Bir daha böyle bir hata asla olmayacakmış!..

Briyantinli, jöleli, hac mis yağlı, gül sulu ne kadar „danışman“ varsa, yıllardır kafadan sıkma „ekonomi politik“ dersleriyle Reis’in „muvazenesini“ bozdular.

Sonunda adamcağızı dünyanın en büyük ekonomisine sahip olduğuna inandırmakla kalmadılar, o dünyanın Türkiye’yi „kıskandığı“ ve o nedenle de „üst aklın“ Reis’e karşı komplo peşinde koştuğu konusunda da ikna ettiler.

Öyle olunca, bu „ekonomi politiğin“ icabı olarak Reis de, „küresel düşmanlara“ karşı „iktisadi cihad“ açmak üzere kolları sıvadı. Türkiye öyle kuvvetliydi ki, bir vuruşta Almanya’yı nakavt edebilirdi!

„Mescit iktisatçıları“ ile halvet oldu ve ortaya bilmem kaç yüzlük bir „liste“ çıktı. Hepsi de Almanya’nın dünya çapındaki „konsernleriydi“. Şimdi Reis bu Almanya’ya „haddini bildirmek“ üzere harekete geçmişti. Bilmem kaç yüz dev Alman şirketinin „teröre yardım ve yataklık“ yaptığına dair liste İnterpol’e bildirilmişti.

„Hamle“ müthişti. Reis bir „hamle“de, dünyanın başa çıkamadığı Alman monopol kapitalizminin Türkiye’deki şirketlerini „FETÖ’cülük, PKK’cilik“ iddiasıyla „tutuklamaya“ hazırlanıyordu.

O ana kadar Alman devleti, Türkiye’nin bazı alman vatandaşlarını „casusluk“ iddiasıyla tutuklamasına, bu arada „mültecileri otobüslere bindirip“ Almanya sınırını delme tehditlerine Merkelvari „mıymıntıca“ itirazlar ederken, bu „hamle“ karşısında birden „dişlerini“ gösterdi.

Gösterir göstermez de, Reis’in bütün „dentistleri“, Almanya „medeniyetinin“ öyle „tek dişi kalmış bir canavar“ olmadığını, açılan bu ağızın, prina balıklarının „testerelerini“ andıran „dişlerle“ döşenmiş olduğunu anladılar.

Anlar anlamaz da dizlerde bir titreme, gözlerde kırpışlama, suratlarda „takallüs“, dillerde bir „kekeleme“…imamelerini şaşırdılar. Şöyle yalvarmaya başladılar:

„Maalesef sorumluluk makamında bir boşluktan kaynaklanan bir durum. Almanya veya İnterpol aracılığı ile diğer ülkelere yansıtılmasında bir sorumsuzluk, bir anlık bir boşluk diyelim. Bununla ilgili düzeltmeler, düzenlemeler yapıldı. Bir daha böyle bir hata asla ve asla söz konusu olmayacaktır.“

Zavallı Zeybekçi. Ekonominin güya başında. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Yerlerde sürünüyor, yaltaklanıyor, „gelip burada yatırım yapan şirketlerimizin başımızın üzerinde yeri vardır“ diye salya sümük ağlaşıyor ve ardından garip bir hırıltıyla şunları söylüyor: „Artık onlar bizim için aynı kurallara tabi yüzde yüz Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde iştigal eden firmalardır.“

Şu „artık“ sözcüğü ne kadar da sakil duruyor. Zeybekçi şaşkın: Alman şirketlerinin „artık“ „aynı kurallara tabi ve de yüzde yüz Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde iştigal eden firmalar“ haline geldiklerini ilan ediyor.

Bunlar mabadına tekme yiyen bir zavallının saçmalamaları. Bu „tekmeden“ önce sanırsınız ki, Alman şirketleri Türk şirketleriyle „aynı kurallara tabi“ değilmiş, „yandım Allah“ dedirten bu „tekmeden“ önce, bu Alman şirketleri „yüzde yüz Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde iştigal etmiyorlarmış“… „Artık“ diye başlayan bu „yeni kurallar“ neymiş, dün bu şirketler Türkiye sınırlarının „yüzde kaçında iştigal ediyorlarmış“? Sorun soracağınız kadar.

Ve şunlara bakın. „Listenin sorumluluğunu“ Zeybekçi bakın nasıl açıklamakta:

„Maalesef sorumluluk makamında bir boşluktan kaynaklanan bir durum.“

„Sorumluluk makamında boşluk“ ne demek? Anlayan beri gelsin.

Eğer bu Zeybekçi denen adam „neden böyle zırvalıyor“ diye soracak olursanız, bu zırvalamanın içindeki biricik „ciddi“, „gerçek“ ve „itiraf“ mahiyetindeki hadiseyi size şöyle anlatabilirim. Zeybekçi Reis’in „listelerinin“ varlığını ve Almanya ile İnterpol’e „resmen“ bildirildiğini itiraf ediyor: Şöyle:

„Almanya veya İnterpol aracılığı ile diğer ülkelere yansıtılmasında bir sorumsuzluk, bir anlık bir boşluk diyelim.“

„Yansıtmışlar“. Yani „listeyi yapmışlar.“ Ve şimdi tükürdüklerini işte böyle ipe sapa gelmez cümleler, laflar, ne idüğü belirsiz „mazeretler“ ile şapur şupur yalıyorlar.

Cemaat bunları „aldatıyor“, „sorumluluk makamındaki boşluk“ bunları Almanya’yla neredeyse „savaşa“ sokacak kadar fıştıklıyor. Bre Allahsızlar sizin kabadayılığınız bu halka mı? Boynunuz devrilsin.

Yazarın diğer yazıları