Belediyenin ruhsat gücü

Öncelikle bütün belediye eşbaşkanlarından özür diliyorum. Ne öyle takmışım kafaya ‘ekolojik-demokratik’ belediyecilik diye bir şey, oturduğum yerden her hafta bir şeyler yazıp duruyorum. Aslında çok iyi bilmesem de kesinlikle tahmin ettiğim, zaten var olan dehşetli bürokrasinin üzerine, şu anki iktidarın yürütülen işlerdeki ‘olağanüstü’ diye adlandırılan olağanlık, peklik hali oturunca her şey daha katlanılmaz oluyordur ama işte benim yapmaya çalıştığım da feleğin çarkına ekoloji-demokratik çomağı sokmak. Yoksa insan, devlet denilen kurumsal örgütlü uyuşukluğa çok kolay kaptırıyor kendini.

-Ne olunursa olunsun her zaman ve her yerde başkan olmak tek başına çekilmez bir şeydir zaten-

Belediye özellikle son yıllarda, -neoliberal ortaçağda-, elindeki kamusal hizmetleri, özel şirketlere ihale ettiğinden elinde kalan esaslı bir şey ‘ruhsat’ vermek. Ruhsat, yani bir izin ve ayrıcalık dağıtma hakkını elinde bulunduran belediye, bu hadım iktidar halinde bile yine de çok önemli bir şeyi elinde tutuyor. Yani Ekolojik-Demokratik bir belediyeyi, daha meşru bir işlerliğe sokabilecek, katılımcı bir ekonomiye destek verecek ve özellikle çevresel zararları azaltabilecek ya da hiç yoksa kamuoyu yaratabilecek bir şey ‘ruhsat’ verme ruhsatı.

O zaman benim son haftalarda yazdığım ‘ütopik’ olmayan yazılara şimdi de ruhsat katırlarıyla devam edelim.

Barcelona’nın hem bir önceki hem bu dönem kadın belediye başkanı Adau Calou, Sagrada Familia’ya yüzyıllarca sonra ‘ruhsat’ verdi. ‘Sagrada Famillia’ Barcelona’nın ve dünyanın en önemli tarihi yapılarından bir kilise. Bu kilisenin bir kısmını dünyanın en ünlü mimarlarından, Gaudi’nin inşa etmesi de ününe ün katıyor. Bu yüzden dünyanın en fazla turist çeken kentlerinden Barcelona’ya gelen neredeyse her ziyaretçi mutlaka görmeye gider. Ve bu kilisenin yine yavaşlığı ile dillere destan onarımı da on yıllardır sürüyordu.

İşin daha da ilginizi çekecek tarafı, ‘Sagrada Famillia’nın ruhsatı yokmuş yani aslında kaçak inşaattı Sagrada Famillia. Ada Colau, kiliseyle görüşmelere başladı. Kaçak inşaatı ‘yıkma’ya varacak kadar hukuksal yetkileri vardı yerel yönetimin. Burada durup, ‘yahu koca Sagrada Famillia’yı kim yıkabilir, hem de kilise, hem de Gaudi yapmış’ diyerek, yıllardır diğer belediye başkanlarının yaptığı gibi davranmadı. ‘Yerel yönetim olarak görevimi yapıyorum’ diyordu, kaçaksa ne yapılması gerekiyorsa onu. Nihayetinde kilise ile anlaştılar, belediye Sagrada Familia’ya ruhsat verdi ve bunun karşılığında Barcelona yerel yönetimi, kiliseden 130 milyon euro tazminat aldı. Ada Calou bu parayı, toplu taşımacılık ve sosyal konutlar için harcayacağını açıkladı. -Ada Calou’nun son seçimlerdeki sloganı ‘Feminist-Ekolojik-Adil bir yerel yönetim’di.-

Bunu anlatarak, belediyenin ‘ruhsat’ gücünü ekolojik-demokratik bir belediyenin aparatı olarak kullanamaz mıyız, diye soruyorum. Mesela radikal inşaat tekellerinin dışında malzemelerle, yine mesela ‘kerpiç’ evler yapıldığında inşaat ruhsat ücretlerinden vazgeçileceği ya da kolektif olarak insanların kendi yapacakları evlerin ruhsatı için gerekli ‘uzman’ ihtiyacının karşılanabileceği söylenemez mi?

Son zamanlarımın klasik sorusunu yineliyorum; Bu da mı ütopik?

Yazarın diğer yazıları