Bir soykırım manyağı / Şükrü GEDİK

Soykırıma uğramış eski uygarlıklara, günümüz ulusal azınlıklara, etnik ve dinsel farklılıklara tarihin her aşamasında rastlamak mümkündür. Soykırımların hedefindeki halklar farklı olsa da, soykırım (genosit)* uygulamalarında amaç ve yöntemler benzerdir. İster siyasi, askeri, ekonomik nedenler olsun, ister dinsel, ırksal, ulusal nedenler olsun hiçbir gerekçe soykırım gerekçesi olamaz, olmamalıdır. Sivil savunmasız halkların fiziksel ve kültürel olarak ortadan kaldırılması, tarihten silinmesi büyük bir insanlık suçudur. Bu suçu işleyen soykırım manyaklarının kişilik karakterleri, hırsları, ihtirasları, kibirleri, egoları, benzerdir.

Astek, İnka, Maya uygarlıklarını ortadan kaldıran kapitalist egemen yayılmacı güçlerin, önüne ne katıysa yakıp yıkan, katleden istilacı Moğolların, Orta Asya’dan çıkıp üç kıtaya at koşturmuş, fetihçi Türk boylarının, Avrupa’yı kasıp kavuran Hitler’in, Ortadoğu’ya kan kusturan İslami cihatçıların tarihleri kan ve katliamdır. Devlet, sınıf ve iktidar üçlüsünün ortaya çıkmasıyla birlikte soykırım uygulamaları yapılmış, genelleşerek devam etmiştir. Bu zulüm çarkının işlemesi neticesinde damıtılmış, süzülmüş hali olan ulus devlet yapılanmaları düşüncede, ruhta soykırımcı karakter taşımaktadırlar.

Tarihte gerçekleşen soykırım uygulamalarının toplamından elde edilen dersler ve deneyimler bugün Kürtler üzerinde uygulanmaktadır. Kürt soykırım manyağının siyasi figürü ise diktatör Erdoğan’dır. Kendisine muhalif hiç bir sesin çıkmasına asla fırsat vermiyor. Barış talep eden bir akademisyen bu manyağın gözünde rahatlıkla ‘terörist’ oluyor. Basit bir sosyal medya paylaşımından bile korkar hale gelmiş, paranoyak ruh hali içindedir. ‘Cumhurbaşkanlığına hakaret’ suçuyla insanlar yargılanıyor, cezalara çarptırılıyor. Türkiye’de muhalefet kalmadı. Kürtlere dayatılan soykırım savaşında sözde muhalefet partilerinin hepsini kendi yedeğine aldı. ‘Kürt sorunu benim sorunumdur’ deme yalanından başlayarak ‘Kürt yoktur’ deme yalanına kadar gelindi. Gelinen aşamada ise Kürdü yok etmek için devletin bütün imkanlarını seferber etmiş durumdadır. Kürt kanı akıtmaktan zevk alan bir soykırım manyağıyla karşı karşıyayız.

Türk ulus devlet milliyetçiliği, İttihat ve Terakki zihniyeti ile azınlıklara kefen giydirildi. Türkiye sınırları içinde bulunan etnik ve dini farklılıklar hedef alındı. Ermeniler, Rumlar, Kafkas kökenliler, Aleviler, Hıristiyanlar, Asuri-Süryaniler katledildiler, göçertildiler, asimile edildiler. Kürtler de benzer soykırım kıskancına alınmıştır. Sayısız Kürt katliamı yapılmıştır. Geride kalanları da asimile ederek ya kendisine işbirlikçi konuma getirmişler yada eritilerek kimliklerine yabancı hale getirmek istemişlerdir. Fakat bunu tümüyle başaramamışlardır. Çünkü PKK hareketi Kürtlerin baş aşağı gidişini durdurarak imha olmanın eşiğinden kurtarmıştır. Büyük bir mücadele yürütülmüştür ve sonuçta bir direniş geleneği yaratmıştır. Doğmuş ve doğmamış nesillere muazzam bir ideolojik birikim, örgütlü bir toplum, mücadele deneyimi, direniş kültürünü ve onurlu bir tarih yaratmıştır.

Türk uluslaşması diğer azınlıkların imhası oranında gerçekleştirilmek istenmiştir. Etnik ve dini azınlıklar, Türk uluslaşması önünde engel olarak görülmüştür. Kürtler de bir engel olarak görülmektedir. Bu nedenle Kürtlerin soykırımı gündemdedir. Soykırım manyağı Erdoğan’ın izlediği politikalar, Kürtlerin tamamlanamayan soykırımını nihayete erdirmektir. Bunu başarmak için canhıraş bir pratik sergilemektedir.

İç ve dış politikada yapılanlara bakıldığında Türkiye’nin hayrına olmayan bir çok konu başlığı mevcuttur. Çok ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Başta Kürtler hakkındaki takıntısı olmak üzere demokratikleşme ile çözülmesi gereken sorunlar kangrene dönüşmüştür. Bölgesel konularda da benzer sorunlar yaşamaktadır. Rus ve ABD arasında sıkışmışlık ve şaşkınlığı, siyasi ve askeri her konuda kendisini dibe doğru çeken Ortadoğu bataklığına dahil olma yöntemleri, dünyadan giderek izole olmuş hali dikkate alındığında tam bir akıl tutulması yaşanmaktadır. Soykırım manyağı birinden akla dayalı işler beklemek de bir yanılgıdır.

Soykırımı durdurmak, kitlelerin örgütlü mücadelesiyle mümkündür. İnsandan bitecek ne varsa, bütün enerjisini, yeteneğini harekete geçirerek faşizmi kırabilir. Kürt özgürlük mücadelesinin tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur. Direnişin zafere götürdüğünü ispatlamıştır. Soykırımdan da onun manyağından da kurtulmanın tek yolu buradan geçmektedir.

* Siyasal, ulusal, ırksal ya da dinsel bir nedenle, azınlık durumundaki bir insan topluluğunu soyca yok etmeyi amaçlayan toplu öldürme eylemi.

Yazarın diğer yazıları

    None Found