Biri idam sehpasında gitti, öbürü cezaevinde

Şubat 2014’te "İntikamın böylesi", "İntikam alan kadın yakalandı" manşetleri döşendi gazetelere.
İstemediği bir evlilik yapmıştı ve eşinden hep şiddet görmüştü.
İsmi Melek Karadayı’ydı.
Eşi uzman çavuştu. Eşinden gördüğü şiddete dayanamadığından ayrılmak istedi. Ailesinin evine gitti. Uzman çavuş Melek’in ailesini sorumlu tutuyordu.
Bir gün silahıyla evlerine gelerek önce evin içine bomba attı. Bomba patlamayınca silahını kullandı ve orada Melek’in annesini öldürdü.
Adam tutuklandı ve cezaevine atıldı.
Babası ve kardeşleri olanlardan Melek’i sorumlu tutuyorlardı. Üç çocuğu vardı. Baba ve kardeşleri intikam alması için O’na baskı kurmaya başladılar.
Ama Melek çocuklarıyla mutlu bir hayat sürmek istiyor ve intikam almak istemiyordu. Baskılara dayanamayarak Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Evi’ne sığındı. 20-23 Ekim 2013 tarihinde üç gün kadın sığınma evinde kaldı.
Kardelen Kadın Merkezi Koordinatörü Mukaddes Alataş yaşananları şöyle anlatıyor: "Melek’in ailesi annesinin ölümünden onu sorumlu tutuyormuş. Melek, 12 yaşında ve okula giden oğlunu, babasının okula giderek öldürmeye çalıştığını anlattı. Çocukları da dedeleri tarafından öldürülme korkusuyla yaşıyorlardı. Melek, baskılara dayanamayarak bize geldi (…)”
Aile ‘Melek’e evde hiçbir şekilde baskı yapmayacağız. Bir yanlış anlaşılma olmuş’ demişler. "Melek, bir gün düşündükten sonra, ‘5 yaşında bir erkek kardeşim var, ona bakmam lazım’ diyerek ailesinin yanına gitmeye karar verdi."
Kardelen Kadın Evi Sosyal Güvenlik Uzmanı Dilek Erol ise şunları söylüyor: "Erkek şiddeti karşısında suçlu yine kadın oldu.
Melek her zaman sessiz ve üzgündü. Kayınvalidesine öfkeli değildi. Hatta kendisinden çok iyi bir insan diye bahseder, çocuklarına iyi baktığından söz ederdi.
Melek’in amacı intikam değil, çocukları ile güzel bir gelecek kurmaktı. Melek geleceği konusunda umutluydu, fakat babasından gördüğü ağır fiziksel ve psikolojik şiddet nedeniyle korkulu ve çaresizdi."
Melek’in annesi ve kayın validesi olayla hiçbir ilgileri olmamalarına rağmen kadın oldukları için bu bedelleri hayatlarıyla ödediler. Melek ise hayatının en güzel kısmını çocuklarından uzak cezaevinde geçirecek.
Üç çocuk bu çarpık sistemin acılı sonuçlarına maruz kalacak. Erkekler devletten aldıkları erkle hem silahlanıp sömürüyorlar hem de öldürüyorlar. Bir cins kırımı yaşanıyor.
Şengal’de yaşanıyor bu, İran’da yaşanıyor bu…
Erklik onu asla istemediği ve işleyemeyeceği bir cinayet işletti. O cezaevinde…
Şiddet ve intikam döngüsüne zorlandı…
Yapmasaydı üç cocuğunun hayatı tehlikeydeydi.
Nijerya’da, Emine Laval evlilik dışı çocuk sahibi olduğu için şeriat mahkemesi kararıyla öldürüldü. Mardin’de Şemsiye Allak evlilik dışı çocuk doğurduğu için taşlanarak öldürüldü.
Her yıl 2 milyon kadın sınır ötesi kadın ticaretinde kullanılıyor. Antik çağlardan bu yana kadın bedeni savaşın üzerinde cereyan ettiği toprak olmuştur.
ABD’de her altı dakikada bir kadın tecavüze maruz kalıyor.
Türkiye’de kadınların yüzde 98’i şiddet görüyor.
Hala kadınların ne giydiğine, nasıl giyindiğine, nereye gittiğine karışılıyor.
Tüm bunlar cinsiyetçi ve ayrımcı yasa ve politikalar tarafından hem meşrulaştırılıyor hem de uygulanıyor.
DAİŞ çetesi 3 Ağustos günü Şengal’i işgal ettiğinde yüzlerce Êzîdî kadını götürdü, tecavüz etti, öldürdü, sattı. İran’da 26 yaşındaki Reyhanneh Jabbari’ye tecavüzcüsünü öldürdüğü için şeriat mahkemesi tarafından, Melek hapse atıldıktan bir ay sonra, Nisan 2014’te ölümle cezalandırıldı.
Annesine şöyle sesleniyor Reyhanneh son mektubunda:
"İyi kalpli annem, Sevgili Sholeh, canımdan daha çok sevdiğim! Toprağın altında çürümek istemiyorum. Kalbimin, böbreğimin, gözlerimin, kemiklerimin, vücudumdan ne nakledilebilirse onları ihtiyacı olanlara hediye etmeni istiyorum.
Gelip yas tutarak acı çekeceğin bir mezar istemiyorum."
Söz konusu kadın olunca tecavüzcüsünü öldürmek de güzel düşler de kabus olur!
Ne kalbi bağışlandı Jabbari’nin ne de böbrekleri ama özgür ruhu mücadele eden kadınların kalbinde.
Ve onlar şimdi Melek’in güzel düşlerinin uçması için uğraşıyorlar…

Yazarın diğer yazıları