Bir yönetmen filmi olarak Toz Bezi

Son dönem çekilen sinema filmlerinin özellikle de Türkiye ve Kürdistan’da çekilen filmlerin öykü, karakter, oyunculuk, mekan ve zaman öğeleri arasında birbirini tutmayan, birbirine yakışmayan, ne kadar profesyonel çekilmiş olursa olsun insanı rahatsız eden, insanın içine sinmeyen bir bileşim söz konusu. Bazen öyle bir karakter oluyor ki bu insanın ne işi var bu hikayede diyorsun. Bazen karakter öyle bir oyuncuda şekil buluyor ki karakter ve oyuncu birbirlerinden alakasız bir biçimde yürüyorlar filmin içinde. Bazen öykü ile öykünün geçtiği mekan arasında öyle eklektik bir ilişki kuruluyor ki hikaye iyi olmasına rağmen bir türlü ikisi arasında bir anlam ilişkisi kurabilmek, hikayeyi bu mekan içerisinde takip etmek mümkün olmuyor. 

Ortaya çıkan bu sorunların büyük bir bölümü hikayeyi yazan kişinin ve beraberinde yönetmenin, anlattığı hikaye ile kurduğu eklektik bağın çok önemli bir rolü var. Filmlerin, öykünün, karakterin, gerçekliğin, yahut kurmacanın kendi iç dinamiklerine, kendi ihtiyaçlarına göre for almasını sağlayacak bir yaklaşımdan ziyade film festivallerinin jürilerinin beğenisi esas alan bir yaklaşım sergilendiğinden film elemanları arasında ciddi bir uyuşmazlık söz konusu oluyor. Bu anlamda baktığında film elemanlarının uyumunda piyasa filmlerinin, ticari filmlerin çok daha başarılı olduğunu söylemek mümkün. Öykünün varmak istediği amaç ile kulanılan film elemanları arasında tutarlı bir işleyiş ve bileşim var. 

Ahu Öztürk’ün yazıp yönettiği "Toz Bezi" filmi bu anlamda son dönem Türkiye ve Kürdistan sineması içerisinde özgün bir yeri olan bir film. Olaydan ziyade durum üzerinden bir çatışma kuran ve film elemanlarını buna göre bir araya getiren Ahu Öztürk öykü, çatışma, karakter, oyunculuk, zaman, mekan unsurları ile amac arasında öylesine doğal ve başarılı bir uyum kurmuş ki film bittiğinde siz bir anda filmden dışarıya düştüğünüz hissi yaşıyorsunuz. Film bittiğinde insana geçen tek olumsuz his filmin, hikayenin yarım kaldığı hissi. Bu da zaten öyle sanıyorum ki senaryo yazarının bilmeden düştüğü bir hata bir eksiklik değil bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Sanat filmi diye tabir edilen pek çok filmde böyle hikayeyi ortada kesme bir sanat filmi süksesi olarak şekil alırken bu durum "Toz Bezi"nde hikayenin bütünlüğü ve varmak istediği yer içerisinde doğal bir akışın doğal bir sonu olarak karşımıza çıkıyor. Filmin bittiği yerde karakterin asıl yolculuğu daha yeni başlıyor ve bu yolculuğu devam ettirmek ve ona yön vermek sorumluluğunu seyirci, yönetmenden doğal bir süreçle devralıyor. 

“Toz Bezi” daha derinlikli ve daha geniş bir analizi hakkediyor. Fakat yazıyı bitirirken şunu söylememek filme haksızlık olacak. Yönetmenin bu filmdeki en iyi başarısı mükemmel bir oyuncu yönetimini gerçekleştirmiş olması. Oyunculuklarda bir nefes miktarınca bile bir boşluk bırakmamış yönetmen. Yönetmenin kadın oluşu ve filmin ana karakterlerinin kadın oluşu elbette bu oyuncu yönetimini ciddi bir şekilde etkilemiş.

Yazarın diğer yazıları