Bayramları da karadır

Oğulları Abdulkadir ve Mehmet Ali Doğan’ın mezarları yok. Kız kardeşi Bedriye Gümüş 10 kurşunla katledildi. Bir yıl içinde üç oğlu evden gitti. Hayriye Doğan, “Kimsesiz kalmışlar. Mezarları bulabilseydik, bir Fatiha okurduk” dedi.

Her bayramı oğlu Fahrettin’in mezarı başında geçirdiğini ifade eden anne Doğan, şöyle konuştu: “Tek tesellim ve beni biraz da rahatlatan Fahrettin’in mezarıdır. Bazen sinirleniyorum, ‘Oğlum kardeşini nerede bıraktın’ diyorum.”

AYDIN ATAY / MA / AMED

Kürt kentlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ve kırsal kesimlerde yaşanan çatışmalarda şehit düşenlerin defnedildiği “kimsesizler mezarlığında” yüzlerce cenaze bekletiliyor. Bir bayramda daha dualardan mahrum bırakılan cenazeler ailelere verilmiyor. 90’lı yıllarda yakınları kaybedilen kayıp yakınları da ziyaret edebilecek bir mezarlarının olmadığını belirterek, bayramın kendileri için kara günler olduğunu söyledi.

Kürt kentlerinde 24 Temmuz 2015’ten sonra ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında şehit düşen yüzlerce kişinin cenazesi kimsesizler mezarlıklarında bekletiliyor. 16 Ağustos 2015’ten tarihinden 1 Haziran 2017’ye kadar Amed 127, Mardin’de 32, Hakkâri’de 20, Şırnak’ta 13, Bitlis’te 8, Batman’da 3, Muş’ta 4, Bingöl’de 5, Dersim’de 5 ve Elazığ’da bir kez olmak üzere toplam 10 il ve en az 43 ilçede, resmi olarak tespit edilebilen en az 218 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Cenazeler verilmedi 

Sokağa çıkma yasakları ve Kürt kentlerinin kırsal kesimlerinde yaşanan çatışmalarda şehit düşenlerin aileleri, yaptıkları başvurulara rağmen cenazeler verilmiyor. Cenazeler farklı kentlerde bulunan kimsesizler mezarlıklarında bekletiliyor.

Ayrıca Bitlis merkeze bağlı Oleka Jor köyünde yer alan Garzan Mezarlığı’ndan DNA testi gerekçesiyle 19 Aralık 2017’de çıkarılan 267 cenazeden 265’i İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) bekletiliyor. Ailelerin başvurusu üzerine Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı cenazelerin en kısa sürede teslim edileceği sözüne rağmen yaklaşık 2 yıldır herhangi gelişme yaşanmadı. Avukatların başvuruları üzerine ATK tarafından ailelerden DNA örnekleri alınmasına rağmen bu konuda da herhangi bir dönüş yapılmadı.

Yıllar geçmesine rağmen kimsesizler mezarlıklarında bekletilen yüzlerce cenaze, bu bayramda da duadan mahrum bırakılıyor.

Bir mezarları bile yok

Amed’de 90’lı yıllarda yakınları ya kaybedilen ya gözaltında katledilen ya da “faili belli” cinayetler kurbanı aileler, adalet arayışları bir sonuca varmaması ve ziyaret edebilecek bir mezarlarının bulunmaması nedeniyle on yıllardır bayram kutlamıyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi’yle 538 haftadır “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle oturma eylemlerini sürdüren kayıp yakınları, bayramların kendileri için kara günler olduğunu belirtiyor.

Yıllardır iki oğlunu arıyor 

Kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği eyleme istisnasız katılan anne Hayriye Doğan, artık tam olarak hangi tarihte kaybedildiğini hatırlayamadığı iki oğlunu arıyor. Küçük oğlu Abdulkadir Doğan’ın 1996’da katledildiğini duysa da cenazesine ulaşamadıklarını belirten anne Doğan, diğer oğlu Mehmet Ali Doğan’dan ise hiçbir şekilde haber alamadıklarını söyledi.

Aramaya devam edeceğiz 

Kız kardeşi Bedriye Gümüş’ün de evinden çıkarken uğradığı saldırı sonucu vücuduna isabet eden 10 kurşunla katledildiğini hatırlatan anne Doğan, “Ne dakikalar ne saatler ne de günler onları bize unutturabildi. Her zaman aklımızdalar. Onları, yaşadığımız sürece unutmayacağız. Onları aramaya da devam edeceğiz. Bir yıl içinde üç oğlum evden gitti” dedi.

