‘Biz onlardan cumhurbaşkanı bile yaptık’

‘Bin yıldır kardeşiz, kız alıp verdik”ten sonra söylenen “Biz onlardan cumhurbaşkanı bile yaptık” sözü egemen ırkçı yapıyı bir cümlede özetliyor. Sözün sahibi Türk faşizminin elebaşı Alparslan Türkeş’di. Türkeş bu zihniyeti yüzünden, 1975’de MC hükümetinde başbakan yardımcısı iken geldiği Diyarbakır’da yoğun bir protesto ile karşılaşmış ve havaalanından dışarı çıkamadan Ankara’ya geri dönmek zorunda kalmıştı.

Aslında sadece bu söz bile faşist-ırkçı zihniyeti yeterince açıklıyor.

Yani “Biz ve onlar, yaparsak biz yaparız, bahşederiz ve azledersek de biz azlederiz. Kürtler köledir ve onların bütün haklarına sahipleri-sömürgeci efendiler olarak biz karar veririz!”

Medya hala kayyım mı, kayyum mu diye karar verememişken, Erdoğan’ın emireri vali-kayyımları belediye binalarına yerleşmiş bulunuyor. Erdoğan zaten seçimlerden önce tehdit ve ilan etmişti: “Yeniden seçilirlerse gene kayyım atarız” demişti. Ama İstanbul seçimlerinin yenilenmesinden dolayı, demokratik bir görüntü versin diye Binali Yıldırım Diyarbakır’a gitmiş ve Kürdistan nutukları çekmişti. Osman Öcalan ise Kurdi TRT 6-şeş’de Binali Yıldırım’a destek faaliyetine girişmişti. Bu ortamda hemen kayyım atamak zararına olabilirdi. Şimdi seçimler bittikten sonra Erdoğan yeniden atağa geçti.

Bütün bunlara rağmen Erdoğan-Bahçeli diktasının kayyımcılığını biraz irdelemek gerekiyor. Çünkü bu kararlar Erdoğan-Bahçeli diktasının önümüzdeki döneme ilişkin niyetlerini de ele veriyor.

Devletin en gerici kanadı olarak Erdoğan-Bahçeli çetesi kanlı diktalarını sürdürebilmek için her yola başvurabilecek bir tiynettedir. Bunu bugüne kadar ispat ettiği gibi bundan sonrası için de niyetlerini ortaya koymuşlardır.

Bu nedenle sürekli olarak savaş kışkırtıcılığı, felaket tellallığı yapmakta ve halka korku vermektedirler. İktidarda kalmaları bu gerilim ve çatışma ortamında mümkün olmaktadır. Gerilim ve çatışma ortamını kışkırtarak yaptıkları her türlü yolsuzlukları, soysuzlukları, hırsızlıkları, katliamları doğallaştırmaya çalışıyorlar. Yerel seçimler öncesinde başlattıkları beka-iç ve dış düşmanlar, bir mermi kaç para vb. kışkırtmalar halk tarafından reddedilmesine rağmen ellerinde başka bir şey kalmadığı için aynı silahlara sarılmaktadırlar.

Esasen AKP-MHP diktası bitmiştir. Halka vaat edebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Yeni yalan bile bulamamaktadır. Bu nedenle eski yalanlarını tekrar etmekte ve zulmü arttırarak halkı bastırmaya çalışmaktadır. Bu bir bitiş ve can havliyle çırpınıştır. Bu çete düştüğü bataklıkta çırpındıkça daha da batacaktır.

“Onlardan cumhurbaşkanı bile yaptık” diyorlardı.

Şimdi “Sizden milletvekili, belediye başkanı, muhtar olmaz, hatta sizden seçmen bile olamaz yanlış kişileri seçiyorsunuz” diyorlar. Erdoğan medyasından yemlenen cazgır takımı halkın kandırıldığını ve bu nedenle HDP’ye oy verdiğini hiç utanmadan yazabiliyor.

Seçilmişleri görevden alarak, yerlerine emirerlerini tayin ederek verilen mesajın anlamı budur.

Bir yandan kayyımlar, siyasi soykırım operasyonları, bir yandan da askeri operasyonlarla halkın iradesini kırıp teslim almak istiyorlar. AKP-MHP diktası seçimi yüz defa da yenilese İstanbul seçimleri gibi her defasında daha büyük bozguna uğrayacağını biliyor. Bu nedenle yeni seçimlere gitmeden halkın direnişini ezmeye çalışıyor.

Güneydeki “Fırat’ın doğusu”nu işgal edemeyince intikamını kuzeydeki Fırat’ın doğusunda yaşayan Kürtlerden almak istiyor.

Erdoğan bütün ülkeyi Amed zindanına çevirmeye çalışıyor. Artık o bu zindanın başgardiyanıdır.

Tetikçi SS her gün Goebbels gibi bağırıp çağırıyor ama boşuna. Bu yaygaralar uğradıkları bozgunu gizleyemez. HDP’ye saldırdıkça kendi partileri bile bölünmeye başladı.

Artık onların Kürtleri bir şey yapmasına gerek yok.

Kürtler ne olacaklarına kendi iradeleri ve mücadeleleri ile kendileri karar veriyor, verecek.

Erdoğan’ın kayyım zulmüne karşı halkların ortak direnişi bunun müjdecisidir.

Yazarın diğer yazıları