Bitmeyen kavga, bitmeyen uzlaşı…

Aralarında Alman vatandaşı insan hakları aktivisti Peter Steudtner’nın da bulunduğu, Büyükada’da yaptıkları toplantı nedeniyle 5 Temmuz’da gözaltına alınan insan hakları savunucuları hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 17 sayfalık iddianame kabul edildi. Buna göre ilk duruşma 25 Ekim’de. 

Türkiye ile ilişkilerde gerilimli atışmalara neden olan insan hakları aktivistleri hakkında hazırlanan iddianame de bir o kadar tartışmalı. 

Aktivistler hakkında "Silahlı terör örgütüne yardım etme" ve "Silahlı terör örgütüne üye olma" iddiasıyla 15’er yıla kadar hapis cezası isteniyor. Üstelik Erdoğan tarafından ajanlıkla da suçlanıyorlar. 

Alman hükümetinin resmi raporlarına göre Türkiye’de halen 54 Alman vatandaşı tutuklu. Yine Erdoğan’a göre tutuklu bulunanların çoğu ajan ve terörist. 

Hakkındaki iddianame bir türlü hazırlanamadığı için davası görülmeyen gazeteci Deniz Yücel’in muammalı durumu devam ederken, "Terör örgütü üyeliği” ve "terör örgütü propagandası"  iddiası ile suçlanarak Türkiye’de tutuklanan Alman vatandaşı çevirmen ve muhabir Meşale Tolu, yargılandığı davanın 11 Ekim’de görülen ilk duruşmasında tahliye edilmedi. Tolu’nun iki yaşındaki çocuğu da cezaevinde kendisi ile birlikte kalıyor. Meşale, Deniz ve Peter için Almanya’da sık sık eylemler yapılıyor. Hükümet kanadında ise sözlü uyarılar son hızla devam ediyor. Zira henüz sözlü uyarılar dışında elle tutulur bir adım atıldığını söylemek mümkün değil. 

Almanya ve Türkiye arasında gerilimli iletişim devam ederken, 19-20 Ekim tarihleri arasında yapılacak AB zirvesinde Türkiye’ye karşı izlenecek tutum da netleşecek. Zirvede Türkiye’ye yönelik bir karar alınması beklenmiyor, fakat belirli yaptırımların uygulanması söz konusu olabilir. Merkel zirvede Türkiye’nin durumunu gündeme getireceğini deklere etti. Çok sayıda insanın haksız yere cezaevinde tutulduğunu, siyasi gelişmeleri ise endişe ile izlediklerini belirtti. 

Zorlu bir seçimden çıkarak, hala koalisyon kurma çalışmalarını sürdüren Merkel, Türkiye ile ilgili çıkışlar yapsa da, hala Türkiye ile anlaşma arayışlarına devam ediyor. Bu minvalde eleştirileri de daha soğukkanlı ve ilişkiler zemininin zarar görmemesi odaklı. Dolayısıyla AB Zirvesi’ne sunacağı Türkiye teması da bu eksende olacak. Nitekim zirvede Türkiye’ye yönelik bir karar alınmayacağını, fakat diğer liderlerin görüşlerini de masaya yatırmalarını istediğini belirten Merkel, aslında bir nevi zemin yoklaması yapacak. AB, Türkiye’ye 2014-2020 yılları arasında planladığı yaklaşık 4 milyar 450 milyon Euro yardımda kesintiye gitmeyi düşünüyor. Fakat müzakerelerin tamamen koparılması fikrine sıcak bakmıyor. Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini gören, raporlarına yansıtan AB’nin yaptırımlar noktasında adım atması, yapılan anlaşmalar ve ortak çıkarlar münasebetiyle cılız ve çekingen.

Bu konuyu AB Zirvesi’nde masaya yatıracak Almanya ise ticari ilişkilerinden ödün vermiyor. 

Bir taraftan AB fonlarının kısıtlanması kararı üzerinde durulurken, diğer taraftan Almanya en tartışmalı konularından biri olan Türkiye ile silah ticaretine devam ediyor. Sol Parti’nin verdiği bir soru önergesine gelen yanıtta 1 Ağustos ile 8 Ekim 2017 tarihleri arasında, yani son on hafta içinde Türkiye’ye daha önce izni verilen yaklaşık 4 milyon Euroluk silah ve silah malzemesi sevkiyatı gerçekleştirildiği belirtildi. Türkiye’nin silah satış listesinde önceki yıla nazaran geriye düşeceği ifade edilse de, satış rakamları oldukça ciddi meblağda. 

Gergin ilişkilere rağmen silah satışı noktasında kısıtlanmaya gidilmezken, bilakis yatırımlar da artmış durumda. 

Türkiye hala “Almanya bizi kıskanıyor“ sendromu ile teselli bulmaya çalışıyor. Ortada bitmeyen bir kavga, bitmeyen bir uzlaşı var. 

Yazarın diğer yazıları