Bayraklı terör

Türk bayrağı, Kürdistan’da korkunun simgesiydi. Hep öyle kaldı…

Öldürme seferine çıkan asker ve polislerin oraları, buraları, hatta kalçaları bile bayraklıydı. Ellerindeki tüfeğin kundağı, tabancanın kabzası da bayrak motifli…

Kürtler, tecrübeliydiler.

Kan rengine bürünmeyi görenler, habersizleri uyarıyorlardı:

"Zulüm göründü. Kendinize mukayet olun!"

Ya da uzaktan uzağa şifreli sesleniyorlardı:

"Bayraklılar geliyor, gur hatin (kurtlar geldi)!.." 

Bayrak göründü mü, insan onurunu da altına alan zulüm, ardından geliyor demekti. Canını seven, onuruna değer veren bayraklılardan uzak gidiyor, tedbir olarak saklanıyor, köyü terk ediyordu.

1980’li yıllarda doğanlar, sevdiklerinin, tabancasının kabzası, tüfeğinin kundağı bayrak motifli, omzu, göğsü bayrak şeritliler tarafından vurulduğuna tanıklık ettiler. Bayrak korku (terör) aracıydı. Bayrağa saygı adına, insanlar yerde tekmeleniyordu. Bayrak öptürme işkence yöntemlerinden biriydi. Elde bayrakla baskına çıkanlar köyleri, bağları, bostan ve bahçeleri ateşe veriyorlardı.

Bayrağı, bir halkın ruhunu yaran kama gibi kullanmaydı, bu.

Recep Tayyip, her ne demek istiyorsa kendince, Selahattin Demirtaş için "hayatında eline bayrak almamış" diyordu.

Ne bilsin, bayrakla yaralı halkın, bayrağı görünce kaçtığını…

En son "Türk" olmuş muktedir, her zaman en hızlı ırkçıydı. Bayrak da, şoven ruha tirit suyuydu…

Rakipleriyle ırkçılık yarışında olan AKP’liler, "bayrağım da, tek bayrağım" diye diye, deli divane gibi ortalıkta dolanıyor, kimileri bayrağa adanmış kurban gibi, dükkanı soyulup talan edilecek, sonra linç edilecek Kürt arıyordu.

Ancak, bayrak sevdası çeşitliydi. Çoğu, zekası kıt kalabalıkları yandaşlaştırma gösterisi içindi. Bu hallere, İtalyan göçmeni Amerikalı Mafya Babası Al Capone bayraktarlığı deniyordu. Al Capon, bir katil ve tarihn kaydettiği en büyük kaçakçılardan biriydi. Amerikan milliyetçisi gösterilerinde "tek" deyip öpüyor, aynı bayrağı, bürosunda ayakkabı bezi olarak kullanıyordu.

Faşizmde kalpazanlık örnekleri konumuz dışı ama, Kürtlerin, en çok sözde ırkçılık ve şovenizmi ayaklar altın almış AKP rejiminde eli bayraklıların hücununa uğradıkları da gerçektir.

Mesela sadece 7 Ekim 2014 tarihinde, Antep’de altı tane Kürt genci, bayraklılarca linç edilerek katledildi. Katiller, meçhul kaldı.

Türk şehirlerine yerleşmiş Kürtler, 7-8 Eylül 2015 günlerinde eli bayraklı hırsız ve talancıların saldırısına uğradılar. İş yerleri, evler, kurumlar soyulup talan edildi; sonra ateşe verdildi. İki günde iki Kürt genci linç edilerek katledildi.

Cizre şehri, 4 Eylül tarihinden başlayarak, sekiz gün, sekiz gece boyunca bayraklıların muhasarası altında tutuldu.

Kuşatma günlerinde, aralarında 10 ve 13 yaşındaki çocukların da bulunduğu 16 kişi keskin nişancılarca vurularak öldürüldü. 5 kişi, hastaneye görülemediği için öldü. Korkunç, olan TC devlet ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip, "yasağa rağmen sokağa çıkan herkes teröristtir" diyerek, cinayetleri normal ilan ediyordu.

Kürtlerden Türk bayrağına saygı isteniyordu. Bayraklı tetikçiler ise hem savcı, hem yargıç, hem de cellattı…

Nurcan Baysal, T24 İnternet sitesinde, Osmanlı kuşatmasını andıran muhasaranın hasarını ise şöyle anlatıyordu:

"Nur ve Yafes mahallerinde gördüğümüz yıkım korkunçtu. Nur mahallesini yukarıdan gören Belediyeye ait Kültür Merkezine keskin nişancılar yerleştirilmiş. Keskin nişancılara kobra, kirpi ve tanklar eşlik etmiş. Bunlarla yetinmeyen devlet helikopterleri de kullanmış. Ve mahalle dört bir yandan taranmış, havan topları atılmış. Mahallede birçok evde yüzlerce kurşun deliğinin yanı sıra duvarlarda atılan toplardan dolayı büyük delikler açılmış. Mahalle aralarında da atılan toplardan dolayı açılan büyük çukurlar var. Helikopterlerden açılan ateşlerle öncelikle evlerin damlarındaki su depoları hedef alınmış. İnsanları susuz bırakmak hedeflenmiş. Yafes mahallesinde, her yer cam kırığı, duvarlarda koca delikler oluşmuş. Evin içindeki tüm eşyalar parçalanmış. (Bir) Aile 1992 yılında F16’ların bombalaması sonucu Uludere’ye bağlı köylerinden zorunlu olarak göç etmiş ve Cizre’ye gelmiş. "20 yıl çalıştık bu evi yaptık, bir gecede yıktılar" diyor aileden biri ve "Batıda da Kürtleri linç ediyorlar, biz nereye gidelim?" diye bizlere soruyor."

Korkunç, ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip, muhasaradan sonra, AKP’nin organize ettiği "sivil toplum" örgütleri, Ankara’da "teröre karşı bayrağını al da gel" gösterisi düzenlediler. Bu AKP’nin seçim kampanyasına giriş ve bayrak, terör enstrümanıydı. 

Sanki onlar Kürdistan sorununu ürünü değil, yaratıcısıymış gibi, Türk bayrağı tehdit hançeri gibi havada sallayarak Kürt hareketini kahrediyorlardı.

Bir benzeri de, Pazar günü Cumhurbaşkanı, Başbakan ve parlamento Başkanının "şereflendirmesi" ile İstanbul Yenikapı’da düzenleniyordu.

Büyük kalabalıkları, Türk bayrağı çevresinde toplamak, terör devletine şal çekmekti.

Yazarın diğer yazıları