Bilim’e göre terörizm yok!

Belçika’dan Avukat Jan Fermon aktarıyor:”Adam öldüren, katil; birinin malına el koyan, hırsız olarak yargılanmalı…;

Terörizm politik bir terim olarak tarih sahnesine çıktı“.

Bilim’e göre “terörizm“ yok.

Böylece, “terörizm“ kavramı, daha çok 1945’lerden sonra, devletler tarafından üretilen, post modern bir egemenlik rahatsızlığı olarak, gündemleştirildi.

Amsterdam’dan gelen Avukat Tamara Buruma, 15 Kasım’da Lüksemburg Adalet Divanı’nın PKK’nin AB’nin “terörist örgütler“ listesinde kalıp kalmayacağıyla ilgili hukuki kararını vereceğini aktardı.

Bu karar, listede kalamaması yönünde verilse bile, AB ülkeleri hükümetlerinin buna uyma mecburiyetleri yok.

Belçikalı Avukat Fermon, bir bilim insanının yaptığı araştırma sonucunda, terörizmin 147 tarifi olduğunu tesbit ettiğinin altını çizdi.

PKK’nin Almanya’da yasaklanmasının 25’inci yılında Berlin’de yapılan konferansa tebliğ veren bu iki konuşmacı, politik kararlarla açılan davalarda, Uluslararası Hukuk’a dayalı bir savunmanın nasıl yapılacağıyla ilgili çarpıcı örnekler verdiler.

Konferansın bende bıraktığı intibanın sonuçlarını özetlemek istiyorum:

Avrupa defalarca, ABD’nin “Terör Listesi“ne uygun, AB’nin terör listesini oluşturdu.

PKK konusunda, AB ülkelerinin ortak bir tavrı sözkonusu değil.

Almanya, Fransa ve Hollanda’da yasak olan ve bu yasağa uyarlı soruşturmaya uğrayan PKK taraftarlarına, Avrupa’nın diğer ülkelerinde bu yaptırımlar uygulanmamakta.

“Terörizm“ kavramı, özellikle devletler tarafından, siyasi çıkarlarına denk düşen egemenliklerini pekiştirmek için, aktifleştirildi.

Erdoğan’ın buluşu “FETÖ“ oldu. Muhalifleri tarafından bile kanıksandı.

Eğer Gülen Cemaati darbeyle iktidarı ele geçirmiş olsaydı, şimdilerde “RETÖ“ kavramı Türkiye’deki politik gündeme dikte edilmiş olurdu.

Terörizm suçlaması, daimi değildir.

Örneğin eğer “Barış müzakereleri“ bugüne değin devam etmiş olsaydı, belki de AB’nin “terör listesi“nde PKK’nin adı olmazdı.

Konferansa katılan Alman hukukçular, son dönemde İdari Mahkemelerde verilen iki kararda, Mahkeme Başkanları’nın gerekçelendirmede, PKK’yi terörist olarak görmediklerin beyan ettiklerini aktardılar. Ancak bu hukuki kanaat cezai davalara yansımadı.

HPG’nin Şengal’de Êzîdîler’i savunmasının, ABD’nin Fırat’ın doğusunda Kürtlerle müttefik olmasının bu gibi gelişmelerde önemli rol oynadığını belirten hukukçular, PKK’nin yasağının devam edip etmeyeceğinin Türk Alman ilişkilerine, Ortadoğu’daki gelişmelere ve Kürtler’in kazanımlarına dayalı politik ibreye göre tayin edileceği kanısındalar.

Böylece kimin terörist olduğuyla ilgili verilen politik kararlar, Almanya’da, Türkiye’de, ABD’de de paralellik arzediyor.

Özelikle de 11 Eylül’den sonra, terörizm ve terörist örgüt kavramları, devletlerin gereksinimlerine göre resmi gündemleştiriliyor ve yargı harekete geçiriliyor.

Ancak, daha önceki tarihi kesitte, Nazi işgaline karşı Balkan ülkelerinde savaşanlar, terörist ilan edilmediler.

Paris’i Nazi işgalinden kurtaranlar da tarihe geçen haklı savaşçılardı…

Bu ve benzeri konular, tebliğlerdeki detaylarını oluşturdu.

Bana göre, konferansın toplamından çıkarılacak soru şuydu:

Onyıllardır kuzey Kürdistan’da Türk işgaline; Kobenê’de, Êfrîn’de, Şengal’de Türk devletine karşı mücadele eden kahramanların, “terörist“ olarak addedilmeleri gibi tarihi bir haksızlığa ne zaman son verilecek?

Ve önemlisi, işin öznesi olan Kürdistanlılar ne yapacaklar?

Yazarın diğer yazıları