Birliğin ayak sesleri

Onlarca yıldır “Birlik” konuşuldu.Birlik bilinciyle hareket edenlerle, birlik adımı atmak için şartlar ileri sürüldü.

Çetin bir süreçti bu.

Hesaplama yapılırken, birlik olmaya engel nedenler ağır bastı; birlik sağlanamadı.

Etken ögeler, sadece Kürdistan’da aktif sorumluluk üslenen Parti/Örgüt ve güçler değildi.

Komşu ülkeler, Kürdistan’ı işgal eden ülkeler, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere; şimdilerde Rusya, tüm bu güçler de rol oynadılar.

Engeller vardı…

Son tabloda birliği zorlayan neden, Rojava gerçeği gündemleşti.

Rojava, sadece Parti/Örgütlerin değil, Kürdistan toplumlarının kederini değiştirebilecek temel bir projenin adı oldu.

Yaşam devam edecekse, Rojava kaybetmemeli.

Birlik için atılan ilk adımlardan biri, Kasım ayının son haftasında Köln’de yapılan bir fotoğraf  karesine yüklü.

Bu toplantıda hazır bulunan 47 Kürdistanlı şahsiyet bir Deklerasyon yayınlayarak, toplumsal sorumluluğa dikkati çekerek, Kürdistan endeksli güçleri, ulusal birlik çatısı altında toplanmaya çağırdı.

Deklerasyonu imzalayanların yüzde 40’ından azı Kuzey Kürdistanlı.

Bu, bir yerde Kuzey Kürdistan hareketinin genişleyen coğrafyasına işaret ederken;

Aynı zamanda, özellikle Rojava kökenli aydınların dönemesel görevi devraldıklarına da işaret ediyor.

Doğu ve Güney Kürdistan kökenli aydınlarında imza attıkları deklerasyon, kendilerini “toplumun vicdanı“ olarak gören aydınlara, aynı zamanda  parçalı durmama görevin de yüklüyor.

Önemli bir fotoğraf karesi de bu 47 çağrıcının yüzde 70’inin sanatçı (müzisyen, ressam) olması.

Bu karede önemli olan, sosyal toplulukla sanatçılar arasındaki sınırın, sınırsız olmasına dair.

Sosyal yaşamda, eleştirilerin, önerilerin engelsiz iletildiği meslek sahipleri sanatçılardır.

Sokakta karşılayabileceğiniz, salonlarda konuşabileceğiniz sanatçıların, deyim yerindeyse yakasına hemen yapışabilirsiniz.

Sanatçılar, kapalı kapılar arkasında, sadece prova yaparlar; politikacılar gibi değildirler.

Bu toplantının önemli üçüncü karesinde, sunumu yapanın kadın olmasıydı.

Buna bağlı önemli başka bir kare de, iki kadın arasına oturan konuşmacı Şivan Perwer ve Xelîl Xemgîn’in olmasıydı

Dinleyiciler perspektifinden bakıldığında, SOL’da Xelîl Xemgîn, SAĞ’da Şivan Perwer yer almışlardı.

Tablo, Rojava’nın gölgesinde birleşen, Kürdistan’ın iki büyük parçasını canlandırıyordu.

Xelîl Xemgîn’i Diyarbekir, Şivan Perwer’i Hewlêr’i temsile dair görüntüledim.

Bu birlikten ne anladığımı düşündüm.

Her Parti/Örgüt ve gücün, onlara temsil oyu verecekler nezdinde kendilerini legalize etmesi olarak algılıyorum.

Her güç, aynı şartlara bağlı olarak yarışacak. Adına halk dediğimiz sosyal topluluklar, kendileri için daha değer emek sarfedenleri temsilcileri olarak seçecekler.

Yıllardır adına “Ulusal Birlik” denen yapının içeriği doldurulduğunda, kapılarını topluma açan ve diğerlerine de seçilme/temsil hakkı tanıyan güçler birleşecek. Bu anlamda, Köln’de atılan ve Lozan-Cenevre Yürüyüşüyle yeni bir ivme kazanacak bu adım, Kürdistan toplumlarının özgürleşmesi için mücadele veren tüm birey ve güçlerce desteklenmeli diliyorum.

Yazarın diğer yazıları