun kadın özgürlüğüne verdiği değer de onu heyecanlandırıyordu.

Şairlerin dünyaları geniştir. Onları bir kalıba sığdırmak zordur. Kültür ve sanat toplumsaldır. Bireysel kültür ve sanat olmaz. Aileci, parçacı sanat ve edebiyat olmaz. Bu açıdan Şêrko Bêkes tüm Kürt halkını, tüm insanlığı beynine ve yüreğine sığdırmıştı. Önder Apo’nun sadece Bakur Kürdistan’ı değil, hatta tüm Kürdistan halkını değil, Ortadoğu halklarını etkilemesini de önemli görüyordu. Şêrko Bêkes duygularının tüm Kürdistan’da paylaşılmasını arzuluyordu. Önder Apo’nun Kürtlerin duygularını birleştiren, darlıktan çıkaran duygu, düşünce ve çabalarını da takdir ediyordu. Dolayısıyla dostluğumuzu güçlendiren çok önemli etkenler vardı. Kuşkusuz devrimci mücadelemizin sanat ve edebiyata büyük açılımlar yaptıran toplumsal değişim ve bunun ortaya çıkardığı dinamizm de büyük şairi heyecanlandırıyordu.

Sanatçılar ve edebiyatçılar büyük arayışçılardır. Eleştiri güçleriyle toplumu durağanlığa sürükleyen her şeye karşı tutum almışlardır. Şêrko Bêkes arayışçılığını PKK’de bulmuştu. Edebiyatçılar ve sanatçılar için ölüm; arayışçılığına yanıt olacak zemin ve zaman bulamamasıdır. Bu yönüyle Önder Apo ve PKK gerçeği onun arayışçılığına yanıt olacak yeni umutlara yöneltmişti. Çünkü Önder Apo’nun düşünceleri sürekli değişim arayışı, daha iyiyi ve güzeli hedefleyen bir karakterdedir.

İlişkimiz bu temelde geliştiği gibi kesintisiz bir şekilde de sürdü. Süleymaniye’ye her gittiğimde kendisiyle görüştüm. Benim için bir kutsal yeri ziyaret etmek gibiydi. Sanatçılar ve edebiyatçılar zaten kutsal iş yapıyorlar. İnsanların ve toplumların manevi dünyalarını güçlendiriyorlar.

Kürdistan gerçekliğinde zaman zaman partiler, hareketler arasında sorunlar yaşandı. Yaşanan bu durumlar ilişkinizi etkiledi mi?

Şêrko Bêkes’in YNK ile ilişkisi vardı. Duyarlı bir yurtsever Kürt olarak siyasal gelişmelere kayıtsız değildi. Başurê Kürdistan üzerinde birçok gücün siyasal mücadele yürütmesi siyasal partiler arasında sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Biz de bir dönem YNK ile ciddi sorunlar yaşadık. Bu durum Şeko Bêkes ile ilişkilerimize de yansıdı. Ancak kısa sürede tutumunu değiştirdi. Hep bizi anlamaya çalışan bir yaklaşımı vardı. Bu nedenle ilişkilerimiz kısa bir aradan sonra daha da güçlendi. Şêrko Bêkes adil bir insandı. Başkalarının sözleriyle hareket edecek bir kişilik değildi. İyilik ve güzellik arayışı onu her zaman hakikatten yana tavır almasını sağlıyordu. Adaletsizliği ve haksızlığı kabul etmeyen bir kişiliğe sahipti. Bu tavrıyla Kürt aydınlarına örnek olacaktır. Şêrko Bêkes için bireysel çıkar ve kaygı değil, toplumsal değerler önemliydi, toplumsal değerlerin güçlenmesi önemliydi. Eğer Kürtlerde hala toplumsal değerler güçlüyse bunda Şêrko Bêkes gibi edebiyatçı, sanatçı ve aydınların rolü çok önemlidir. Özellikle günümüzde kapitalist modernitenin yarattığı çıkar dünyasında Şêrko Bêkes gibi aydınların hep hakikatten yana tavır alma özellikleri daha da değerli hale gelmiştir.

Büyük şair ile dostluğunuz pekiştikten sonra yazıştığınız, birbirinize ses kayıtları gönderdiğiniz anlatılıyor. Aranızdaki bu ilişkiyi sadece dostluk ilişkisi miydi?

İlişkilerimiz hiç kesilmedi. Görüşemediğimizde de mektuplar yazdım. Bu mektuplarda çeşitli konularda görüşlerimizi ve duygularımızı ilettik. Kendisi de şiirlerini kendi sesinden gönderiyordu. Kitaplarını da imzalayıp göndermişti. Yaptığı çalışmaların Özgürlük Hareketimiz tarafından bilinmesini istiyordu. İlişkimiz, bir protokol ilişkisi değildi. Önemli değerler üzerinde şekillenmişti. Duygularımız ortaktı ve birbirimizi anlıyorduk. Hastalanmadan önce Qendîl’e gelmişti. Görüşmemizde Başurlu şair, roman yazarı, edebiyatçı ve sanatçıları Qendîl’e getirerek bir tanışma ve tartışma toplantısı yapma önerisi getirdi. Biz de kabul ettik. Ancak kısa bir süre sonra hastalandığı için bu planlamamızı gerçekleştiremedik.

