Bijî Serok Apo!

Rojava işgal girişimi ardından belli bir merkezden yönlendirilen yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıyayız; “Neden Öcalan’a bu kadar bağlılık gösteriliyor?”

“Sana mı gösterecektik bağlılığımızı?” diyerek rest çekebiliriz pek tabii; ama bununla doğru sonuçlara ulaşamayacağımız çok açık.

Yine çok açık ki insanın insan olma mücadelesi “birey”in emeği ve cesaretiyle başarıldı. Başka bir zaman ve mekanda tekrarlanması durumunda çok fazla etkide bulunmayan eylemler, bu “birey”lerin çabalarıyla başarıldı. Bu nedenle “birey” emeği ve çabası tarihin ilk kıvılcımlarıdır. İnsanlık tarihinde hangi gelişmeyi, buluşu, mücadeleyi ele alırsanız alın, altında bir “birey”in emeği ve çabasını görürsünüz.

Fakat tarih bilincinden yoksun insanların geçmiş-bugün bağını objektif kuramadığı, bu nedenle düşünsel ve toplumsal gelişimi doğru tahlil edemediği durumlarda inkar ve yok sayma devreye girer. Ne kadar çaban ve emeğin olursa olsun, yok sayılır, emeklerin de başkalarının adına yazılır.

Çoğunun emekleri, içinde bulunduğu zaman diliminde görmezden gelinip yok sayılsa da tarih çabalarının doğruluğunu teslim etmiştir. Ezilen ve sömürü altındaki topluluklarda bu yönlü çabaların çok daha değerli olduğu, bu nedenle mucizevi ve peygambersel çıkış olarak adlandırıldıkları da aşina olduğumuz bir gerçek.

Kürt gerçekliği dediğimiz olgu açısından da öncü ve önder probleminin derinliği tarih boyunca birçok kişi tarafından değerlendirme konusu olmuştur. Tek eksiğinin güçlü bir önderinin bulunmaması, bu nedenle Kürtlerin bir araya gelemediği, kazanım elde edemediği vb değerlendirmeleri de çokça dillendirilmiştir.

İşte Önder Apo, bu gerçekliklerin bir toplamı olarak var olmuştur.

Önder Apo, toplumsal tarihin görüp görebileceği en geniş düşünce gücüne ve tüm sorunları çözme kapasitesine sahip tutsak bir insandır.

Varlığının kendisi sorun halini almış Kürtler açısından Önder Apo varlığın garantisi ve özgürlüğün öğreticisidir. Bu nedenle her türlü topluluk etkinliğinde onun adı haykırılır. Düğünden protestoya, şehit uğurlamaktan halaya kadar tüm yaşam etkinliklerinde dillendirilen “Bijî Serok Apo” sloganı bu anlamıyla bir “birey”i yüceltmenin ötesinde, bir topluluğun, bir düşüncenin yaşam felsefesi olarak yaşam bulmaktadır.

Bizim için Önder Apo’nun posterini bulundurmak, adını haykırmak Abdullah Öcalan şahsında var olan bir tarihi ve o tarih içinde yaşanan bütün sevinç ve acıların tekrar tekrar yaşanması demektir.

Gelecek tasavvurumuz, hayalimiz, ütopyamız O’dur. Kendimize anlam vermemiz, tanımamız, okumamız, gelişmemiz O’nun dinmek bilmeyen çabaları ve üstün sabrının bir ürünüdür.

Bu anlamıyla eğer bugün Kürt halkı ve Kürdistan ülkesi dünyada dillendiriliyor ve Kürtlerin haklı davası dünyanın dört bir tarafında dost kazanabiliyorsa bunun tek nedeni Önder Apo’nun “birey”sel çabasıdır. Eğer Rojava devrimi vardır ve desteklenmelidir diyorsanız, bunun Önder Apo’suz olamayacağını da bilmek zorundasınız.

Türk hakim propagandasının “Kürtlere değil PKK’ye karşıyız” söylemlerinin, başkalarının “PKK’ye evet ama Öcalan’a hayır” söylemlerinden bir farkı yok. Bugünlerde bu Rojava ve YPG’ye evet ama PKK’ye hayır şeklinde tezahür etmesi, söylemlerin altında yatan kirli düşüncenin de ilanıdır. Önder Apo’nun bugün Türk işgalciliğinin gerekçesi olarak gösterilmesi bu kirli düşüncenin sözcülüğünü yapmak demektir.

Bu nedenle her kim ki Önder Apo’yu anmaktan, dillendirmekten kaçınıyor; Rojava devrimindeki önemini göz ardı etmeye çalışıyorsa bilin ki Kürt ve Kürdistan karşıtı cephede yer alıyordur; Türk işgalciliğini destekliyordur. Ve tam da bu nedenle gerektiği yerde ağzının payı verilmelidir.

Yazarın diğer yazıları