Kimsesiz kalmışlar      

En büyük çocuğu Fahrettin Doğan’ın ise Amed’de şehit düştüğünü ve mezarının Alipınar Mezarlığı’nda olduğunu söyleyen anne Doğan, “90’lardan bu yana nerede olduklarını bilmiyoruz, kemiklerini bile bulamadık. Kimsesiz kalmışlar. Mezarları bulabilseydik, bir Fatiha okurduk. Mezar başında otururduk, bir nebze de olsa rahatlardık. Biz onları göremezdik yine ama onlar bizi görüyor” şeklinde konuştu.

Fahrettin mezarı tesellisi 

Her bayramı oğlu Fahrettin’in mezarı başında geçirdiğini ifade eden anne Doğan, “Tek tesellim ve beni biraz da rahatlatan Fahrettin’in mezarıdır. Bazen sinirleniyorum, ‘Oğlum kardeşini nerede bıraktın’ diyorum. Tüm şehitlerin, kayıpların binlerce kez ruhları şad olsun” dedi. Anne Doğan, bu bayramdan dileklerinin kimsenin ölmediği, barış ortamının olduğu bir ülke olduğunu dile getirdi.

26 yıldır arıyor 

Bir diğer kayıp yakını İffet Mutaş ise tam olarak 26 yıldır iki kardeşini arıyor. Yaşadığı sürece her hafta İHD ile gerçekleştirilen eyleme katılacağını söyleyen anne Mutaş, kardeşleri Mehmet Tekdağ ve Ali Tekdağ’ı aramaktan vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Bir daha dönmedi 

90’lı yıllarda cadde başlarında ve sokak ortalarında insanların katledildiğini anımsatan anne Mutaş, kardeşlerinin hikayesini şöyle anlattı: “Mehmet, 12 Şubat 1993’te öğleden sonra evinden çıkıp postaneye giderken katledildi. O dönemde cadde başlarında ve sokak ortalarında insanlar öldürüyorlardı. Devlete bağlı kişilerce öldürüldüğünü biliyoruz ama katili kimdir bilmiyoruz. Evden çıkıp gitti, bir daha dönmedi. Sadece bunu biliyoruz.

Beyaz torosla kaçırdılar 

Ali de 19 defa gözaltına alındı. En sonunda 8 yıl ceza verdiler. Cezaevinden çıktıktan sonra yine defalarca darp edildi, gözaltına alındı. Dağkapı’da 13 Kasım 1994’te ateş edildikten sonra ‘Beyaz Toros’a bindirip kaçırdılar. 100 güne yakın ellerinde sağ kalmış. İşkence etmişler günlerce. Silvan ve Diyarbakır arasında bulunan bir tarlaya götürmüşler, orada da işkence yapmışlar. Metrelerce kabloyu üzerinde eritmişler. Onu konuşturamamışlar. Kurşuna dizip yaktıktan sonra aynı yerde gömmüşler. Mezar yerini bugüne kadar bulamadık.

O yolda Ali’yi çağırıyorum 

Yolum ne kadar Silvan tarafına düşse oralardan geçsem pencereden başımı çıkarıp Ali’yi çağırıyorum. ‘Ali biliyorum buradasın ama neredesin bilmiyorum. Biliyorum sen beni görüyorsun ben seni göremiyorum.’ Çobanlara ‘Ali’nin mezarını görmediniz mi’ diyorum. Orada biraz kümelenmiş bir toprağı görsem Ali’nin mezarı mıdır diye düşünmekten alı koyamıyorum kendimi.”

 Bizim için kara gün 

“Bayram geliyor. Sana beni konuşturma dedim oğlum” diyen anne Mutaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Herkes kardeşinin evine gidiyor. Bizim için bayram kara gün. Bayram geldiğinde daha çok zorlanıyorum. Evlat diye de ağıt yaktım, kardeş diye de. Yaşadıklarımızdan sonra yüzü kapalı JİTEM’ciler evimizi bastı, Ali nerede dediler. Babam sizde dedi. Babamın göğüs kısmına tekme attılar, yere düştükten sonra dövmeye devam ettiler. 3 gün yerde kaldı. Doktor mide damarlarının tıkandığını söyledi. 2 ay sonra babamı da kaybettik. Yaşamımız boyunca onları aramayı sürdüreceğiz. Hakkımızı devlete helal etmiyoruz.”

Huzur içinde ölmek  

“Bir mezar taşları olsun” diye yıllardır mücadele eden anne Mutaş, şunları söyledi: “Başında bir Fatiha okumak istiyorum. Mezar taşına elimi sürsem sanki Ali’nin başını okşamış gibi olacağım. Siz gazetecilere de vasiyetimdir. Eğer Ali’nin mezarının bulunduğunu duysanız beni oraya götürün, küçücük kemiği dahi kalmış olsa göğsüme basıp huzur içinde ölmek istiyorum. Yaşadığım müddetçe unutmayacağım.”

Yazarın diğer yazıları

    None Found