Benim için üzüntü veren durum ise; hastalığının ilerlediği bir süreçte yazdığım mektubun eline ulaşmamasıydı. Yaşamının son anlarında ortak duygularımızı daha yoğun yaşasaydık, bu bizim için çok değerli olacaktı. Vefatından sonra her zaman özgür basından büyük şairi sürekli hatırlatmasını, kişiliği ve sanatını yansıtmasını istedik. Kuşkusuz yansıtıldı, ama istediğimiz gibi yapılmadı. Güncel gelişmeler içinde bu değerlerimiz yeterince işlenmiyor. Halbuki kalıcı olan bu değerlerimizdir. Geleceğimizin kazanılmasında bu büyük insanlarımızın düşünce ve duyguları çok önemli rol oynayacaktır.

Bizim ilişkimiz dostluktan öte bir ilişkiydi. Kendi yoğunlaşma ve çabalarımızla ortak bir amaç için çalışıyorduk. Büyük şair de biz de topluma yeni duygular kazandırma çabası içindeydik. Dostluktan öte dava arkadaşlığı yürütüyorduk. Bu açıdan ilişkilerimiz süreklileşti, güçlenip büyüdü.

Şêrko Bêkes’in yurtseverlik ve özgürlük anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şêrko Bêkes’in büyük şair olmasını sağlayan güçlü yurtseverlik duygularıydı. Bilindiği gibi Başurê Kürdistan’da sanat ve edebiyatın en fazla geliştiği alan Süleymaniye merkezli Soran alanıdır. Zaten bu nedenle yurtseverlikleri ve siyasi bilinçleri güçlü olmuştur. İlk büyük Kürt ayaklanmaları bu alanda gerçekleşmiştir. Kürt isyanları sanat ve edebiyatı, sanat ve edebiyat da Kürt isyanlarını güçlendirmiştir. Şêrko Bêkes böyle bir tarihsel toplumsal gerçeklik içinde şekillenmiştir. Sanatçılığı ve edebiyatçılığı, büyük yurtseverlik donanımı bu nedenledir. Zaten şiirlerinde ülke sevgisi ve özgürlük aşkı hemen kendini hissettirir. Özgürlük tutkusu ile isyancı kişiliği arasında bir bağ vardır. Bağımlılığı asla kabul etmeyecek bir kişiliğe sahiptir. Bu nedenle her türlü işbirlikçilik onu öfkelendirirdi. Önder Apo ve PKK’nin en sevdiği yanı da buydu. Ortadoğu gibi dünya dengelerinin kurulduğu ve birçok gücün elinin bulunduğu coğrafyada bağımsız politika ve özgür duruş Şêrko Bêkes’i etkilemişti.

Yurtseverliği Soran bölgesi ya da Başurê Kürdistan’la sınırlı değildi. Tüm Kürdistan’daki özgürlük mücadelesi onu yakından ilgilendiriyordu. Demokratik ulusallık duygusu Şêrko Bêkes’te çok güçlüydü. Hem Kürt halkının duygu birliğini güçlendirme çabası içindeydi hem de Kürdistan’daki farklı etnik ve dinsel toplulukları da Kürdistan özgürlük mücadelesinin parçası olarak görüyordu. 20. yüzyıl başında Kürdistan’ı parçalayan siyasi anlayışları da bunun yarattığı sakat duyguları da meşru görmüyordu. O, duygularında ve şiirlerinde Kürdistan’ı birleştirmişti. Bu açıdan Bakurê Kürdistan’daki ulusal özgürlük mücadelesi Şêrko Bêkes’in de mücadelesiydi. Gerillalar onun için tüm Kürdistan halkının gerillasıydı. Şêrko Bêkes’in bu duyguları ulusal birliğin ve ulusal kongrenin gerçekleşmesi istemini de çok güçlü hale getirmişti.

Özgürlük anlayışı sadece siyasal özgürlük değildi. Toplumsal özgürlük ve demokrasi de onun için çok önemliydi. Bu açıdan toplumsal sorularla yakından ilgileniyordu. Sadece Başurê Kürdistan’daki değil tüm Kürdistan’daki toplumsal sorunlar ilgi alanındaydı. Bu yönüyle de iyi takipçiydi ve eleştiriciydi. Zaten eleştirici yanı kimi çevrelerde rahatsızlık uyandırıyordu. Yurtseverlik; toplumsal özgürlük ve demokrasi ile tamamlanmıyorsa bunu doğru bir yurtseverlik olarak görmüyordu.

