BEKLENTİLER

Türkiye’de/Kürdistan’da neler olacak?
Biribiriyle yakından ilgili sorular.
Kürdistan’ın ibresi yükselince, Türkiye’deki tansiyon düşüyor.
Agresif başlangıç bundan: Ankara, Cizre’de, Tansu Çiller’in yolunda.
Sivilleri tetikleyerek, katile dönüştürmek istiyorlar.
"PKK’nin polisleri" Türkiye’de gazete manşetlerinde.
Devlet, yüzbinlerce askeri ve polis gücüne, "sivil polisler" katmayı planlıyor.
Sahnelenen son oyun perdesinde, Korucular’a, ölüm makineleri eklemek istiyorlar.
Gerçekten birileri çıkıp, kendilerine Hizbullah gibi, "toplu mezar" kazımak için, yakayı ele verecekler mi?
Bunu şimdiden tahmin etmek zor.
Ancak Öcalan’ın 2015’de özgürleşeceğiyle ilgili haber transfer eden AKP, yeni yılı Cizre gibi çirkin bir başlangıçla açtı.
AKP’ye endeksli, AKP taraftarı olmadığını iddia eden "tarafsızlar", radikal söylemlerden uzak kalınsın buyuruyorlar.
Nedeni, "çözüm" sürecinin engele takılacağı.
Ancak, "çözüm"ün sonuna kadar gideceğini savunan Erdoğan/Akdoğan/Davutoğlu ekibi, Kürdistan hanesine artı kazandıracak adımları dinamitliyorlar.
Çözüm, Diyarbekir muhattap alınarak yapılıyor; "Çözüm"de Diyarbekir yok.
Kürdistan, politikleşen topluluklar üzerinden, sömürgeci kurumları devredışı bırakmak üzere masaya oturdu.
Türk Polisi’ni işlevsiz kılacak KCK açıklamaları buna işaret sayılmalı.
Ankara/AKP ise, bedevadan ucuz bir zararla, Diyarbekir’i dıştalamayı öngörüyor.
Aslında iki elinde de "hançer" tutuyor Ankara. "Çözüm" derken, ensenize namlu dayayan kovboyların ironik gülücüğü taşıyan hiç de insancıl olmayan çehrelerle karşı karşıyasınız.
Halen işgal altında tuttukları ülkede "mahkum" ettikleriyle "anlaşıyorlar" (!?).
Tutsağa: "anlaşalım" diyen bir Gardiyan gibi duruyor Davutoğlu.
Erdoğan, Ortadoğu’yu işgal için herekete geçmiş bir İmparator pozunda, biraz çılgın Nero pozunda: "yola gelin, yoksa ülkenizi yakarım" der gibi.
Son olarak: Ankara-Hewler Demiryolu Projesi’nin hayata geçirilmesi için atılan adım, Diyarbekir’i ara durak yaptı.
Türkiye’nin yakın stratejisinde, Diyarbekir’i atlayarak, Hewler’i partner etmek gibi başarıya ulaşması zor bir "hile" planlanıyor.
Kürt Gerilla’sının 2014 yılında, Hewler-Rojava hatında, bölgede yaşayan Kürtler ve diğer halklarla toplumsal olarak tanışması tarihi bir adım oldu.
Türkiye’den gelecek agresif kolonyal dalgayı kıracak güç, Diyarbekir/Hewler/Rojava üçgenindeki örgütlü Kürdistan Halkları’nın yaşamı korumak için oluşturdukları "savunma güçleri" tarafından kırılacak.
Türkiye, yılın 1992 olmadığını biliyor, Kürtler arası bir savaşın nedeni Ankara olmayacak.
Helwer ile Diyarbekir’in kaderlerini biribirinden ayrı tutmak için hazırlanan oyun, şengal’de ve Kobenê’de yenildi.
"Agresif olan kaybetmiş sayılır".
Ankara’daki kolonyal güç, Kürdistan’a karşı ya aktif ya da pasif agresif bir poltika izliyor.
Şimdilerde, Peşmergeye karşı "pasif agresif", Gerillaya karşı "aktif agresif".
Kendisine karşı? Nero’nun sonunu düşünüyorum:
Roma Kaiser‘i Nero, sonunda sığınmak istediği kimse kalmayınca bağırmış: "Hangi sanatçı benimle birlikte batmak ister?"

Yazarın diğer yazıları