Bir manşetin gösterdikleri

Saray/AKP iktidarının devletin askeri, politik ve ekonomik tüm olanakları ve havuz medyasını seferber ederek hazırlandığı referandum sürecinde, tüm bu olanaklara rağmen işlerin pek de iyi gitmediği ortada. Çeşitli araştırma şirketlerinin ulaştığı sonuçların yanı sıra Hürriyet’in “Karargah rahatsız” manşeti, bunun somut göstergesi. Gazetenin manşetinde “Yedi Eleştiriye Yedi Yanıt” ifadesi iç sayfa manşetinde “Karargah rahatsız”a dönüşerek okurla buluşturuldu. Haberin sahibi ise Hande Fırat. 15 Temmuz darbe gecesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cep telefonuyla yaptığı bağlantıyla gündeme gelen Hande Fırat, 2016 yılının son günlerinde Hürriyet Ankara temsilcisi yapılmıştı. 

İç sayfadaki başlıktaki “Karargah rahatsız” vurgusu, 23 Mayıs 2003’te Cumhuriyet’in attığı “Genç subaylar tedirgin” manşetine benzetildi. 25 Şubat’ta yayınlanması da, 28 Şubat darbesini hatırlattı. 28 Şubat 1997’de 9 saat süren Milli Güvenlik Kurulu toplantısının sonuçları, postmodern darbe olarak tanımlanmıştı. Toplantıdan 4 ay sonra dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan istifa etmek zorunda kalırken, partisi kapatıldı. Kuşkusuz bu manidar benzerliği yeni bir postmodern darbe olarak nitelemek doğru olmaz. Ancak bu durumu egemenler içi gerilimlerin biriktiği ve yüzeye taştığı biçiminde okumak yanlış olmayacaktır.

Hürriyet’in haberinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilinen tavrını sürdürdü ve “Bedelini ödeyecekler” dedi. Ardından bedelinin ödetilmesi için ilk adımlar atıldı. Bakırköy Başsavcılığı, “cunta soruşturması” başlatırken, gazeteye de operasyon yapıldı. Sedat Ergin yayın yönetmenliği görevinden alınarak yerine Fikret Bila getirilirken, Hande Fırat’ın da istifa ettiği konuşuluyor. 

Tartışmanın birinci dereceden muhatabı olan Genelkurmay Başkanlığı’ndan ise haberin yayınlanmasından 4 gün sonra açıklama geldi. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın Binali Yıldırım ve Tayyip Erdoğan’la görüşmesinin ardından gelen açıklamada, haberin içeriğine ilişkin bilgilendirmeyi kendilerinin yaptığı ancak rahatsızlık ifadesinin kullanılmadığı öne sürüldü. Böylece aslında haberin içeriğine sahip çıkıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan ziyareti öncesinde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la kameraların karşısına geçti. Hulisi Akar’ın sivil kıyafetle arz-ı endam eyleyerek verdiği subliminal mesaj, Erdoğan’ın efelenmesini tamamlayan bir görünümdü. Ne var ki bu görünüm de tartışmaların alevlenmesini engelleyemedi. Hulusi Akar ve MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın , Erdoğan’ı başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliğinden vazgeçirmeye çalıştığı iddiası dile getirildi. İddianın sahibi olan CHP milletvekili Eren Erdem, Akar ve Fidan’ın, yazar Nuri Pakdil’e gittiklerini anlattı. Pakdil’e gidip gitmediklerinden öte Akar ve Fidan’ın “devletin asıl sahibi” oldukları fikrinden uzaklaştıklarını söyleyebilmenin verisi yok. Anayasa değişikliğine, cemaatlerden gelen itirazların yanı sıra AKP tabanında da itirazların olduğu konuşuluyor. Star gazetesinin yazarı Ahmet Taşgetiren birkaç gün önceki “Kaygının Analizi” başlıklı yazısında “evet” dünyasındaki bu karmaşık ruh halini dile getirmişti. Bu kaygının nedeni olarak da başkanlık sisteminin, “herkesi birleştiren değil, AKP projesi” olarak görülmesi olduğunu söylemişti. Taşgetiren’in yazısını kaygı kadar bir eleştiri olarak görmek de mümkün. 

Referanduma ilişkin çeşitli senaryolar da konuşuluyor. Örneğin, referandumun “savaş” hali nedeniyle yapılmayabileceği. Güney Kürdistan’da gerillanın denetimindeki bölgelere kara operasyonu hazırlığında olunduğu her fırsatta dile getiriliyor. Ve son bir haftadır hava saldırılarını artıran, bunun yanı sıra Suriye ve Rojava topraklarında işgal alanını genişletme arayışlarında olan AKP/Saray iktidarının, referandumu “koşullar yoktur” diyerek ertelemesi hiç de yabana atılabilecek bir ihtimal değil. 

Hürriyet’in manşetini çift anlamlı okumak da mümkün. Saray ile ordu arasındaki gerilimin bir göstergesi. “Karargah rahatsız” tanımlaması oldukça ironik görünüyor. Manşetin bir başka hedefi de, “mağduriyet” psikolojisini iyi yöneten iktidarın, tabanındaki kararsızları “evet” etrafında birleştirmek olabilir. “7 eleştiriye 7 yanıt” başlığıyla tasarlanan algı operasyonunun, Hürriyet içindeki başka bir ekip tarafından “Karargah rahatsız” iç sayfa manşetiyle bozulmuş olması da ihtimal dahilinde.

Bütün olasılıklardan çıkan en net sonuç; AKP/Saray çevresinde işlerin iyi gitmediği ve 7 Haziran’dan bu yana iktidarın halklara vaad ettiği “istikrar ve güvenliğin” bir hayal olduğu gerçeği. Devletin 15 Temmuz gerekçesiyle Kürtler ve sol muhaliflerin yanı sıra Saray’ın kapıkulları dışında kalan herkese karşı uyguladığı şiddete rağmen, ezilenler karşısında bir irade birliğinden yoksun olduğu ortada. 7 Haziran’dan bu yana katliamlar, hapsetmeler, tehditler, işten çıkarmaları düşünün. AKP/Saray iktidarı bakımından hep bir şeyler ters gidiyor. Nesnel olarak ezilenlerin lehine olan bu durumu, öznel faktörlerle faşizmin yenilgisine dönüştürmek kolay değil ancak imkansız da değil. Sözün özü önümüzdeki haftalar egemenler bakımından yeni krizlere gebe. 

Yazarın diğer yazıları