Şêrko Bêkes’in, eserlerinin tamamında Kürdistan dağlarını, coğrafyasını, özgürlük mücadelesini anlattığını ve şiirlerini mücadele yürütenlere adadığını görüyoruz…

Şêrko Bêkes coşkulu bir şairdi. Okuduğu şiirler kişiliğinin yansımasıydı. Kürdistan coğrafyası nasıl heybetli ve coşkuluysa Şêrko Bêkes de öyleydi. Kürdistan’ın her şeyiyle bütünleşmişti.

Dağı, ovayı, coğrafyayı vatan olarak, doğuran ve yaşatan ana gibi görmek çok önemlidir. Bu coğrafyayı seversen, sürekli bunu hissedersen kişiliğinde bu coğrafyayı hem fiziki karakteri, hem kültürü hem de ruhuyla özümsersin. Şêrko Bêkes bu yönüyle toplumu var eden ve yaşatan bir vatan şairiydi. Kürdistan onun için bir tarihti, toplumsal ve kültürel bir olguydu. Bu nedenle dağları işlemiş, Kürdistan coğrafyasını özgürlük tutkusuna sahip bir ülke olarak görmüş ve yansıtmıştır.

Ülkenin coğrafyasını ve halkını sevenler, bu ülke ve halk için mücadele verenleri de severler. Bu mücadeleyi verenleri bir tür ülkenin çok şey borçlu olduğu insanlar olarak çok sevmiştir. Çünkü halk ve toplum, bu ülke için mücadele verenlerle var olmuş; onlarla var olmaya devam edecektir. Bu değerler yüceltilmezse, toplum bu değerlerine sahip çıkmazsa o toplum özgürlüğüne de, ülkesine de sahip çıkamaz. Bu açıdan Şêrko Bêkes mücadele edenleri şiirlerinin teması yaparak, onları yücelterek özgür ülkenin, özgür yaşamın güvencesini yaratmak istemiştir. Bu değerlerine sahip çıkanlar özgürlük mücadelesi verir ve özgürlüklerine de sahip çıkarlar. Değer bilmez toplumlar herhangi bir rüzgar esintisinde darmadağın olurlar. Bu açıdan özgürlük mücadelesi verenleri onore etmek toplum için çok önemlidir. Toplumsal değerleri yaratanların başında gelen ozanları, şairleri sahiplenmek de çok önemlidir. Şairlerine, ozanlarına, sanatçılarına, edebiyatçılarına değer verip sahip çıkan toplumlar özgür ve demokratik yaşamlarına da sahip çıkarlar.

Şairler her zaman güzellik ve iyilik için mücadele edenlere sahip çıkarak en başta da kendilerine sahip çıkmışlardır. Çünkü sanatçılar ve aydınlar da iyilik ve güzelliğin yaratıcısıdırlar. İyilik ve güzelliği estetize ederek, yeniden yaratarak ölümsüzleştirenlerdir.

Şêrko Bêkes özgürlük ve demokrasi mücadelesi verenleri sahiplenişini en somut olarak Önder Apo’yu sahiplenerek göstermiştir. Uluslararası komploya karşı da en net tavrı koymuştur. Eğer başta Süleymaniye olmak üzere Başurê Kürdistan’da komploya karşı protesto eylemleri olmuşsa bunu en başta sağlatan Şêrko Bêkes’in tutumu olmuştur. Onun bu tutumu hiçbir zaman halkımız tarafından unutulmayacaktır.

Şêrko Bêkes Önder Apo için çok anlamlı bir şiir yazmıştır. Şêrko Bêkes’in bu şiiri Kürdistan’ın 4 parçasındaki Kürt toplumuna sizin için çaba gösteren ve mücadele edenlere değer verin, sahip çıkın çağrısı olmaktadır. Ozanların, şairlerin sahiplendiği bir önderliğe, bir mücadeleye tabii ki halk da sahip çıkar. Bugün Önder Apo’ya bu kadar sahip çıkılmasının önemli bir nedeni de Önder Apo’nun ozanların, şairlerin ve edebiyatçıların sahip çıkacağı kadar bu halk için çalışmış ve değer yaratmış olmasıdır.

Şêrko Bêkes özgürlük mücadelesi yürütenlere sahip çıkmasını İran’da idam edilen 4 devrimci için yazdığı şiirle de göstermiştir. Böylece Şîrîn Elemhulî, Alî Haydarî, Ferzad Kemanger ve Ferhad Wekîlî mücadelesini de şiirleriyle ölümsüzleştirmiş, halkın yüreğine ve beynine kazımıştır. Hem 4 parça Kürdistan’daki mücadele ile yaşadığını ortaya koymuş, hem de tüm parçalarda yaratılan değerleri ölümsüzleştirmek istemiştir.

Özgürlük mücadelesi verenleri şiirlerinde işlemesi onların kişilikleri ve mücadelesini toplumun ölçüsü yapma çabasıdır. Nasıl ki tarihteki roman ve hikayelerde halk için çalışan ve mücadele eden kahramanlar halkın ölçüsü olmuşsa, iyilik ve güzellik ölçüleri onlarda somutlaşmışsa Şêrko Bêkes de şiirleriyle Kürt halkının özgürlük mücadelesini yürütenlerin yaşamını, kişiliğini ve mücadelelerini örnek hale getirmektedir. Yeni kuşakların bu ölçülerle yetişmesini ve şekillenmesini sağlamaktadır. Bu gerçeklikler bile şairlerin, ozanların ve edebiyatçıların toplum için önemini ortaya koymaya yeterlidir.

Bu açıdan Şêrko Bêkes yurtseverlik, özgürlük, halkçılık ve demokratiklik ölçülerini ortaya koyan bir şairdir. Siyasetçiler, devrimciler iyilik ve güzellik imkanının ortamını yaratırlar, iyiliği ve güzelliği ortaya çıkarırlar. Şairler de onları toplumsallaştırır, kalıcılaştırır ve ölümsüzleştirir. Şêrko Bêkes de toplumsal ruh ve toplumsal karakter yaratan bir şair olarak görülmelidir.

Şêrko Bêkes’siz geçen 5 yıl, bizde her zaman boşluğunu hissettirmiştir. Böylesi zor dönemlerde Şêrko Bêkes gibi toplumun moral değerlerini yükselten insanlara daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Onu anacağımız bugünlerde bir daha saygı ve minnetle hep hatırlayacağımızın ve özlemlerini gerçekleştireceğimizin sözünü yineliyoruz. Şêrko Bêkes ulusal birliğin oluşturulmasına da çok önem veriyordu. Şêrko Bêkes ve bu özlemle yaşamlarını geçirenlerin ve tüm Kürt halkının ulusal birlik istemlerini gerçekleştirme çabası içerisinde olacağımıza ve bunu da gerçekleştireceğimize inanıyoruz.

Ona bağlılık işgal harekatına karşı çıkmayı gerektirir

Şêrko Bêkes bugün yaşıyor olsaydı Türk devletinin işgal saldırılarına karşı tutumu ne olurdu?

Bu sorunun cevabı açıktır. Şêrko Bêkes gibi bir şair Kürdistan’daki tüm soykırım saldırılarına da açıkça karşı çıkar, halkı da karşı koymaya çağırırdı. Partilerin işbirlikçi ya da oportünist tutumlarını kabul etmez, halkın da bu partilerden bağımsız olarak işgal harekatına karşı çıkmasını isterdi. Kürdistan’ın hiçbir yerinde soykırımcı Kürt düşmanı güçlerin uçaklarıyla bombalanmasını kabul etmezdi. Sivil insanların katledilmesi ve Kürdistan’ın en değerli hazineleri olan ormanlarının yakılması karşısında halkın vicdanı olarak ayağa kalkardı, bu saldırılara karşı sessizliğe isyan ederdi. Kürdistan ormanları şimdi her yerde cayır cayır yanıyor. Ülkesine, dağına, ormanına, kuşuna, kurduna, böceğine, ovasına sevdalı bir şair bunlara tahammül edebilir miydi? Ormanların yakılması ülkenin geleceğinin yakılmasıdır.

Şairler, sanatçılar, ozanlar, kültür insanları oportünist olmazlar, gerçeklere gözlerini kapamazlar; aksine toplumun gözünü gerçeklere açarlar. Bu açıdan Türk devleti AKP-MHP faşist iktidarıyla Başurê Kürdistan’ı işgal ederken, fırsatını bulduğunda ilhak edeceği açıkken, tabii ki Şêrko Bêkes işgallere karşı çıkardı, hem de aktif olurdu. Siyasi güçleri de bu konuda tutum almaya zorlardı. Şairlerin, ozanların özgürlük ruhuyla işgalcilere karşı direnmesini isterdi. Aslında tüm yurtseverlerin tutumunun da bu olması gerekir.

Şêrko Bêkes bu saldırıların sadece PKK’ye ve gerillaya yönelik olmadığını; Kürt halkının tüm kazanımlarına saldırı olduğunu söyler, mevcut sessizliği bir gaflet olarak değerlendirirdi. Bu açıdan tüm Kürt halkı oportünist olmayan ve çıkarı esas almayan özgür ruhlu şairlerini, ozanlarını ve aydınlarını dikkate almalıdır. Şêrko Bêkes’e saygı ve ona bağlılık en başta da bu tür işgal saldırılarına karşı çıkmayı gerektirir.

Yazarın diğer yazıları

    None Found